Sağlık-İş'ten Yasakçı Rektörlere Tepki

Yasakçılara her kesimden tepki yağıyor

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası (Sağlık-İş) Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, başörtüsü yasağının kalkmaması için bazı üniversite rektörleri ve kurullarının birbirleriyle eylem ve sert söz söyleme yarışına girdiklerini belirterek, "Eğer bir eylem yapılacaksa üniversite öğrencileri ve üniversitelerin sorunlarının çözülmesi için yapılmalıdır" dedi.
Başoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, eylemin genel olarak bir haksızlığa karşı çıkma yahut bir hakkın elde edilmesi için başvurulan demokratik bir yöntem olduğunu ifade ederek, "Üniversite rektörlerinin ya da Üniversitelerarası Kurul'un karşı çıktığı, isteyen öğrencilerin başını örterek eğitimlerini sürdürebilme hakkıdır. Bu hakkı ortadan kaldırmak için eyleme başvurmak, adeta devleti tehdit edecek biçimde demeç vermek, yahut kanun koyma yetkisini elinde bulunduran TBMM'yi başörtüsüyle ilgili olarak
yapacağı düzenlemeye engel olmayı amaçlanmaktadır" diye konuştu. İstanbul Üniversitesi Rektörü'nün rektör seçildikten sonra bazı basın kuruluşlarına verdiği ve başörtüsüne yumuşak tarzda bakışını açıklayan görüşleri üzerine, yasakçılardan gördüğü tepki nedeniyle bu son gelişmeler karşısında görüşünü değiştirdiğini savunan Başoğlu, şunları söyledi:

"İslam diniyle ilgili olarak yanlış yorumlar yapabilecek kadar işi ileri götürdüğü anlaşılmaktadır. Baş örtmek yahut dini bakımdan tesettüre girmek veya kapanmak İslam dininden kaynaklandığından, Müslüman kadınların örtünmesi hakkını ortadan kaldıracak biçimde yanlış yorumlara varıncaya kadar işi ileri götürmek, hiçbir şekilde üst düzeyde eğitim görmüş insanların işi olmamalıdır. Özellikle rektörlük gibi üniversitelerin tepesinde yetkili olarak seçilen ve atanan kişilerin İslam diniyle ilgili olarak daha çok bilgi edinmeleri ve yanlış yorumda bulunmamaları gerekir."

Açıklamasında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı da eleştiren Başoğlu, "CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın örtünmeyi bir Arap üniforması biçiminde yorumlaması ise hiçbir şekilde İslam'la uyumlu değildir. Tesettür, İslam dininden kaynaklanan bir haktır. Dileyen kadınlar bu hakkı kullanırlar dilemeyenler kullanmazlar" diye konuştu. Yapılacak Anayasa değişikliğinin hiçbir bayanı başını örtmeye veya tesettüre girmeye zorlamadığını belirten Başoğlu, "Başörtüsüne karşı çıkanların önce bu ayrımı iyi yapmaları gerekir. Üniversitelerimizin ilgilenecekleri birçok sorun vardır. Bunların başında geliri yeterli olmayan öğrencilerin ekonomik durumu, harç ödeme zorlukları vardır. Dolayısıyla üniversiteye devam edememe zorluğu vardır. Bununla birlikte gıda ve barınma zorluğu vardır. Üniversite yönetimlerinin her şeyden önce öğrencilerin bu sorunlarıyla ilgilenmesi yahut üniversitenin çözüm bekleyen temel sorunlarını dile getirmesi, eğer bir çözüm yapılacaksa bu yönüyle bu ciddi meselelerle ilgilenmeleri ve bu amaçla yapılacak eylemlerin bir bakıma meşru ve kabul edilebilir eylem olabileceğinin özellikle altını çiziyorum" şeklinde konuştu.

Anayasa'ya göre her kurum ve kuruluşun yetkileri olduğunu, TBMM'nin en önemli yetkisinin ise kanun koyma ve konulan kanunları değiştirmek ya da yürürlükten kaldırmak olduğunu kaydeden Başoğlu, "Başörtüsü yasağının kaldırılması üzerine bazı üniversite öğretim üyelerinin derslere girmeyecekleri biçimindeki açıklamaları hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu durumda olanların da üniversite öğretim görevlisi sıfatını taşımaları mümkün olamaz. Meseleyi siyasi güçle, işi iddiaya döken üniversite yetkililerinin, daha serinkanlı daha dikkatli ve isteklerini daha inandırıcı biçimde dile getirmeleri gerekmektedir. Geçmiş yıllarda da üniversiteler bu tip eylemlere giriştiler fakat hiçbir sonuç alamadılar" dedi.

Güncel Haberleri

İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı