TRANSHÜMANİZM VE ÇÖP İNSANLAR!

Abdurrahman Dilipak

Beyniniz işgal ediliyor, kalbiniz de. Artırılmış sanal gerçeklik, gerçekten daha öte bir şey.

Sadece beynimiz işgal edilmiyor. Siber Köle insanlar eliyle, evlerin, şehirlerin, iş yerlerinin, hatta cep telefonları ve otomobillerin içine bile kameralar yerleştiriliyor. Bu gözlerin arkasında Şeytan’ın gözü var. Mikrofon olan her yerde Şeytan’ın kulakları var. Durmak yok, yola devam, Şeytan’ın krallığı için biyonik robotlar olarak çalışmaya devam edin. Akıllı arabanıza bindiğinizde yanınızda bir sanal ajanın olduğunu biliyor musunuz?

Bir Siyonist diyor ki “Sosyal media’da bize öfkenizi kusun, bize karşı planlar yapın ve bunları kendi aranızda tartışın, paylaşın. Biz hepsini izliyoruz. Gün gelecek kendi ülkenizin dışına çıkmayacaksınız. Paranız olsa da harcayamayacaksınız, işinizden kovulacaksınız. İşletmeniz varsa sizi iflas ettireceğiz, yuvanızı dağıtacak, çocuklarınızı elinizden alacağız. Bugün yapay zeka ve sosyal media üzerinden her adımınızı izliyor, her şeyi kaydediyor, dosyalıyoruz. Bilgisayarınızda her tuşa bastığınızda, telefonunuzla konuştuğunuzda kendi dosyanıza kendi aleyhinize bir belge daha ekleniyor. Ne yiyip içtiğinizi biliyoruz. Kullandığınız ilaçları da biliyoruz. Hastalıklarınızı da takip ediyoruz. Vücut ısınıza, nabzınıza kadar, hatta neye kızıp, neden hoşlandığınıza kadar her şeyinizi biliyoruz. Halkın önünde konuştuklarınızı da biliyoruz, kapalı kapılar arkasında fısıldaşarak konuştuklarınızı da. Kriptolu haberleşmelerinizi de kaydediyoruz. Biz tanrının seçtiği, onun ailesinden olan bir kavimiz. Ya itaat edeceksiniz ya da gün gelecek sizi yok edeceğiz. Çünkü yaşamayı hak etmiyorsunuz.”

Uzmanlar yapay zeka, “Nesnelerarası iletişim”, 5G konusunda uyarıyor. Bütün bunlar “Trans Hümanizm” projesinin birer parçası olarak önem kazanıyor. Yarın deri altına Chip taktıktan sonra biyonik robotlara dönüştürülmüş olacağız. Dahası sistem zararlı. Gördüğü fikirleri doğrudan silebilecek. Hatta sizi, hayallerinizi, rüyalarınızı yönetebilecek.

Google eski CEO’su Eric Schmidt itiraf etmişti daha önce. Aslında süreç 2024’ün sonunda başlatıldı. Daha önce bizim bugün adını bile unuttuğumuz METAVERSE diye bir proje vardı. “ÖTEKİ DÜNYA” yeryüzüne indiriliyordu projeye göre. Metaverse (veya sanal evren/metaverse platformları) 2021-2022 yıllarında Türkiye’de de büyük heyecan uyandırdı. Birçok şirket/kişi Decentraland, The Sandbox gibi global Metaverse platformlarında sanal arsa alıp iş yeri, dükkan, mağaza açmaya başlamıştı. Vodafone Türkiye, Decentraland’de ilk Metaverse mağazasını açtı, ardından Turkcell, LC Waikiki Türkiye’de ilk MetaStore sanal giyim mağazası açtı. Kiğılı, RE/MAX, İş Bankası gibi markalar da sanal ofis/işyeri veya mağaza kurdu. Sonra bu projeden vazgeçildi.

Futbol nasıl kitleleri uyutan bir beşiğe dönüştürülüyor ise bugün yapay zeka ile de birileri insanların satın alma ve karar verme süreçlerini yönlendiriyorlar. İnsanların algılarını ve düşüncelerini dönüştürmek için UK ULTRA, beyin manipülasyonu protokollerini uyguluyorlar. Yapay zeka sadece bir ‘araç’ değil. İnsana karşı kurgulanmış, insan ötesi dünyanın inşası için herkesle bir şekilde ilişkilendirilen bir ajan. Sistemin kullanıcıları hiçbir şeyin farkında değiller. Projenin sahipleri kitleleri bu şekilde mışıl mışıl uyuturken, Global Reset çetesi eski dünyanın ulus devlet ve uluslararası düzeninin fişini çektiler. Bu yeni elitler yeni dünya düzeni için düğmeye bastılar.

