Turkish Gladiogate!

Abdurrahman Dilipak


Önümüzdeki günlerde devlet ve hükümet başkanları, ABD Başkanı Obama'yı kutlamak için Amerika'ya akın edecekler.. Ardından Obama mini bir dünya turuna çıkacak.. Bu çerçevede Erdoğan da Amerika'ya gidebilir..

Obama da iadei ziyaret kapsamında Mısır, Filistin ve İsrail ardından Bağdat ve Ankara'yı ziyaret edebilir.. Bakarsın Van"a da gider!
Tabii bu arada Kenya, Endonezya ziyaretlerini de unutmamak gerek.. Oralarda da görkemli gösteriler düzenlenebilir..
Erdoğan-Obama görüşmesinde bana göre sadece ikili anlaşmalar ve bölge sorunlarının değil, Ergenekon konusunun da ele alınmasını beklemek gerek..
Bana kalırsa ABD Ergenekon soruşturmasında açık olarak taraf. Sürece müdahale ediyor.. Ama tabii ki örtülü bir şekilde..
Özel Harbi kuran ABD, yıllarca, soğuk savaş döneminde bu kadrolara eğitim, para ve silah verdi.. Yani bu belayı başımıza saran ABD ve NATO..
Soruşturma derinleşecek olursa, bu işin sonunda birçok NATO ülkelerinde de derin tartışmalar gündeme gelebilir.. Bu işin bir ucu ABD'ye, İngiltere'ye, Almanya'ya, İtalya'ya, Fransa'ya, İsveç'e, İsviçre'ye, Brüksel'e, Hollanda'ya, Vatikan'a kadar uzayabilir..
Suriye, Yunanistan, Kıbrıs, Bulgaristan ve Rusya'yı da bu listeye ekleyebilirsiniz. Ve tabii İran, Afganistan ve Irak"ı da..
Özellikle ABD ve NATO, İrangate olayından daha vahim bir durumla karşı karşıya kalabilir..
Türk Gladiosunu kazırsanız, arkasından terör örgütleri, Mafia, uyuşturucu kaçakçılığı, petrol kaçakçılığı, insan kaçakçılığı, suç örgütleri, herkes ve her şey çıkar.. Tehdit, şantaj, cinayet, rüşvet, döviz kaçakçılığı.. Bu örgütün eli-kolu uzun. Sadece JİTEM ve MİT'le, Emniyetle sınırlı değil.. CIA da çıkar bu işin içinden FBI da, MI5 de, SISDE de... hangisini derseniz. Mason locaları, Tapınak Şövalyeleri İllüminati, Thule örgüt vesaire vesaire..
Sadece Mumcu cinayeti yok, Papa suikastı da Olof Palme cinayeti de çıkar bu sihirli şapkanın içinden..
ABD bu yapının tasfiye olmasını istiyor. Daha doğrusu, kontrol dışı unsurları tasfiye ederek, ılımlı İslâmcılardan oluşan bir yeşil Ergenekon örgütlemek istiyor.. Tabii işin içinde herkes olur da, merkeze yeşilleri alırlar.. Ötekiler bunun şemsiyesi altında olur..
Ama eski Masonik, Kemalist ağırlıklı yapının ise, merkez tarafından dışlanması sözkonusu. Bizimkilerin hazımsızlığı buradan kaynaklanıyor.. Bu biraz da bir kıskançlık histerisi..
Ağa, kendine kafa tutan, çifliği soyan kahyayı değiştirmek istiyor. İşin aslı bu..
Sağ-sol, ilerici-gerici, Alevi-Sünni, Kürt-Türk diye bizi bize kırdıran hainler bunlar..
Yine "zenci ağa", eski kahyasının pisliklerinden ne kadar haberdar bilmiyorum ama, Obama bu konuda Bush"un karanlık odadaki işlerinin hesabını soracak olursa belki kendine bazı şeyler anlatabilirler..
Bir gün bu belgeler ortaya dökülecek olursa, ABD en az Irak konusunda dünya kamuoyunun gözünde ne kadar zor durumda kaldı ise en az bir o kadar daha zor durumda kalır..
Türkiye, "karanlık odadaki güneşi gizleyen" "Şeytan Üçgeni"nin merkez üssü gibi. Irak gerçeğinin detayları da burada gizli..
Yeraltındaki silahlar, nükleer atıklar, stoklar incelenirse durum ortaya çıkar. Kontrol edilmeden ise bu derin yapının gölgesi, ülkenin üzerinden eksilmez..
