Türkiye'de 'İnsan' Var 'Hakkı' Yok!

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde ülkemizde ihlaller tam gaz sürüyor.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde ülkemizde ihlaller tam gaz sürüyor. Ülkemiz, İnsan Hakları Günü’nde kapkara bir tablo ile karşı karşıya. AB uyum yasaları, anayasa değişiklikleri ve hükümetin zaman zaman çıkardığı kararname ya da yayınlattığı genelgeler dahi ihlallerin önüne geçemiyor.

Hükümetin AB standartlarında çıkardığı yasalar uygulamaya aktarılamadığı için Türkiye’nin adı hâlâ insan hakları ihlallerinin yoğun olarak yaşandığı ülkeler arasında geçiyor. Güvenlik güçlerinin yetkileri ile insan hakları ihlalleri paralel olarak artış gösteriyor. Türkiye’de 2007 yılının ilk altı ay içinde 400’ün üzerinde insan hakları ihlali tespit edilmiş durumda. İnsan hakları ihlallerinde en çok görülen ise, işkence, kötü muamele ve şiddet.
AB YOLUNDAKİ TÜRKİYE’DE GÖRÜLEN HAK İHLALLERİ İNANÇ VE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ
Türkiye’de süresiz olarak devam eden ve en geniş insan hakları ihlaline maruz bırakılan hakların başında inanç ve düşünce özgürlüğü geliyor. Başörtülü oldukları için binlerce kız öğrencinin eğitim hakkı yıllardır süresiz olarak gasp ediliyor. Başörtüsüne bağlı bir diğer hak ihlali ise kamu kurum ve kuruluşlarında görev alma ve hizmetten yararlanma alanında kendisini gösteriyor. Sadece başörtülü oldukları için kadınlar milletvekili seçilemiyor, devlet memuru olamıyorlar. Ayrıca insan haklarının temel ilkesi olan sağlığın korunması ve sağlık hizmetinden eşit bir şekilde yararlanılması ilkesi ihlal edilerek birçok hastaneye başörtülü kadınlar alınmıyor. Yine başörtülü kadınlar evlatlarının görev yaptığı askeri tesislere giremiyorlar.
Düşüncenin suç sayılması konusunda Türkiye 84 yıllık Cumhuriyet geleneğini tavizsiz sürdürüyor. Değiştirilen ve yeni çıkarılan yasalara rağmen düşünce suç olmaktan çıkarılamıyor. Terörle mücadele bahanesi ileri sürülerek basın ve yayın organlarına sansür konulabiliyor. Yöneticilerin beceriksizliklerinin, terörle mücadele adı altında üstü örtülerek, halkın en doğal hakkı olan haber alma hürriyeti engelleniyor.
YAŞAMA HAKKI
Çağ atladığı iddia edilen Türkiye’de hâlâ faili meçhul cinayetler işleniyor. 12 vatandaş, gün ortasında, bir minibüsün içinde, hem de devletin güvenli bölge ilan ettiği bir alanda el bombaları ve uzun namlulu silahlarla katlediliyor ve olay PKK’nın üzerine atılarak kapatılıyor. Karakola düşen bir sığınmacı gördüğü kötü muamele sonucunda hayatını kaybediyor. Türkiye genelinde polis ve jandarma karakollarında tespit edilmiş çok sayıda işkence vakası bulunuyor.
HAKSIZ GÖZALTI
Türkiye AB’ye yaklaşmaya çalıştıkça sanki görünmez bir el onu çekerek uzaklaştırmaya çalışıyor. Türkiye genelinde en basit yasal haklarını kullanmak isteyen insanlar keyfi gözaltılara maruz kalıyor. Antalya’da gösteri ve yürüyüş haklarını kullanan başörtülü kadınlar küçük çocuklarıyla beraber gözaltına alınyor. İstanbul Habibler'de bir mescitte sohbet yapan insanlar jandarma baskını ile gözaltına alınarak saatlerce sorgulandıktan sonra suç unsuruna rastlanmadığı için serbest bırakılıyor. Gözaltına alınan vatandaşlar söz konusu mescidin defalarca jandarma baskınına uğradığını belirterek, her defasında suç unsuruna rastlanmamasına rağmen haksız gözaltıların sürdüğünü ve artık jandarma baskınlarından bıktıklarını söylüyorlar.
PARTİ KAPATMALARI
