Siyasi Parti Mezarlığı Kapanmamış mıydı?

Mazlum-Der Konya şubesi başkanı Mustafa Akmeşe'nin AK Parti hakkında açılan kapatılma davasına ilişkin açıklaması:

SİYASİ PARTİ MEZARLIĞI KAPANMAMIŞ MIYDI?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Ak Parti hakkında açmış olduğu kapatma davası ülke gündemine bir kabus gibi çöktü. Demokratikleşme paketlerinin statüko yanlıları için bir anlam taşımadığı, AB. Uyum yasalarının içselleştirilmediği görüldü. Yıllardır sürdürülen ve hukukun üstünlüğü esas alan gelişmelere yönelik umutlar ciddi biçimde yara aldı.Ülke insanları bir kez daha uluslar arası toplumun gözünde mahcup edildi, başları önlerine düşürüldü.45 yılda 24 siyasi partiyi kapatan, ülkeyi siyasi parti mezarlığına dönüştürmekten çekinmeyen anlayış, parti mezarlığını kapatmak yerine yeni mezar yerleri açmayı seçti. Böyle bir siyaset, böyle bir demokrasi böyle bir hukuk anlayışı olabilir mi?Bu anlayışın belirleyicisi olan normların, hukuk ilkelerinden değil ideolojik yaklaşımlardan kaynaklandığı açık değil mi?“Laiklik karşıtı fiillerin odağı haline gelmek” gibi afaki bir gerekçe ile
halkın % 47sinden oy almış, yasalara uygun olarak iktidara gelmiş bir siyasi
partinin kapatılmasını istemek ne ile açıklanabilir ki?Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı, açtığı bu dava ile aslında Adalet ve Kalkınma Partisini değil de bu partiye oy vererek iktidara getiren halkın yarısını dava etmekte değil midir?Henüz iddianamenin kabulüne karar verilmemiştir. Mahkeme tarafından kabulüne karar verilmeyen iddianamelerde yer alan değerlendirmelerin açıklanmayacağı yasa gereğidir. Ama daha kabulüne karar verilmediği halde iddianame içeriği basında yer almaktadır. Eğer basında yer alan haberler doğru ise, kabulüne karar verilmeyen iddianame içeriğini basına sızdıranlar suç işlemişlerdir. Medyada yer alan bilgilere
göre, kapatma için gösterilen gerekçeler yasaların tanımladığı anlamda suç teşkil etmeyen, kesinliği ve inandırıcılığı bulunmayan iddialardır. Adil bir yargılama yapıldığı zaman bu iddiaların değil bir siyasi partiyi kapatmaya tek bir şahsı cezalandırmaya bile yetmeyeceği görülecektir.Resmi ideolojinin laiklik üzerinden rejimi koruma söylemi ölçü tanımaz ve hukuku dikkate almaz bir aşırılığa dönüşmüştür. Yargı eliyle toplumu terbiye çabasının istenen sonucu vermediği yaşanan tecrübelerle sabittir. Hala aynı yanlışta ısrar etmekten vazgeçilmelidir.“Sivil ve Siyasi özgürlükler”, altında Türkiye'nin de imzasının bulunduğu uluslar arası anlaşmalarla teminat altına alınmıştır. Bu anlaşmaların hükümleri, Anayasanın 90. maddesi gereği iç hukukun üzerinde yer almaktadır. Altına imza konulan metinlere uyulan, insan haklarının korunduğu, hukukun esas alındığı bir düzende yaşamak bu ülke insanlarının da hakkıdır. Siyasi temsil şartlarını taşıyan tüm partilere özgürce temsil görevlerini yerine getirecek ortamlar sağlanmasını, özgürlüklerden korkulmamasını bekliyor, parti kapatma alışkanlığının artık terk edilmesini
istiyoruz.

Güncel Haberleri

İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı