Şirin'den Medyaya Hizbullah Mesajı

Uluslararası İslami Radyo ve Televizyonlar Birliği'nin toplantısında bir konuşma yapan Şirin, Hizbullah'a yönelik komplolara dikkat çekti.

Uluslararası İslami Radyo ve Televizyonlar Birliği'nin toplantısına katılmak üzere Tahran'a giden Nureddin Şirin, oturumun ikinci gününde yaptığı konuşmada, Lübnan Hizbullah'ına yönelik komplolara dikkat çekerek, İslami medyanın bu konuda üzerine düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

30'u aşkın ülkeden 250 kadar medya yöneticisinin katıldığı toplantıda İslami medyanın önemine ilişkin değişik konuşmalar yapılırken, İslam dünyasının gündeminde olan temel meselelere de dikkat çekildi.

Toplantıya Kudüs TV adına katılan Şirin konuşmasında medyanın önemine ve İslami medya organlarının sorumluluklarına dikkat çekerek "Bizler burada hepimiz medyanın önemini dile getiren konuşmalar yapıyoruz. Elbette ki medya füzelerle, tanklarla, bombalarla, kurşunlarla yapılan savaşların yanı sıra, günümüzde en etkin bir savaş alanıdır. Bu anlamda medya bir silah, bir cephe ve bir siperdir. O halde bizler bu cephede ne yapıyoruz; hakkın, adaletin, özgürlüğün, zulme, istikbara ve siyonizme karşı mücadeleyi savunuyor, uluslar arası emperyalizm, Siyonizm ve onların İslam dünyasındaki uzantılarının medya yoluyla gerçekleştirmeye çalıştığı ifsad ve dezenformasyona karşı hakkın ve haklının yanında durmaya çalışıyoruz. Bu sorumluluk bizlere gündemde olan konulara, stratejik gelişmelere ve İslam'a karşı sürdürülen komplolara karşı dirençli, uyanık ve etkili olmamızı gerektiriyor" dedi.

Lübnan'daki son gelişmelere dikkat çeken Şirin konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bugün Lübnan'da İslam'ın ve müslümanların yüz akı olan Hizbullah'a karşı haince tuzaklar kurulmak isteniyor. Uluslar arası Refik Hariri Mahkemesi'nden Hizbullah aleyhinde kararlar çıkartmaya çalışan emperyalist ve Siyonist odaklar, Hizbullah'ın nurani çehresine leke sürmeye, Hizbullah'ı dünya kamuoyunda ve Müslüman halklar nezdinde suçlu ve mücrim durumuna düşürterek, hem bir taraftan Hizbullah'ı izole etmeye, hem de bir taraftan Hizbullah'a karşı dünya çapında oluşan sempatiyi kırmaya, ayrıca Lübnan içinde yapay bir Şii-Sünni kavgası çıkartmaya uğraşıyor. Hizbullah sadece Lübnan'daki bir direniş hareketinin ve siyasi bir hareketin adı değildir; Hizbullah ümmet açısından bir şeref, onur ve iftihardır. Eğer birileri şeytanca komplolarla Hizbullah'ın yüzüne bir leke sürmeye kalkarsa, herkes bilmelidir ki, bu leke burada bulunan hepimizin yüzüne sürülmüş olacaktır. Bu haine planı etkisiz kılmak, Siyonistlerin komploları karşısında Hizbullah'ın hakkı ve onurunu savunmak başta burada bulunan İslami medya sorumluluları olmak üzere sorumluluk bilincinde olan her müslümanın, aydınlarımız ve gazetecilerimizin boynunda bir namus borcudur" dedi.

