Sorular- Cevaplar (6)

Abdullah Büyük

Bu haftaki sunacağım mesaj, birçok insanın ısrarla üzerinde durduğu, ancak istenilen cevabı alamadıklarını söyledikleri bir sorudur. Aslında ilgili soru yeni değil, 12 Eylül 1980 askeri darbenin yapıldığı tarihe kadar uzanır. Geçtiğimiz hafta sizlere sunduğumuz mesajın paralelinde olan bir konu. Müslüman bir insanın, gayr-i İslami bir ortamda bulunup, vereceği mücadelenin seyri ile ilgili.
 

Sizden ricamız, aşağıdaki yazıyı dikkatlice okumanızdır. Bu ülkede milli eğitim bakanlığı yapmış olan insanın tespitine bir göz atalım: " İslamiyet"te dini ve dünyevi işleri birbirinden ayırmak yoktur. Allah"ın emirleri her şeyden evvel insanların bu yeryüzündeki hayatını tertip ve düzene sokmak için konmuştur. İlgili hayat ve hayat tarzı, hukuki, ahlaki, dini ve iktisadi münasebetler şeklinde ayırıma tabi tutulmuştur. Bunlardan bir kısmını öne alıp, diğerini kabul etmemek Müslüman bir toplum için kabul edilemez. Mümin insan, şu veya bu mahiyetteki her türlü hareket ve amellerinde Allah"ın emirlerinden ayrılmamakla mükelleftir. Bu emirler ise Allah"ın kitabı olan Kur"an"da yazılıdır. Bugünkü modern ve laik hukuk zihniyetinin ölçüleriyle, İslami müesseseleri kıymetlendirmeye kalkmak, garip yanlışlıkların ortaya çıkmasına sebep olur."  Hasan Ali Yücel M.E.Bakanı.
 

Bu ülkede yaşayan Müslüman toplumun tüm sıkıntı ve problemlerin altında bu tespit yatmaktadır. Şimdi bir başka gerçekle tanışmaya çalışalım. Peygamberimizin vefatından sonra, 1909 yılına kadar 375 halife gelip geçmiştir. Yani Müslüman ümmetin başsız kaldığı sadece üç senesi vardır. O da Moğol istilası dönemi, 1258–1261. Her ne kadar sıfatı halife olup, kişiliği sıkıntılı olmuş birçok halife olsa da, Müslüman ümmet, başsız kalmamıştır. 1909 tarihinden itibaren, Müslümanlar hep başsız kalmıştır.
 

1912 yılına gelindiğinde, politik güç, dinimizin önüne geçmiş veya geçirtilmiş ve böylece, baskılı, dayatmalı ve zulümlü bir hayat, Müslümanın hayatını dışlamıştır. Rabbimizin kulları için gönderdiği yasalar, ayetler, toplumun davranışlarına göre tecelli eder. İzne, müsaadeye bağlanmış Müslümanın hayatının nasıl olacağını tahmin etmek zor değildir.
 

Şimdi, bu acı gerçekleri kısmen de olsa bilen veya yaşayan insanın nasıl mücadele etmesi gerektiğini tahmin edebiliyor muyuz? Müslüman hanımların özel günlerde namaz kılacağını, Kur"an okuyabileceğini söyleyenlerin, bunun paralelinde, Müslüman bir toplumun cahili bir hayattan nasıl kurtulacağına dair hedeflerini, plan ve projelerini de bilmek, bu Müslüman toplumun hakkı değil midir? Amma sıkıntı şu: Cahiliye sisteminin hâkimiyetinden kurtulma mücadelesi, bedel ister. Bu bedel, acil eylem planı gibi, rahatlıktan, uykudan, ana ve babadan, maldan ve çocuktan daha önceliğe sahip İslamiyeti, birinci sıraya koymakla ödenecek bedeldir.
 

Hamdolsun, bu ülkede yaşayıp, kötülüklerden, ahiret hayatını sıkıntıya sokacak olan konulardan uzak kalarak, mücadelesini onurlu, yürekli ve sürekli olarak yürütenler de az değildir. İmam Ebu Yusuf"un şu güzel sözü, bu güzel insanların adeta temel sermayesi olmuştur: "Bir Müslüman nerede bulunursa bulunsun, İslam ahkamını iltizam etmiştir (gerek görmüştür). İslamiyete muhalif olan bir şey yapamaz." İs.Fık. Kamusu: 37433. Ömer Nasuhi Bilmen.
 

Bir asra yakındır, İslam Dininin doğru olarak anlaşılmasına engel olan konuları ki, bunlar; cehalet, yabancı kültür, atalar dinine bağlılık, yanlış tasavvuf anlayışı, laiklik, hizipçiliktir. Tüm bu barikatları aşarak, Müslüman ümmet olma hedef ve gereği ile hayatına çekidüzen veren inançlı Müslüman toplum, yeryüzündeki varlığını her tarafta göstermeye başlamıştır. İçi boş, transit, saman alevine benzeyen sloganik konulara ve meselelere takılanlar ise, patinaj yapan araba gibi bir arpa boyu ilerleme kaydedememişlerdir. Hizmette yürüyenlerin gündeminde, "kabir azabı yokmuş", "Hz. Adem cennette değil, yeryüzünde özel bir yeşillik alanında yaşamış", "Gayrimüslim, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennete gireceklermiş" v.s. gibi konular yoktur. "Duydunuz mu komşunun okuyan çocuğunu satanistler kapmış, acaba onların elinden nasıl kurtarabiliriz?", "Kocası ölmüş hanımın okuyan evladına ne kadar burs vermemiz gerekir?", "Önümüzdeki sene esnaflar olarak on tane üniversite öğrencisini, dil kursu için nereye gönderelim?" İşte ülkesini, milletini ve geleceğini düşünen insanların yüzde bir olan gündemlerinden birkaç örnek. Selam ve saygılarla cumanızı tebrik ediyoruz.

yeniakit