“Siz bu gazeteyi kendinizin mi zannediyorsunuz?”

Hakan Albayrak

Böyle bir gazete-okur ilişkisi görmeyeli belki 20 sene oldu.
Okurlarımız, bizim cenahtaki matbu gazeteciliğin bir kurtuluş savaşçısı gibi algılıyor ve kelimenin tam anlamıyla hararetle sahipleniyor Diriliş Postası’nı.
Dağıtımdaki aksaklıklar için özür dilediğimizde aldığımız cevap genellikle ‘Niye özür diliyorsunuz kardeşim? Siz kendinizi gazetenin sahibi mi zannediyorsunuz? Gazete hepimizin! Bu sorunları aşmak için ne yapılması gerektiğini söyleyin, beraber aşmaya bakalım’ veya ‘Dün bir, bugün iki. Hemen ağlamaya sızlanmaya başlamayın, düzelir’ meyanında oluyor.
Mardin’den bir telefon: “Ben anlamam! Eczaneme her gün Diriliş Postası gelecek! Burada dağıtıcınız yoksa parası neyse ben vereyim, hemen istihdam edin!”
Denizli’den mesaj: “Abilerim, kusura bakmayın, kimse kusura bakmasın, ama o gazete sizin gazeteniz değil. Diriliş Postası gazetesi Ümmeti Muhammedin sesi soluğu. Bütün bir İslam dünyasının gazetesi. Tasalanmanıza gerek yok. Bizim tasalanmamız lazım. Sizler bizlere hakkınızı helal edin. Gazetemize layığı ile sahip çıkamıyoruz.”
Bunlar bizi şımartmayacak inşaallah.
Bilakis, üzerimizde hissettiğimiz tatlı yükü ağırlaştırıyor bunlar.
Ve o yükü layıkıyla taşıma azmimizi kamçılıyor.
Çok mutluyuz ve Rabbimize çok şükrediyoruz böyle yoldaşlar için.


Abonelikte dikkat edilecek önemli bir husus

Dostlar, almadığınız gazetenin parasını ödemeyin.
Hesaba peşinen para yatırmayın.
Abone kaydınızı yaptırın ve ancak düzenli olarak gazete almaya başladıktan 1 ay sonra verin parayı.
Benim ismimi ve resmimi kullanarak facebook hesabı açan meçhul bir zat var, o da güya abone topluyormuş gazeteye; tanımıyoruz onu.
Lütfen gazetenin yetkililerinden başka kimseyi muhatap almayın bu konuda.


Araba meselesi

Engin Noyan ağabeyin eşi Sevda abla telefon açtı. “Hakan, arabayı nereye getireyim?” diye sordu.
-Ne arabası ablacığım?
-Eyüp Gökhan, arabasını geri istemiş ya! Araba lazım olur sana. Benim arabamı al.
-Ablacığım, şakaydı o.
-Arabayı geri almadı mı yani?
-Almadı.
-Doğru söyle!
-Vallahi.
-İyi o zaman. Engin abin selam söylüyor.