2025’de başlayıp 2030 da sona erdirmeye çalıştıkları süreçte ilk adım olarak, yazılım yapan yapay zeka ve yapay bilinç sistemleri devreye sokulmaya çalışılıyor. Bu sürecin sonunda bir çok yazılımcının ve üst düzey matematikçinin sonu gelmiş olacak. Çünkü yapay zeka bu işi çok daha kısa sürede ve çok daha ekonomik şartlarda gerçekleştirebilecek. Şu anda yapay bilinç üzerinde çalışıyorlar. Yapay zeka mevcut bilgileri kullanarak kimsenin komut vermesini beklemeden, kendi dilini üretecek ve kendi ihtiyaçlarına uygun yazılımları kendi kendine yazarak, kendini daha da geliştirecek. Kendi kodlamasını yapınca artık insan onu değil, o insanı yönetecek. Bu seviyede sistem en zeki matematikçiden, fizikçiden, kimyacıdan, sanatçı ve politikacıdan daha zeki, daha hızlı ve doğru karar veren bir seviyeye ulaşacak. Bugün gelinen noktada Palantir uygulamaları ile istihbarat ve savaş yönetimi yapay zeka ile simüle ediliyor. Şirketlerin yatırım planları, stratejileri, piyasa analizi yapay zeka üzerinden yapılıyor. Tüm insanlık sisteme entegre olduğundan, insanlık ailesinin toplamından daha zeki bir varlığı kendi ellerimizle üretiyoruz. Ve bu güç kimin elindeyse dünyayı o yönetecek. Bu güç bir adım sonra kendini yönetenleri de kendi yönetecek!

Kontrol edemediğiniz güç, sizin için bir güç değil, size yönelik tehdittir. Bu gün biz bu canavarı kendi ellerimizle üretiyor ve besliyoruz. Dijital dönüşüm ofisleri ve teknoloji şirketleri, ilgili bakanlıklar, aslında Siber kölelik kurumlarına dönüşüyor giderek. Yıkıcı bir fırtına yaklaşıyor ama çoğunluk bunun farkında değil. 2030’a giderken önce en zeki insandan daha zeki bir yapay zeka, ardından da insanlığın toplamından daha zeki bir Süper Zeki bir yapay bilinç geliyor.

Bilgisayarla temasımızı en aza indirelim. Bakın bilgisayarınızdaki hiçbir bilgi gizli değil. Güvenli haberleşme yapacağınız bir sosyal media ya da yapay zeka yok. Sosyal media, sizin kardeşleriniz arasında çocuklarınız hakkında, karı kocanın bir biri hakkında bildiklerinden çok daha fazlasını biliyor. Sizin nerelere gidip geldiğinizi, kimlerle buluştuğunuzu, ne konuştuğunuzu da biliyor. Dostlarınız ve rakiplerinizi, düşmanlarınızı da takip ediyor. Kamuoyu araştırması yapmasına gerek yok. Herhangi bir coğrafi bölgede kim, dini, ideolojik, politik etnik, gelir durumu, eğitim seviyesi, yaşa göre hangi konuda ne düşünüyor, hangi parti üyeleri tercihlerindeki değişimin yönü ve sebebini de biliyor ve tüm bu bilgileri size soru sorarak değil, sizi izleyerek elde ediyor. İhtiyaç duyarsa, avatarlar üzerinden sosyal ağlarda bir tartışma oluşturarak, oradan sağım yapabiliyor.

Akıllı saatler, akıllı süpürgeler hepsi sizi izleyen birer ajana dönüştürülebilir. O kaliteli kulaklıklar, Bio Hackerler’in beyninizin kontrolünü ele geçirmek için Bio Hackerlerin elinde bir anahtara dönüşebilir. Bio Rezonans ve Subliminal mesajlarla şuur altına yüklemeler yapılabilir.

Siz bilgisayarı, yapay zekayı, sosyal ağları kullandığınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz; o ağlar, sizin onları kullandığınızdan daha fazlası ile sizi kullanıyor. Hele o Whatsapp benzeri ağlar, tam da istihbarat örgütlerinin sağım ve yükleme merkezleri.

Gün gelecek, insana gerek kalmayacak. Trans Hümanizm projesi sınırlı sayıda insana ihtiyaç duyuyor. Yoksa Avatarlar bir çok şeyi yaparken, Humanoidler dış dünyada otonom bir şekilde insanın yaptıkları her işi yapabilecek. Eğitime, erginlik yaşına gerek yok. Üretildikten hemen sonra ve gerekli donanım ve yazılımları yüklediğinizde o harekete geçebilir. İster maden ocaklarında çalışsın, ister askerlik yapsın, ister doktor ya da mühendis olsun. Biyolojik robotlar istiyorsanız, herhangi bir insanın geninden onu klonlayarak bir benzerini üretebileceksiniz. Buna Klonoid diyorlar. X-eneboth’lar ise her hangi bir canlıdan alınan hücrelerden yeni bir canlı tipi de üretebileceksiniz.

