Zannedersem Tâhâ suresi Kur’an’la meşgul olan her Müslümanın dikkatini çeken bir suredir, en azından ilk birkaç sayfası çoğu Müslümanın ezberindedir. Üslubuyla, ayetlerin bitiş şekliyle yüreklere işleyen akıcılığıyla hepimizin gönlünde ayrı bir yeri vardır.
Size tefsir dersi vermeyeceğim, sadece Hz. Musa’yı anlatma üslubunu yine Kur’an’da Hz. Musa’yı anlatan birkaç sureyle kıyaslamaya çalışacağım. Daha sonra da Hz. Musa’nın hayat hikâyesini yazan biz insanların anlatış şekliyle karşılaştırmanızı isteyeceğim.
“Sana Musa’nın haberi geldi mi?” diyerek hikâyeye giriyor ama konunun tam orta yerlerinden, Tuva vadisinden başlıyor. Hz. Musa’nın doğumunu, çocukluğunu atlıyor vahye muhatap olduğu yerden giriş yapıyor. Elbette surenin ilerleyen bölümlerinde bu konulara da temas ediyor ama başlangıcı bizim için öylesine dikkat çekici. “Pabuçlarını, nalınlarını çıkar, çünkü sen mukaddes Tuva vadisindesin” diyerek de Hz. Musa’nın dikkatini çekiyor, ondan sonra da vahyedeceğini ediyor.
Tâhâ’ya benzer şekilde konuyu orta yerinden alarak başladığı A’raf, Şuara ve Neml gibi sureleri de var. Bunun yanında konuya sıfırdan başlayarak anlattığı Kassas suresi de vardır.
Ben tekrar başa dönmek istiyorum. Bugün dünya edebiyatında olaylara ortadan bir yerden hatta bazen sonlardan başlayarak anlatan nice eserler vardır ki okuyucunun dikkatini çok daha iyi çektikleri gibi eserin tamamının okunmasını da başarmaktadırlar. Kısa veya normal nice filmin de aynı üslupla kendilerini kabul ettirdiklerini görüyoruz.
Zannedersem bu okuyucu veya izleyici olarak insanı iyi tanıma meselesidir. Çok okunan, çok izlenen eserlere baktığınızda bunu daha iyi göreceksiniz.
Günlük hayatımızda muhataplarımızın bize ayırabilecekleri vaktin çok kısıtlı olduğunu düşünerek konuya nereden girmemiz gerektiğini defalarca düşünerek ve gözden geçirerek işimizin başına geçmemiz gerekmektedir.
Bizim bu tespitlerimiz elbette kesin bir ilim ve özellikle tefsir değil, sadece bir sesli düşünmektir.
Selam ve dua ile.