İçişleri eski Bakanları, Emniyet Müdürleri niçin susuyor? Özal'ın abisi de susuyor, mesela Özal suikastı konusunda. Mumcu'nun karısı CHP'de, abisi İP'de. Ne menem şeydir bu? Mesela Necdet Menzir, Hayri Kozakçıoğlu, bir zamanların tanınmış isimleri Ünal Erkan, Mehmet Ağar olup bitenler konusunda neden susarlar? Tantan"ın söylecek bir sözü yok mudur? Çevik Bir, Özkasnak ve daha niceleri.. 28 Şubat'ın İçişleri Bakanı'nın söyleyecek bir sözü olmalı gelişmeler karşısında..
Bana kalırsa Türkiye hükümeti de bu işten geri adım atamaz, ABD de.. Tek başına yargı marifeti ile bu iş tasfiye edilemez.. İktidarın da kararlı, cesur desteği gerek. İdari soruşturmalarla bu sürecin hızlandırılması gerek.. O da yetmez, TSK, MİT ve Emniyetin kesin desteği, işbirliği şart..
Eğer bu olmazsa, ne olur biliyor musunuz, süreç kontrolden çıkar.. Birileri darbe planları yapar, suikastlar başlar.. Sonuçta darbe bastırılır ve darbeyi bastıran güç yapacağını yapar. O yapamazsa yeni bir darbe daha olur, o zaman da halk sokağa çıkar.. Ne kanun tanır, ne nizam.. Bu iş nereye varacaksa varır. Ama ülke de, halk da, ekonomi de, bu işin içindekiler de, dışındakiler de çok ağır bir bedel öderler..
Eğer bu iş denetimden çıkarsa, sadece Türkiye değil, bu işe bulaşmış ülkelerde de büyük depremler yaşanır. İktidarlar yıkılır. Yeni davalar açılır.. AB ve NATO içinde krizler yaşanır..
Türk Glaidosu, İtalyan Gladiosuna, İspanya, Alman Gladiosuna benzemez.. Bazı Media ve sermaye grublarının karanlık ve kanlı ilişkileri Washington'a, Berlin'e, Paris'e, Londra'ya, Roma'ya uzanır.. Karmaşık çıkar ilişkileri, karapara trafikleri ile kimin eli, kimin cebinde bu tezgâhta belli değildir..
Şimdi, hükümetin acil olarak anayasa değişikliğini gerçekleştirmesi ve güçlü bir kamu reformu, yargı reformu, TSK'nın rejim içindeki yerini yeniden belirleyecek reformları yapması gerek. Yoksa bir yanlıştan kurtulurken yeni bir yanlış yaparız..
Obama'ya Türkiye gerçeğini bir anda anlatmamak gerekir.. Sonra dudakları uçuklar, uykuları kaçar, morali bozulur. Şeytanın kandırdığı insanın yaptıklarından hayrete düşmesi gibi, kendi örgütledikleri derin gerçeğin sonuçlarına tanık olmak Obama'yı korkutabilir..
Türk Gladiosu Guantanamo'dan daha vahşidir! Bu zihniyet değil midir ki, bir cihan imparatorluğu olan Osmanlı'yı yıktı. Yavruları, TC'yi temellerinden sarsmakla kalmıyorlar, bütün bir bölgenin başına bela oluyorlar.. Media, Mafia, Sermaye, Siyaset, Bürokrasi, STK ne ararsan hepsi burada!
Bana kalırsa Gladiogate"nin mesela ABD üzerindeki etkisi, İzlanda krizinin İngiliz ekonomisi üzerindeki etkisinden daha vahim olabilir..
Türkiye hedefine ulaşmak istiyorsa, akıllı, bilgili, cesur, kararlı, istediği şeyin bedelini ödemeye hazır bir kadroya sahip olmak zorundadır. Yoksa bu ülke çılgın bir at gibi süvarisini sırtından atar.. Ya yönetirsiniz ya da yönetilirsiniz. Yani ya bu deveyi güdecek ya da bu diyardan gideceksiniz.. ABD yola devam derken, Obama'ya ihtiyaç duyduğunda onu başa getirebiliyorsa Türkiye de Kürtçe tartışmasını bırakıp, 19. YY'dan, savaş yıllarında ortaya çıkan kavram ve kurumlardan kurtulup, yeni dünyanın gereklerine göre yeniden yapılanmalıdır..
Selâm ve dua ile..
vakit