Terörün pasaportu

Merve Kavakçı

Antropoloji biliminin önemli çalışma alanlarından biri olan etnografik çalışmalar araştırma alanımızın kültürle ilişkisini ortaya koyuyor. Ötekini incelemek için yola düşmüş olan antropologlar ellerine geçirdikleri verileri kendi perspektiflerinden değerlendirip bilgiye dönüştürürken; “kültür” denen tılsımlı kelimeyi dikkate almalardı, ilk başlarda. Kurduğum bu cümleyi düzeltmem lazım aslında, yola düşmüşler dedim ama, bazıları hiç yola da çıkmadan da oturdukları yerden bilgi üretmeyi becermişler. Hiç görmedikleri, hiç konuşmadıkları, hiçbir tanışıklıkları olmayan insanlar ve diyarları ile alakalı yazıp, çizmişler yıllarca. Onların dedikleri bilgi, savundukları tek gerçeklik olarak zihmize, literatürümüze girmiş. Çoğu kez misyonerlerin gidip gelmelerinden, askeri işgallerin yapılmasından edindiklerini, kulaktan duyma da olsa yazıya dökmüşler. Sonra sonra bu böyle olmuyor, gidelim, görelim, aralarında yaşayalım da bari ondan sonra bilgi diye satalım noktasına gelmişler.

Bu bağlamda modern etnografyanın babası kabul edilen Bronislaw Malinowski araştırmacının konusu ile ilgili ortamda kısa değil, çok uzun müddet yaşaması gerektiğini savunur, kültürün önemine vurgu yapar. Kültürel uygulamaların bir vakum içinde oluşmadığını, uzun süreli etkileşimler sonucunda bir toplumun birikimlerinden süzülerek fonksiyonel yanı ise yarar hale geldiğini ifade eder. Bir kültürde doğru, bir başka kültürde çok yanlış kabul edilebilir. Birinde kabul edilir olan diğerinde yasak da olabilir, birinde alkışlanan diğerinde horlanandır. Hayata baktığımızda kültürün şekillendiremeyeceği bir alan bulmak çok zordur. Şekilden şekile girer zira. Her alana da nüfuz eder. Siyasetin kültürü olduğu kadar, ekonominin de kültürü vardır. Sosyolojinin çalışma alanına kültürü sokmamayı kim yapabilir…

Terörü konuştuğumuz bu günde ne denli terör kültürünü konuşuyoruz, bunu sormak isterim kendimize. Terör kültürü diye bir şey var mıdır, mesela? Varsa eğer tek bir kültürden mi söz etmeliyiz, yoksa farklı farklı birkaç kültürden mi, onlarca mı, yüzlerce mi, yoksa sadece bir tane mi? Bu kültürün kriterlerini nasıl oluşturuyoruz mesela, yahut kimler ve nasıl oluşturuyorlar? Kültür dediğimiz şey beş, on yılda bir çırpıda oluşmazken terörün kültürü böyle midir acaba? Oluşumundaki dinamikler nelerdir, içinde bulunduğu zaman ve mekanla ne kadar etkileşir?

Ya terörün pasaportu? İçinde ne yazar, varsa? Türkmenlerin üzerine misket bombaları yağdıranların pasaportu nedir mesela? Bataclan’da gitar, davul, mikrofon arasında ateş açanınkinden çok mu yoksa az mı farklıdır yoksa hiç mi alakası yoktur? Amerika’da dün beş yüz kişilik bir grubun bulunduğu parka birileri silahlarıyla saldırmış da on altı kişi yaralanmış, ama terör kelimesinin telaffuz edildiğini duymuyoruz mesela. Kimler tarafından ve ne sebeple yapıldığı bilinmeyen saldırı diyerek veriyor yetkili ağızlar, hâlâ. Terörün pasaportunu bulamamışlar anlaşılan.

yeniakit