Sis dağıldığında...

Mehmet GÖKTAŞ

Bir gece bir otomobille bilmediğiniz bir yere gözleriniz bağlı olarak veya aynı şekilde bir paraşütle bırakıldığınızı düşünün.

Gözünüzü açtığınızda kendinizi çok yoğun bir sis içinde bulduğunuzu, nerede olduğunuza ve ne yapacağınıza ancak bu sisin dağılmasından sonra karar vereceğinizi, bunun için beklemekten başka bir çarenizin olmadığını düşünün.

Gerçi yaşadığımız ülke hatta dünyamız birileri tarafından suni olarak böyle bir sisle, dumanla kaplanmış, önümüzü ardımızı net bir şekilde görmemiz ona göre hareket etmemiz engelleniyor.

Seçimle birlikte ortaya saçılan malumat kirliliği, yoğun algı operasyonlarıyla aslında ortalığı yoğun bir sis kaplamış durumda.

Yirmi beş Haziran'da söz konusu sis ne kadar dağılır bilemem. Fakat bir nebze de olsa bu sis dağıldığında gözümüzün önünde iki adet dağ mı diyelim, iki adet yüksek tepenin dikili durduğunu göreceğiz.

Birincisi Kürt meselesi, ikincisi FETÖ meselesi.

Her ne kadar siyasiler meydanlarda; “Benim Kürt kardeşim...” sözünü dillerinden düşürmeseler de son elli yıldır büyüye büyüye bir dağa dönüşen bu meselenin dev cüssesiyle sisten sonra da orta yerde dikili durduğu görülecektir.

Sisin dağılmasıyla birlikte ikinci bir dağın da karşımızda dikili durduğunu göreceğiz;  emniyet ve yargı yönüyle değil, özellikle dinî ve sosyal yönüyle bu ülkenin iki büyük probleminden biri olarak.

Bu gidişle seçimlerden sonra bu iki dağ epeyce gözümüzün önünde olacak, bunu unutmayalım.

Söz konusu sisin dağılmasıyla birlikte gözümüzün önünde başka dağların da dikili duracağı da söylenebilir; ekonomik kriz gibi, Suriye meselesi gibi. Özellikle muhalefet çevrelerinin dillendirdiği gibi erken seçim kararının sebebi kötüye giden ekonomi de olabilir, yani seçim sisinin dağılmasıyla birlikte böyle bir dağ ile de karşılaşabiliriz.

Fakat benim ısrarla vurgulamak istediğim, sisten sonra görmeye hazır olmamızı istediğim iki konu; Kürt meselesi ve FETÖ'dür.

 Bunu hepimiz görüyoruz, herkes görüyor diyebilirsiniz. Fakat bizim gördüğümüz gibi dağ olarak görmüyor. Daha da önemlisi; bu dağın nasıl düzleneceği konusunda hiç de inandırıcı ve ikna edici çözüm yollarına girilmiyor.

Her iki dağa da sadece güvenlik, askeri ve yargı açısından yaklaşılıyor. Mevcut iktidarın bu günden sonra da başka bir şekilde yaklaşacağını düşünmek fazla iyimser olmaktır.

Öyle değil mi? Özellikle böyle bir koalisyon ortağıyla başka bir yol izleyebileceğini düşünebiliyor musunuz?

Evet, ben seçimlerin neticesinden daha çok bu ülkenin yolunu kesen, elini kolunu bağlayan bu meseleleri düşünüyorum.