Selahaddin Eş'e Yıpratma Kampanyası

Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve Bahriye Üçok suikastlarıyla ilgili olarak 2000 tarihli "Umut Operasyonu"nda adı geçen dört isim hakkında Ankara Cumhuriyet...

Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve Bahriye Üçok suikastlarıyla ilgili olarak 2000 tarihli "Umut Operasyonu"nda adı geçen dört isim hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili Hamza Keleş, İran destekli olduğu iddia edilen "Tevhid-Selam Kudüs Ordusu" örgütüne üye olmak suçlamasıyla dava açtı.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek olan davanın iddianamesinde, haklarında tutuklama kararları olan Selahaddin Eş, Ali Akbulut, Ahmet Cansız ve Aydın Koral'la ilgili dosya ana soruşturmadan ayrıldı. Eş, Akbulut ve Cansız'ın "silahlı örgüt üyesi olmak ve Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefet etmek" suçlarından 15'er yıldan 22.5 yıla kadar, Koral için de 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Eş, Akbulut ve Cansız'ın, İran devrim muhafızları kapsamında faaliyet yürüten Kudüs Ordusu örgütü içinde yer aldığı, Türkiye'de Tevhid dergisi ve Selam gazetesi mensuplarından İran'a gidenleri önce örgüt evlerine yerleştirdiği, sonra silahlı eğitim için örgütün eğitim alanlarına götürdüğü iddia ediliyor.

Ergenekon soruşturmasıyla faili meçhul cinayetlerin yeniden gündeme geldiği ve bunların TSK ve Derin Devlet ile irtibatlandırıldığı bir dönemde, daha önce görülmüş bir dava bahane edilerek önceden suçlanan isimlerin yeniden gündeme getirilmesi, hukukun nasıl da siyasallaştığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Bilgi kirliliği oluşturmayı amaçlayan kara çalmaya yönelik bu iddialardan sonra yazarlık yapan ve sitemizde yazıları yayınlanan Selahaddin Eş ile ilgili bilgi ve tartışmaların tv ekranlarına taşınması, Ergenekon soruşturmasının rövanşını almaya yönelik bir teşebbüs olarak algılanmaktadır.

Selahaddin Eş, 1980 yılından bu yana Türkiye dışında yaşamaktadır. 1970'li yıllarda Türkiye'deki tevhidi uyanış sürecine katkıları olmuş mütefekkir-araştırmacı bir dava adamıdır. ABD emperyalizmine, Siyonizme, Kemalizme ve işbirlikçi darbecilere karşı olduğu için sürekli olarak itham edilmiş ve hedef gösterilmiştir. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin gazabından çekindiği için Türkiye'ye dönememiş, daha sonra dönüşü engellenmek için de sürekli derin devlet kökenli atılı suçlarla itham edilmiştir. Şimdi de Türkiye'ye dönüşü, magazinsel bir itham ve karalama kampanyası ile engellenmeye çalışılmaktadır.

HAKSÖZ-HABER

Güncel Haberleri

Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı
Bütçeyi festivale değil vatandaşa ayırın
İran'ın denizaltıları Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol ediyor?