Tersinden ırkçılık (1)

Merve Kavakçı

Bugün Muhammed Ali Clay’ın cenaze merasimine dair bazı notlar paylaşmak istiyorum. Bunlar, medyaya yansıyanların ötesinde müşahade edilenlere dayanılarak oluşturduklarımı içeriyor. Önce bir tesbit: Ali’ye gösterilen teveccüh hiç şüphesiz onun kişisel özelliklerinin de dışında içine doğmuş olduğu sosyopolitik konjonktürün yapısı ile de alakalı. Zeki, karizmatik, başarılı bir sporcu olarak kendine “benzeyenlerin” insan muamelesi göremediği bir dönemde yükseliyor Ali. Yetiştiği yerin toplumsal hafızası Rosa Parks’a işaret ediyor. Bir başka ifadeyle, siyah bir kadının tek yolcu olduğu bir halk otobüsünde beyazlara ait bölüme oturduğu için yerinden kaldırılan siyah’a işaret ediyor.  Siyah öğrencilerin üniversite kampüsüne hakaretler içinde yürümek zorunda kaldıkları bir dönem bu. Bizdeki 28 Şubat dönemine benzer bir dönem. Başından mezuniyet kepi kopartılıp tartaklanan, başörtüsüne saldırılıp parçalanan, bebeğine ve kendine saldırılıp pislik atılan başörtülü kadının Gezi’deki haline benzer bir dönem. Aynı zamanda segregasyonun yaşandığı bir dönem Ali’nin ülkesi Amerika’da. Yani siyah ve beyazların “ayrı mekan”larda ikame ettikleri, sosyalleştikleri kısacası birbirlerine “karıştırılmadıkları” bir Amerika’dan söz ediyoruz. Bu da bize yabancı değil, çünkü siyahilere ABD’de yapılanların benzeri zulümler Türkiye’de hem de hâlâ pişkin pişkin siyaset yapanlar tarafından da reva görüldü. Nasıl mı? Burası ABD. Tarih 1960. Restoranın girişinde “siyahlar giremez” yazılı. Burası Türkiye. Tarih 1998. Yaz kampının girişinde “başörtülü kadınlar ve evcil hayvanlar giremez” yazılı. DSP(şimdinin CHP’si)-MHP(şimdinin MHP’si)-ANAP(şimdinin hiçbir şeyi) koalisyonu 28 Şubat darbesinin bir parçası olarak bu ayrımcılığa imza atmıştı.

ABD’de böyle bir ortama doğan Ali, siyah kimliğinin uğradığı ayrımcılıktan rahatsız olarak “düşünmeye” başlar. Siyah niye hep kötüyü temsil eder diye sorar. Black mail (kelime manasıyla tercüme edersek siyah posta yani şantaj), black cat (kelime manasıyla tercüme edersek siyah kedi yani uğursuz), black Friday (kelime manasıyla tercüme edersek kara Cuma yani kölelerin ucuza satıldığı market) hep kötü bir şeylere referansla kullanılır, bu nedendir, merak eder. Siyahın ontolojik olarak yani yaratılış itibariyle, hikayenin başından beri kötü olduğu bilinçaltına işlenir olduğunu fark eder. Bunu fark etmesiyle beraber sporcu Cassius Clay’den aktivist, karizmatik lider, şampiyon boksör Muhammed Ali’ye olan yolculuğu başlar.

İkinci aşamada Ali’nin sorduğu soru neden. Neden ayrımcılık? Neden segregasyon? Neden çifte standart? Buna cevap ararken yolu Martin Luther King Jr’a çıktı. Onun meşhur “rüyası” misali bir hedefin peşinde koşmaya başladı. Ayrımcılığın, segregasyonun, çifte standardın ve köleliğin olmadığı bir sistem arayışına girdi. Evet Doktor King köleliğe dur diyordu, ama dini felsefesi olarak hıristiyanlık yetmiyordu Ali’ye. Zira zalimler bunu hıristiyanlık içinden yapmıştı. Oysa bunların ötesinde bir gerçek olmalıydı. Rabbını bulmak için yola çıkmış İbrahim misali, Ali de yoldaydı.

Devam edeceğiz inşallah.

yeniakit