Said Nursi: “Enver'e Vurmam!”

Hakan Albayrak

Said Nursi: "Enver'e vurmam!"


Dünkü sorumu tekrar ediyorum: Devletin sınırlarını ihtimamla koruyan Abdülhamid Han'ı önce meşrutiyet belasıyla zaafa düşüren sonra da onu büsbütün alaşağı eden kadronun önde gidenlerinden değil miydi Enver Paşa?

- Abdülhamid Han'ın devrilmesi ve özellikle de devrilme şekli hazindir. Fakat şunu sormama izin ver: Abdülhamid devrilmeseydi İtalyanlar Trablusgarp'ı işgal etmeyecekler miydi? Abdülhamid devrilmeseydi Balkan Harbi çıkmayacak mıydı? Abdülhamid devrilmeseydi İngilizler, Fransızlar, Ruslar Osmanlı'dan geriye kalanı paylaşmak için harekete geçmeyecekler miydi? Dün anlattığım süreci hatırla; bunlar kaçınılmaz değil miydi?

- Ama Abdülhamid Han Avrupalıları birbirine karşı kullanarak etkisiz hale getiriyordu"

- Tamam, Abdülhamid Han Avrupa'daki dengelerle oynayarak devletimizi bir süre rahatlatmıştır, ama bu tarz-ı siyasetle ancak bir yere kadar gidilebileceğini, Osmanlı'nın er veya geç büyük bir taarruza uğrayacağını ve belki de paramparça olacağını o da görüyordu. Öyle olmasaydı, 'Petrol bölgelerini mutlaka ele geçirmek isteyeceklerdir, bari bu bölgelerin tapularını ailemizin üzerine geçireyim de Avrupalıların dokunulmaz saydığı özel mülkiyet silahını kullanarak petrolün elden gitmesini önlemeye çalışayım' der miydi?

- Olabilir, ama senin gibi bir Abdülhamid hayranının Enver Paşa gibi bir Abdülhamid düşmanına muhabbet duyması yine de enteresan!

- Abdülhamid düşmanı demeyelim istersen" Enver Paşa, Abdülhamid idaresine muhalefet etmiştir, bu idarenin sona ermesine katkıda bulunmuştur, ama Abdülhamid'in şahsına daima hürmetkâr olmuştur.

- Ama"

- Ne aması? "Abdülhamid muhalifi Enver Paşa'yı nasıl seversin?" diye soruyorsan, Said Halim Paşa'ya, Mehmed Akif'e ve Bediüzzaman Said Nursi'ye duyduğum sevgiyi de sorgulamalısın. Malum, onlar da Abdülhamid rejimine muhalifti.

- Said Halim Paşa için mason diyorlar"

- Bütün İttihad ve Terakki için mason diyorlar. Yahudi, dönme, gizli İslam düşmanı da diyorlar. Enver Paşa hakkında bile böyle iddialar var. Bu iddiaları ilk ortaya atanlar kimlerdi, biliyor musun? İngilizler! İngiliz basını! İngiliz propaganda aygıtı!

- Ne yani, İttihad ve Terakki'de Yahudiler, dönmeler, İslam düşmanları yok muydu?

- Onlar da vardı, ama İttihad ve Terakki'nin onlardan ibaret olduğunu düşünmek ve Enver Paşa'yı onlardan bilmek, İngiliz propagandasının oyununa gelmektir. Büyük İslam mütefekkiri Said Halim Paşa da İttihat ve Terakki'dendi, tıpkı Enver Paşa gibi.

- Said Halim Paşa'nın masonluğu kesin diyorlar"

- Masonlara katılmışsa onları kullanmak için katılmıştır. Talat Paşa da öyle.

- Ne yani, İttihad ve Terakki'ye laf etmeyecek miyiz şimdi?

- Tabii ki edeceksin. Abdülhamid Han'ın devrilmesini eleştireceksin, Cemal Paşa'nın Bilad-ı Şam'daki diktatörlüğünü eleştireceksin, Şerif Hüseyin'e "Bizim savaşımız halifeye karşı değil bozkurda tapan İttihad ve Terakki'cilere karşı" diye propaganda yapma fırsatını veren kavmiyetçi unsurları eleştireceksin, Ermeni tehcirini eleştireceksin, Enver Paşa'ya da eleştiriler yönelteceksin, ama Osmanlı'yı savunmak için varını yoğunu ortaya koymuş olan serdengeçtilere düşman ordusu muamelesi yapmayacaksın. Enver Paşa'yı, Said Halim Paşa'yı gavurla aynı kefeye koymayacaksın. Bediüzzaman gibi insaflı olacaksın. "Sen Selanik'te İttihat ve Terakki ile ittifak etmiştin, neden ayrıldın?" diye sorulduğunda, şöyle demişti Bediüzzaman: "Ben ayrılmadım, onların bazıları ayrıldılar. Niyazi Bey ve Enver Bey gibi adamlarla şimdi de beraberim; fakat bazıları benden ayrıldılar, bataklık yoluna saptılar." Senin mason dediğin Said Halim Paşa'ya da sonuna kadar sahip çıktı Bediüzzaman. Hatta, Cihan Harbi'ndeki büyük yenilgiden sonra herkes İttihad ve Terakki'ye söverken bu partinin lider kadrosuna genel olarak da sahip çıktı.. "Onlara şiddetli bir karşı koyuş içerisindeydin, şimdi neden susuyorsun?" diye sorulduğunda, dedi ki: "Suskunluğumun nedeni, düşmanların onlara şiddetli hücumlar yapmasındandır. Düşmanın saldırı hedefi, onların iyi tarafları olan dirençleri ve İslâm düşmanlarının zehirleme vasıtası olmaktan uzak durmalarıdır. Bence yol ikidir. Terazinin iki kefesi gibi" Birinin hafiliği ötekinin ağırlığını geçer. Ben tokadımı Antarik'e patlatırken Enver'e, Venizelos'a yapıştırırken de Said Halim'e vurmam! Nazarımda vuran da sefildir (alçaktır)!" Demek ki neymiş? Enver Paşa'ya vurmayacaksın kardeşim!

- Ama"ama" Sarıkamış faciası?

- O konudaki yanlışını da Cumartesi günü düzeltelim.

- Böylece köşeni bütün hafta boyunca Enver Paşa'ya ayırmış olacaksın.

- Onun aziz hatırası bundan çok daha fazlasını hak ediyor.

yenişafak