Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın üniversiteden tanıdığı Kasımpaşalı, İsrail'deki Türkiyeli Yahudiler Birliği Sözcüsü Musevi Rafeal Sadi, siyonist rejimin Gazze'ye yönelik saldırılarını savunarak Başbakan Erdoğan'a ağır hakaret ve suçlamalarda bulundu..
TV8'de yayınlanan programa telefonla katılan ve İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon'un Türkiye büyükelçisi Oğuz Çelikkol'a yönelik küstahlığının ve Türkiye-İsrail ilişkilerinin ele alındığı programda Rafeal Sadi'nin spikeri de çıldırtan kalleşçe sözleri:
Bu olay İsrail'de bu çok önemli bir kriz olarak algılanmadı, çok büyük bir sorun olarak görülmedi. Sadece basında, dışişleri bakan yardımcısı Ayalon'un yanlış yaptığı işlendi. Aklın yolu bir, sonuçta özür geldi. Ancak şu unutulmamalı ki, bu tepki kaçınılmazdı, beklenen bir durumdu. Çünkü altı senedir, Türkiye başbakanımız sayın Recip Tayyip Erdoğan İsrail'i çok acımasızca eleştirmekte ve çok sıkı bir şekilde hakarete varan bir uslup ile İsrail devletini, halkını ve ordusunu çok kötü yaralamaktadır...
Spiker: Ben sizin değerlendirmenize katılmıyorum. Ben başbakanın İsrail toplumunu eleştiren açıklamasını duymadım..
Siz katılmayabilirsiniz, ben buradaki durumu aktarıyorum. Siz Davos'taki sözlerine dikkat ederseniz, başbakanın "siz adam öldürmeyi çok iyi bilirsiniz" şeklindeki sözleri bütün İsrail toplumuna şamildi. İsrail toplumu bunu aldı. İsrail devleti, İsrail hükümetleri, İsrail halkı bu güne kadar Türkiye ile ilişkileri bozmamak adına bunları hep sineye çekti. 6-7 senedir ilişkide bulunduğum bütün dışişleri yetkilerine, Türk yetkililerine, büyükelçilerine bunu dafalarca izah ettim. Çünkü günün birinde burada da bir adam, bir densiz çıkıp da benzer bir şeyler söylese işte o zaman kıyamet kopacak. Çok şükür ki ucuz atlatıldı dediğimiz bu kriz de bu şekilde sona erdi ama daha kötüsü de gelebilir.
Spiker: Ne gelebilir mesela?"
İlişkiler soğuyabilir, ilişkiler kopabilir. Resmi ilişkilerden bahsediyorum, halklar arasında ilişkileri kimse bozamaz.
Spiker: Doğru mu anlıyorum, İsrail dışişleri bakanı yardımcısının Türkiye büyükelçisine yaptığı hareketi, normal, beklenen bir şey mi olarak anlatıyorsunuz bize?
Hayır, biz İsraildeki Türkiyeliler Birliği olarak İsrail dışişleri bakanlığına bu yapılanın yanlış olduğunu ve özür dilemesi gerektiğini anlatan mektup yazdık. Burada bir yapılan bir ayıbın bir yanlışın başka bir ayıbın örtücüsü olamayacağını anlatmak istiyorum.. Sayın Başbakan tam bir Kasımpaşalı lisanıyla İsrail'e çok yükleniyor. ben de Kasımpaşalıyım. Burada da bir hıyar çıkıp yanlış bir şeyler yapabilir. Kusura bakmayın televizyonda hıyar denir mi bilmiyorum ama,
Spiker: denmez, demeseniz daha iyi olurdu
-Salatalık.
Spiker: Rafi bey siz orda Türk cemaatinin önemli isimlerinden bir tanesisiniz. Sadece Türkiye'de değil, uluslar arası toplumda İsrail'in özellikle de Gazze'de yaptıklarıyla ilgili başbakanımızın söylediklerinden çok farklı bir hava yok. Bu sürecin düzelmesi adına her iki tarafın da ılımlı adımlar atması, bu özür meselesi iyişkilerin düzelmesi açısından önemli bir şey, oradaki Türk nüfusu da yakından tanıyan biri olarak, ilişkilerin daha iyiye gideceğini mi görüyorsunuz yoksa daha olumsuz mu bir beklentiniz var?
Ben bir kere olumlu düşünen, ileriyi hep iyi gören bir insanım, ben inanıyorum ki bu ilişkiler bizi daima daha iyiye götürecek. Her şerden sonra bir hayır vardır. İnanın ki, bu durum her iki tarafa da bir takım dersler verecektir. İlişkileri öldürmemek ve daha kötüye götürmemek adına nasıl daha iyi yapabiliriz çabası içine sokacaktır. Ben size basit bir örnek vereyim; Türkiye 6 senedir Türkiye'ye gereken cevapları vermemekle yanlış yapmıştır.
Spiker: Ne demek o?
Şöyle söyliyeyim, Türkiye başbakanı çıkıp da "Gazzeyi neden bombalıyorsunuz? Gazze'den İsrail'e bu ay içinde bomba atılmadı ki! Niye oraya bomba atıyorsunuz?" dediği zaman, başbakan ya doğru söylemiyor, yahut da yanlış bilgilendiriliyor. Sadece, son iki hafta içinde Gazze'den İsrail topraklarına 15 tane roket geldi. İnsanlar öldü ya da ölmedi ama 15 tane roket geldi. Devletlerin görevi kendi vatandaşlarını korumaktır.
Spikear: Rafi bey söyledikleriniz bana çok enteresan geldi, hele bunu bir Türk'ten duymak. Yani şimdi bunun karşılığı İsrail'in Gazze'de çoluk çocuk demeden yaptığı kıyım mıdır?
Ben savaşın savunuculuğunu yapmıyorum. Ben şunu söylüyorum. Sayın Başbakan Hariri ile basın toplantısında dile getirdiği yanlışı söylüyorum. İsrail kendini savunmak zorundadır.
Spiker: Bunun nesini savunuyorsunuz?
Bir dakika dinleyin anlayacaksınız. Başbakan dedi ki, İsrail niye Gazze'yi bombaladı? 15 tane füze düştü buraya. İsrail diyor ki, kim bana ateş ederse gidip onu imha etmek zorundayım"
Spiker: Çoluk çocuk demeden..
Ne demek çocuk çocuk. Kim ateş ederse"
Spiker: Yani İsrail'e o füzeleri gönderen, geçen sene gazetelerde de resimleri konulan o çocuklar mıydı?
Ben sizinle geçen sene ki Gazze savaşını tartışmıyorum. Ben bu haftaki bombalama olaylarını söylüyorum. Yani yanlış bilgilenme var, Türkiye başbakanı tarafından. İsrail bunları açıklığa kavuşturmak zorundadır. İsrail kim kendine karşı yanlış ifadelerde bulunuyorsa çok diplomatik ve çok akli cevaplarla cevap vermek zorundadır. İsrail şimdiye kadar bunu yapmadı. Yanlış buradadır onu anlatmaya çalışıyorum. Şunu da söylemek istiyorum, nasıl ki Türk toplumunun onuru varsa, İsrail toplumunun da onuru vardır, bunu kimse dikkatinden kaçırmasın. Her Cuma günü Beyazıt meydanında İsrail bayraklarının yakılması İsrail toplumunun onurunu zedelemektedir. Buna dikkat etmemiz lazım, Türk toplumu buna dikkat etmek zorundadır. Sıkıntıların bir bölümü bu tür olaylardan kaynaklanmaktadır.
velfecr
İslamigundem