Seçim güvenliği

Abdurrahman Dilipak

Bugün için en önemli konu seçim güvenliğidir. Meclis feshedilmeden bu konuda yapılacak bir şey varsa o yapılmalıdır. Eğer Meclis’te bu konu çözülebilecekse vakit geçirmeden hemen ne yapılacaksa yapılmalı.

Eğer bu konuda TBMM bir şey yapamayacaksa, hükümetin yapacağı ne var ona bakmak gerek.. Bu da acil bir konu..

Hükümet de yapamayacaksa o zaman bu görev Yüksek Seçim Kurulu’na düşüyor.

Bazı yasa ve yönetmeliklerde sorun var ve bunların uygulamadan kaldırılması gerekiyorsa Anayasa Mahkemesi ve/veya Danıştay devreye girebilir.. AYM’ye bireysel başvuru üzerinden bir sonuç alınabilir mi bilmiyorum.

Bir de seçim günü belli bölgelerde ve kırsal alanlarda seçim günü için OHAL ilan edilebilir mi.. Yani MGK üzerinden bir güvenlik tedbiri sözkonusu olabilir mi?

Daha önce seçmenlerin güvenli bölgeye taşınması konusu gündeme gelmişti. Sorun şu: sandık ve seçmen yüzü görmemiş oylar vardı. Seçmen tam sayısı HDP’ye oy kullanmış. İptal filan da yok. Diğer partilerin sandık müşahidleri de oy kullanmış gözüküyor, ama sonuç değişmiyor.

Örgüt köylüyü tehdit ediyor. “Bu köyden başka partiye oy çıkarsa köyü yakarız” diyorlar. Sonuç ortada. Bu durumda seçmeni kırsaldan şehre birleşik sandıklarda oy kullanmaya yönlendirmeniz gerek. Ya da herkes kendi sandığına oy atar, ama sandıklar harmanlanıp birlikte sayılır.

Seçmeni güvenli yerlere, şehire taşımaktan daha kolay bir yol var. Herkes kendi köyünde oyunu kullanır, sandıklar açılmadan şehre taşınıp burada harmanlanarak sayılır. Sandık kurulları sandıkla birlikte şehire taşınır. Sandık için güvenli mekan sorunu yaşanıyorsa mesela belediye otobüsleri, servis minübüsleri seçim aracına dönüştürülebilir..

Kesinlikle tek sandıkta hangi partinin kaç oy aldığının görülmemesi gerekiyor.

Tamam herkes aynı il ve ilçe sınırları içinde oy kullansın.

Başka yerde oy kullanıp, oyların başka yerlerde sayılması gümrük kapıları ve konsolosluklarda mümkün olduğuna göre burada da olabilir.

Kesinlikle bu güvenlik sorununun çözülmesi gerekiyor.. Sandık güvenliği konusunda güvenlik personelinin daha yakın bir koruma düzenine geçmesi de gerekebilir.

Bir de Anayasanın 90. Maddesi delaleti ile, devletin anayasa ve yasaların varlık ve meşruiyet sebebi olan, uluslararası sözleşmelerle korunan, sonuçta “norm hukuk” statüsünde kabul edildiğinden anayasaya aykırılığı iddia edilemeyecek bir durum daha sözkonusu. AB Müktesebatı içinda katalog sözleşmede yer alan “Kamu yararı” şartı, kamu yararı olmayan tasarrufların uygulamalarını hukuk dışı sayar.

Seçim çok temel bir anayasal haktır. Devletin, anayasa ve yasaların meşruiyet kaynağı olan yasama erkinin teşkiline yönelik seçimlerde milli iradenin tam olarak tecellisi noktasında, bu anlamda milli iradenin tecellisinin önündeki engellerin bertaraf edilmesi hukuka uygun bir tasarruf olacaktır. Bu tasarruf Yüksek Seçim Kurulu tarafından ya da re’sen Cumhurbaşkanı tarafından kullanılabilir. Aslolan seçimin güvenliği ve milli iradenin tecellisidir. Böyle bir tasarruf vatana ihanet sayılmayacağı için, aynı zamanda cumhurun başı olan Cumhurbaşkanı tarafından ifa edilebilir. Böyle bir karar MGK tarafından da tavsiye niteliğinde hükümete iletilebilir.

Seçim güvenliği konusu seçim hükümetinin teşkili kadar önemli bir konudur. Ve bu konu zamana duyarlı bir konudur. Devam eden terör saldırıları da dikkate alınarak mutlaka bir çözüm yolu bulunmalıdır. Selâm ve dua ile..

yeniakit