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dr. Mahmud Ahmedinejad'ın Lübnan ziyareti ile ilgili olarak bazı çevrelerin gösterdiği tepkiye de değinen Şirin konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Geçen hafta Lübnan'daydık. Beyrut'ta binaların duvarlarında, büyük bilboardlar ve panolarda Ahmedinejad'ın resmi asılarak üzerinde "Ehlen ve Sehlen" yani hoş geldiniz yazıyordu. Lübnan'dan dönerken havaalanında aldığım İngilizce Lübnan gazetesi Daily Star'da başka bir resim gördüm. Lübnan'ın bir baka yerlerinde yine Ahmedinejad'ın resmi asılarak üzerine çarpı işareti konulmuş ve yanında da "La ehlen vela sehlen" yani "Hoşgelmedin" yazısı yazıyor ve Ahmedinejad'ın Lübnan ziyaretine gösterilen tepki için "Velayet-i Fakih'i Lübnan'da İstemiyoruz" ifadelerine yer veriliyordu. Şimdi bu ne demek oluyor? Bunun için biraz tarihin gerisine gidelim: 1982 yılında Lübnan Siyonistler tarafından işgal edildiğinde ve Amerika, Fransa, İtalya ve İngiltere Barış ve Güvenlik adı altında Beyrut'a yerleştiğinde ve Siyonist rejim savaş bakanı Katil Şaron'un emriyle Beyrut'taki Sabra ve Şatila mülteci kamplarında binlerce savunmasız ve masum Filistinli kadın ve çocuk katledildiğinde tüm bu işgal, cinayet ve katliamların hesabını soran, Amerika ve diğer batılı işgal güçlerini Lübnan'dan kaçmak zorunda bırakan, 18 yıl süren kahramanca bir direniş sonucunda Siyonist İsrail rejimine ilk kara yenilgisini tattırıp onu Lübnan topraklarından dışarı atan, Siyonist rejimin yenilmezlik efsanesini bitirip Büyük İsrail projesinin çöpe atılmasın sağlayan Hizbullah'tan başka kimdi? İşte Velayet-i Fakih budur. Velayet-i Fakih istikbar ve siyonizmme karşı direnişin, işgal altındaki İslam topraklarının, özellikle de Kuds-ü Şerif'in kurtarılması yolunda fadakarlık ve adanmanın, İslam ümmetini vahdet ve direniş hattında buluşturup dünya Müslümanlarının özgürlüğü için savaşmanın adıdır. Velayet-i Fakih Lübnan'a izzet, onur ve şeref getirmekten başka ne yaptı? Velayet-i Fakih, emperyalizm ve siyonizmin belinin kırılmasından başka ne yaptı? Eğer bugün Hizbullah'tan, siyonist rejimin belinin kırılmasından, İslam ümmetinin kazandığı büyük zaferlerden söz ediyorsak, eğer bugün bizler ümmete açılan zafer kapılarından dolayı başımızı onurluca dik tutabiliyorsak, işte bu Velayet-i Fakih'in eseridir. Hangi temiz vicdan ve onurlu insan buna muhalif olabilir? Lübnan'da birilerinin kalkıp buna karşı düşmanca tavır içine girmesi, onların emperyalizm ve siyonizmin eşiğinde ne kadar dolaştıklarının, nifak ve ifsada ne kadar bulaştıklarının göstergesidir. Böyle bir düşmanlığı ancak haramzade olanlar gösterebilir. Zira bunun İslam ile, vicdan, insaf ve hakkaniyet ile, vatanperverlik ve insaniyet ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur" dedi.

Şirin konuşmasının sonunda, İslam Ümmetinin özgür ve aydınlık geleceğinin Ortadoğu'da şekillenen ve gittikçe güçlenen "İslami direniş ekseni"ne bağlı olduğunu belirterek "bugün emperyalistler ve Siyonistler bu direniş eksenine tosladılar, başlarını kaya çarptılar. İslam İnkılabı, Lübnan ve Filistin'deki İslami direniş İslam ümmetine zaferler kapısını araladı. Seyyid Nasrullah'ın deyimiyle, İslam ümmeti için yenilgi dönemi kapandı artık. O halde bizler, İslami medya sorumluları, radyo, televizyon ve gazeteciler olarak bu direniş eksenine odaklanmalı, İslami direniş eksenine karşı sürdürülen siyonist saldırganlığa, psikolojik savaşa ve uluslar arası kuşatmaya karşı, medya silahımızı en etkili ve güçlü bir şekilde kullanmalı, onların tuzaklarını bozarak İslam'ın veÜmmet'in şamarını onların kara suratlarına vurup onların şeytani senaryolarını İslami medya cephesinde etkisiz kılmalıyız" dedi.

Uluslar arası İslami Radyo ve televizyonlar Birliği toplantısına, Hamas, Hizbullah ve İslami Cihad adına medya temsilcileri de katılmış, Filistin'un meşru Başbakanı İsmail Heniyye, Gazze'den tele konferans yöntemiyle bir konuşma yapmıştı.

 

 

 

 

velfecr

Güncel Haberleri

Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı
Bütçeyi festivale değil vatandaşa ayırın
İran'ın denizaltıları Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol ediyor?
İran Kuş Avlar Gibi Helikopter ve Uçak Düşürüyor!
İran İle Fransa Anlaştı! İran'dan Diplomasi Dersi!