Genomik teknolojiler, CRISPR-Cas9 gen makaslama, sentetik biyoloji, beyin-bilgisayar arayüzü (BCI), Nöroteknoloji ve yapay zeka entegrasyonu ile ilgili gelişmeleri siyasilere, bürokratlara anlatıyorsunuz, sadece dinliyorlar, ama anlamıyorlar. Ya da anlamak istemiyorlar. Bunlar sadece biyolojik klonlama değil; aynı zamanda beyne yüklenen dijital yazılım (mind uploading, neural lace tarzı), Kontrol ve davranış programlaması için kod/yazılım katmanı, Yapay zeka destekli bilişsel sistem mühendisliği, “İnsan 2.0″ın işletim sistemi gibi çalışan nöral / dijital yazılımlardan söz ediyoruz. Nöral / Yapay Zeka Yazılımları Neuralink veya benzeri BCI (Brain-Computer Interface) yazılımları, Klonoid’in beynine yüklenen kontrol ve öğrenme kodları. Yapay zeka framework’leri insanoğlunu geri dönüşü olmayan bir çıkmaz sokağa zorluyor. Biz hala Starlink’lerin ne işe yaradığını, Starlinkler üzerinden neler yapıldığını, yapılabileceğini bile anlamış değiliz. Bugün Klonoid’in davranışını, kararlarını programlamak için TensorFlow, PyTorch, JAX ile eğitilen büyük dil modelleri veya reinforcement learning sistemleri, “Beyin Matematiği” veya Nöromatematik modeller test ediliyor. İsmail Hakkı Aydın’ın da değindiği gibi doğal nöronal yazılımı taklit eden veya aşan dijital yazılımlar artık hayatımıza dokunmaya başladı. Transhumanist / Sentetik Biyoloji Entegrasyon Yazılımları, Simülasyon yazılımları (Whole Brain Emulation projeleri), Klonoid’in zihnini dijital olarak simüle etmek veya yüklemek. Robotik, biyolojik hibrit sistemler için ROS (Robot Operating System), genetik simülasyon araçları ile insanların ve hayvanların 5 duyusu bile yeniden şekillendirilebilecek. Dahası, mesela hasta böbreğinizin yerine vücudunuz yeni bir böbrek daha yapabilecek, çekilen dişiniz yerine vücudunuz yeni bir diş daha çıkartabilecek. Yaşlanma yavaşlatılıp, hızlandırılabilecek.

Klonoidler için Genomik Nöral ve AI katmanlı hibrit bir işletim sistemi şu günlerde test ediliyor. CRISPR ile yazılan genetik kodlar, beyne yüklenen yapay zeka yazılımı ve sürekli güncellenen dijital “kişilik/firmware” kombinasyonları ile artık hayvanlar insan gibi akıllı varlıklara dönüştürülürken, insanlar bu insanımsı canlılar biyonik robotlar olarak insanın yerini alabilir. Bu ara formlar, insanla ve hayvanla nöral etkileşim ve iletişim içine girebilir. “Nesnelerarası İletişim”i bu anlamda bu konumda bir sıçrama yapabilir. Bu teknolojiler bu anlamda “İnsan Sonrası” dönemin en tehlikeli yanını gözler önüne seriyor. Bu yazılımları Kimin yazdığı, kimin kontrol ettiği ne bileceğiz. “Yazılım” çok kritik. Bu dünyada din, ahlak, gelenek, gelecek tasavvuru yok. Manevi ve insanî sınırları koruyan bir yaklaşım söz konusu değil. Bu insan fıtratına yönelik bir saldırıyı ifade ediyor. Klonoidler’den oluşacak siber kölelerden oluşacak bir ordu kurmak da mümkün olabilir gelecekte. Öte yandan bu yöntemle, eski din ve devlet adamlarını klonlayarak yeniden hayata döndürmek de mümkün olabilecek. Onun için mezarlıklara da sahip çıkmak gerek, saçımızın telinin bile başkasının eline geçmemesi gerek. Yoksa bir başkası sizin kopyanızı üretebilir.

Bu dehşet senaryosuna dur demek için karar verme zamanı daralıyor. Karar sizin. “Trans hümanizm” ve “Human 02” projesi hayata tam olarak geçirilirse, insanların çoğu “çöp insan” olarak tanımlanacak. Şimdi bu kadar insanı ne yapacağız diye düşünüyorlar. “sıfır atık” projesinde en büyük atık insan olacak. Bu ŞEYTANİ PLANda Lucifer’e kurban edilmek istemiyorsanız harekete geçin. “Hayır” deyin.

Selam ve dua ile.