Oligarşik yönetim anlayışının yansıması olan kendisinden başkasına tahammül edememe, tek parti mantığı ile günümüzde de sürdürülüyor. Sistemle çatışan partiler kapatılarak insanların seçme ve seçilme hakkı ellerinden alınıyor. Özgür temsil hakkına darbe vuruluyor. Yakın zamanda kapatılan RP, FP, DEP ve HADEP’ten sonra şimdide DTP’nin kapısına kilit vurulmaya çalışılıyor.
SAVUNMA HAKKI GASPI
Yüksek Askeri Şura kararlarına yargı yolunun kapatılması ile binlerce insanın savunma hakkı ellerinden alınıyor. Hakimler ve savcılar kendi ağızlarıyla, özellikle devletin güvenliği ile ilgili kararlarda siyasi davrandıklarını itiraf ederek, insanları siyasi görüşlerine göre yargılayıp hak etmedikleri cezalara çarptırıldıklarını, ya da hak ettiklerinden daha az cezalar verdiklerini itiraf ediyorlar.
CEZAEVLERİNDE HAK GASPLARI
Cezaevlerindeki insan hakları ihlalleri de getirilen her yeni sistemle artarak sürüyor. Çeteler cezaevlerini haraca bağlarken, siyasi tutukluların izinsiz ve keyfi sorguları sürüyor. Mahkumları tecrit eden F tipi cezaevleri suçluları cezalandırmanın ötesinde işkence yöntemine dönüştürülerek, tutuklu ve hükümlüler psikolojik işkenceye maruz bırakılıyor.
GÖSTERİ VE YÜRÜYÜŞ HAKKI
Anayasasın koruması altında bulunan gösteri ve yürüyüş hakkı kanunlarla yöneticilerin keyfine bırakılarak, insanların kendilerini ve düşüncelerini ifade etme hürriyetleri ellerinden alınıyor.
GÜVENLİ BÖLGELER OHAL GİBİ
Askeri eğitim ya da tatbikat gibi faaliyetler yüzünden Genelkurmay’a verilen güvenli bölge ilan etme yetkisi, amacı dışında olağanüstü hale dönüştürülerek, özellikle Doğu ve Güneydoğu'da hak ve hürriyetler askıya alınıyor.
-------
Gergerlioğlu: Eksiğimiz çok
"İnsan Hakları açısından Türkiye’de olumlu bir takım gelişmeler oluyorsa da genel olarak ne yazık ki iyiye gitmiyor. Özellikle devlet-birey ilişkilerinde insan hakları ihlalleri artıyor. Gücü elinde bulunduran devlet bireye karşı suç işlemekten kaçınmıyor. Devlet, güvenliği sağlarken çok dikkatli olmalı, insan hakları güvenliğe kurban edilmemelidir. Güneydoğu'da faili meçhul cinayetler devam ediyor. Çeteleşmeler sürüyor. İşkence hâlâ bir sorgu yöntemi olarak kullanılıyor. Artan terör olayları AB sürecinde kazanılan insan hakları uygulamalarını neredeyse ortadan kaldırdı. Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu bile uzun süre atıl kaldı. Bizim Mazlum-Der olarak götürdüğümüz çok önemli insan hakları ihlalleri bile yeterince takip edilmiyor. İhlalciden durumu soran bir formatta çalışıyor. İhlali yapan kuruma “Siz böyle bir şey yaptınız mı?” diye sorup sonra oradan aldığı cevabı bize ileten bir anlayışla çalışıyorlar.
EN BÜYÜK İHLAL MUHTIRA
Bu yıl içinde insan haklarına vurulan en büyük darbenin 27 Nisan muhtırası olduğuna inanıyorum. Silahlı bir takım güçlerin hukuk dışı bir kararı dayatmak için gece yarısı internet sitesinden yayınladıkları muhtıra ne yazık ki bu yıla damgasını vurdu. Türkiye’nin en trajik ihlali ise küçük Tevhide’nin başına gelen olaydır. Din ve vicdan hürriyeti anlamında bir geriye gidiş var. Başörtülü kadınlar törenlere alınmıyor, başbakanın eşi bile hastaneye giremiyor. Bunlar tabii ki geriye gidiş alametleridir. Türkiye’deki yasakçılar ne yazık ki başörtüsü üzerinden bir savaş yürütmeye çalışıyorlar. Eşi üzerinden yıpratılmaya çalışılan Cumhurbaşkanı’nın insan hakları alanında geri adım atmasını istemiyoruz. YAŞ kararlarını imzalamasını insan hakları anlamında bir geriye gidiş olarak değerlendiriyorum.

Vakit

Güncel Haberleri

İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı