“Tapmam Sizin Taptıklarınıza”

Abdurrahman Dilipak

Derin Gerçekler

Bugün Cuma.
1 Eylül.
2023'ün son 4 ayındayız...

Gidişat iyi değil, kalabalıklar ve onları yönetenler, korkarım kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar. 10 Emre uymayan toplulukların helak şekillerini 4 kitapta da bulursunuz, 4 resulün hayatında da. Eğer iman ediyor ve imanınızın gereğini yapıyorsanız. Tek kişi de olsa kurtulanlardan olacaksını. Mahzun olmayacaksınız.

Evet, “içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden” Çok zor ve acılı, uzun sürecek bir imtihan bizi bekliyor. Allaha ve ahiret gününe iman edenler sabretsin, şükretsin, ve dirensinler, sonunda kazanacak olanlar onlardır.
Diyorum ki, Ey inkarcılar topluluğu, ey zalimler, insanların üzerinde İlahlık ve Rablik taslayan, “islah edicileriz” diye aramızda dolaşan “bozguncular!” Kan dökücü, inatçı müstekbirler. Ey “ıslah edici” maskesi ile aramızda dolaşan “bozguncu”, ins’in şeytanına dönüşmüş kafirler topluluğu ve onların peşine takılanlar, TAPMAM SİZİN TAPTIKLARINIZA.. Ve zaten siz de benim Taptığım Allah'a kulluk edecek, tapacak birileri değilsiniz! Ben de, o kalpleri mühürlenmiş, inatla yoluna devam eden, siyasi emellerini Global Reset çetesinin emelleri ile, Şahsi çıkarlarını, uluslararası finans kapitalin soygun sistemi ile tevhid edenlerin, TransHumanizm çetesi’nin ve Pedefolik Satanist çete’nin “Biyolojik cinsiyet, din, ahlak ve gelenekten bağımsız GENDER diye tanımlanan Cinsiyetsiz toplum projesinin insanı “Genom BİREY”lere dönüştürenlerin fitnesine gönüllü asker yazılanların taptıkları Bahamod’e tapacak değilim.

Ben Allah’a kul, resulüne ümmet olanlardanım!
SİZ DE BENİM İBADET ETTİĞİME, İBADET EDECEK DEĞİLSİNİZ.
Ben din, devlet, kanaat önderlerini İLAH ve RAB edinenlerden değilim.
YALNIZ ALLAHA KULLUK EDER VE YALNIZ ONA SIĞINIRIM.
Kula kulluk etmem!
SİZİN DİN EDİNDİĞİNİZ HURAFELER SİZE, BENİM DİNİM BANA!

Aklımızdan, kalbimizden geçenleri, kapalı kapılar arkasında fısıldaşarak konuştuklarımızı, Şifreli telefonlarla özel hatlardan konuşulanları bilen Allah’ın, bu dünyada tartışıp durduğumuz şeylerin hakikati bize gösterildiği “O gün”, amel defterleri sağ taraftan verildiğinde, gözlerinin içi gülenlere ne mutlu!
Ya Rab bizi, “Malı da kazandıkları da kendisine bir yarar sağlamayan” O “elleri kuruyacası, boynunda örme halatla bağlı olarak alevli cehennem”e girecek olan “Ebu Leheb ve onun karısı”nın zihniyet ikizlerinin şerrinden “Senin ipin” olan “Hablullah”a tutunanları muhafaza eyle.
Bilirim, Senden başka kurtarıcı yoktur. Ve biz zalimlerden olduk. Şimdi Tevbe zamanıdır.

1.
Allah'tan başka ilâhlarımız oldu, din ve devlet büyüklerimiz, kanaat önderlerimiz, o kadar çok ki, onlar bir şey söylediklerinde düşünmeden o sözü kabul ettiğimiz şifacı medyumlar, kahinler, şu delikten geçeceksiniz deseler bir çok kişinin kuyruğa gireceği modacılar, yaşam koçları.

2.
Sen Put yapmayacaksınız dedin, İnsanlar kendileri için parayı, malı, iktidarı, şehveti put edindiler.

3.
İnsanlar yalan yere Allaha yemin ediyorlar. Zanlarını, kanaatlarını, ideolojilerini, Mezheplerini, gittikleri yolun doğruluğuna Allahı şahid tutuyorlar.

4.
Allaha adanmış bir ömür için zamanın ve mekanın kutsiyetini unuttu insanlar.

5.
Anne babasına “üf” bile demeyi bırakın, neler yapmıyorlar ki! Dulu, yetimi, yolda kalmışları, yurtlarından çıkartılmışları, miskinleri artık görüp gözetmiyoruz hakkı ile.

6.
“Adam öldürmeyeceksin” dedin, savaş, terör, fitne-fesat operasyonları, intihara sürükleyerek, uyuşturucu ile, “şifa bulacaksın” diye verdikleri kendi elleri ile yaydıkları hastalıklara yakalananları bu kez de aşılayarak öldürüyorlar. Ana rahminden parça parça edip alıyorlar bebekleri. Katiller aramızda dolaşıyor. Ölüm fermanları için bir de ONAM alıyorlar kullarından.

7.
“Zina etmeyeceksiniz” dedin Fuhşiyata pozitif ayırımcılık geldi yüksek tepelerde oturanlardan. Fuhşiyat ONUR oldu. Biyolojik cinsiyetimizi yoketmeye çalışan fesat topluluğunun içimizdeki işbirlikçileri kimlik kartlarımıza GENDER yazdılar.

8.
“Çalmayacaksın” dedinde, işçi patronundan çalıyor, Patron işçisinin emeğinin karşılığından. Rüşvet – torpil, kamuda, halkta, sivil toplumda, her yerde. Cemaat denilen topluluklar da dahil, çoğunluğun gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, kalpleri var hissetmiyor, söylüyorsun, anlamıyorlar. Akletmiyorlar. Adaletin borsası olur mu, oldu. “Selam verdim rüşvet değildir deyu almadılar” dendiği günler geri geldi.

9.
“Yalan şahitliği yapmayacaksın”, “Ölçüyü tartıyı doğru tutacaksınız” dedin, yaşadığınız zamana ve mekana, olaylara adil şahidler olacaktık. Hakkı ikame edecektik, zalim hükümdar karşısında Hakkı söyleyecektik, Haksızlıklar karşısında susmayacaktık. Masiyete iteat etmeyecektik. De debrem de kaç kişi öldü hala bilmiyoruz. Enflasyon ne onu da bilmiyoruz. Aşıdan kaç kişi öldü onu da sayan yok. Bürokrasi, bilim, medya ümeranın yalanlarının yalancı şahidi oldu sanki. Bizi bağışlar mısın Allahım. Biliyorum, kul hakkını bağışlamazsın ve biz kendimizi değiştirmeden, bizim hakkımızdaki hükmünü de değiştirecek değilsin. Lakin, Şeytan bizi senin adınla kandırıyor, tıpkı Rasputin gibi, tıpkı hileleri gün yüzüne çıkan Kalkancılar, Oktarcılar ve diğer bazıları gibi.

10.
“Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin” de, sadece komşu değil, cami cemaatı birbirini tanımaz oldu. Bir müfsit bir kifayetsiz muhterisi terbiye etmek için “Sana ne verirsem komşuna iki katını vereceğim, dile benden ne dilersen” diyen ermişe, “benim bir gözümü çıkart” diyen adamın haline döndü halimiz. Dini, mezhebi, etnik, ideolojik, politik, felsefi, vijdani, hatta futbol takımı taraftarlığına kadar herbirimiz bir yana savruldu. Sen “Tefrikaya düşmeyin, rüzgarınız kesilir sonra” demiştin. Akrabalar, Komşular bile birbirinden habersiz. Komşu ülkelere bile tebliğe giden yok. Camilerimiz bile ayrıldı. Cami de yok artık, hepsi ritüel, seremoni, ikonolarla dolu birer tapınak! Oysa camiler hepimizin birlik olduğu, farzı kifaye’leri kuşandığımız mekanlar olacaktı. Her mezhep, ya da tarikat kendi camisini yapıyor, kendi insani yardım örgütünü kuruyor, kendi Turizm şirketini kuruyor ki, Hacca-Umreye başkaları ile gidip başkalarına karışmasınlar, zekatları başka yere gitmesin. Allahın evini kendi aramıza parselleyip mülk edindik. Tabi en büyük pay servet, silah ve iktidarı elinde tutan, yasama, yürütme ve yargı erkine sahip Laik devletin.

Dünyada, evrensel temsilciliği olmayan tek dini topluluk biziz. Sahibimiz sensin. Bizi zalimler topluluğunun elkine bırakma. Senden gelecek her hayra muhtacız .
YA RAB! Rahmân ve rahîm olan Allah’ım, adınla ve sana sığınmadan yapacağımız hiçbir iş, söz ve yazıda hayır yoktur, bilirim. Sana dost olanlara dost eyle bizi, sana düşmanlık eden düşmanlara karşı bize yardım et ve onlarla mücadele için azim ve bize.. Beni ve dostlarımı RIZANIN TECELLİSİNİN VESİLESİ KIL... Bizim ellerimizle cezalandır zalimleri ve bizim ellerimizle cezalandır zalimleri.

Sana hamdederiz. Şükrederiz. Hamd (övme ve övülme), O Rahman ve Rahim olan, ceza günü / din gününün sahibi, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet / yardım umarız. Bizi doğru yola ilet, ki, Hak’kı, Batılı batıl bilelim. Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde hayır olur, biz bilmeyiz, sen bilirsin, bizi Şeytanın hilelerinden koru, razı olduğun kullarından eyle. Biz seçimimizi yaptık: Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu seçtik; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
“Amin” desin YİĞİT’ler.
Allahu Ekber!

Selam ve dua ile.