Rezaletten mağduriyete

Ahmet Taşgetiren

Gazete onun görüşlerini "77 katliamından solcular sorumlu" başlığı ile verdi. (2 Mayıs 2012.)
"Solcular kendi rezaletlerinden bir mağduriyet yarattı" diyor ezcümle.
Halil Berktay o zamanlar, Maocu grup içinde.
Gazeteye verdiği uzunca mülakatta özetle şunları söylemiş:
-O dönemde sol gruplar iki ana akıma ayrılmıştı. Bir tarafta Sovyet yanlısı TKP, DİSK vs. vardı. Öte yanda Çin Komünist Partisi yanlısı Aydınlık gibi, Halkın Kurtuluşu, Halkın Yolu gibi gruplar yer alıyordu. Bu iki grup, sol hareketler üzerinde müthiş bir rekabet içindeydiler. Ve 1 Mayıslar bu rekabetin doruğa çıktığı alanlardı."
Halil Berktay'a göre 1 Mayıs 1977'ye gelirken durum buydu.
Sonra grupların psikolojisini anlatıyor Halil Berktay:
"Hemen hiç kimse barışçı değildi. Hemen herkes dogmatikti. Hemen herkes sosyalizmin dünya çapındaki ideolojik parçalanmalarını Türkiye'ye taşımaya, bu çerçevede kendine bir yer ve konum bulmaya çalışıyordu; herkes daha şimdiden bir alanda, bir çerçevede, küçük bir çöplükte iktidar olmaya çalışıyordu."
Berktay'a göre "Halkın yolu ve TİKKO gibi gruplar, '10 bin ölü versek bile Taksim alanını revizyonistlere bırakmayacağız' diyorlardı."
Sonra alana gelindi.

Dişine kadar silahlı sol gruplar

Berktay diyor ki:
"İlk önce Sular İdaresi tarafından alana girmeye çalışan TİKKO'cular DİSK barikatına tosladı. Bu arada birdenbire silah sesleri gelmeye başladı."
Ve ondan sonrası panik.
"Muazzam bir panik. Yüz binlik kitle, başsız, hedefsiz, şuursuz bir sürüye dönüştü. Ölümler bu izdiham sırasında meydana geldi. Kurşunla ölen insan sayısı sınırlı."
Berktay, "The Marmara Oteli'nden ateş açıldı mı" sorusuna, "Bu tamamen palavra, bir şehir efsanesi" diye cevap veriyor. "Öyle olsaydı o kalabalıkta yüzler ölür, binler yaralanır, çeşitli fraksiyonların hele liderlerinden az kişi sağ kalırdı."
Berktay facianın yaşandığı günün gecesinde, Teşvikiye taraflarında, sol grupların barındığı evleri ziyaret etmiş. İşte anlattıkları:
"O gece bize yakın belki on ev dolaştım, 'anti revizyonist' süper solcuların kaldığı. Her yerde muazzam bir sessizlik hüküm sürüyordu. Yaptığınızı beğendiniz mi, ne oldu şimdi' diye sorduğumda herkes önüne bakıp susuyordu.
Herkes farkındaydı. Devletin sola yapamayacağı bir şeyi sol kendi kendisine yapmış, ortaya bir fecaat çıkmıştı. Daha sonraki yıllar içinde bir sürü palavra atıldı. 35 yıl boyunca davulcunun şahidi zurnacıdır misali, bu palavralar gerçek kabul edildi."
Ve Berktay'ın son cümlesi:
"Sol kendi yaptığı rezaletten bir mağduriyet efsanesi yarattı."
Berktay'ın sözlerini, '77 1 Mayıs'ının belgeselini çeken İshak Işıtan da, Yıldıray Oğur'la yaptığı konuşmada doğruluyor. Ona göre "O gün meydanda 20 bin İGD'li silahlı genç vardı. "Ya tam sustururuz ya kan kustururuz" diye bağırıyorlardı. Maocular da silahlıydı."
İşte böyle.
Hasan Cemal, 12 Mart 1971 öncesinde bu mağduriyet hissinin nasıl istismar edildiğini anlatırken, boş tabutla cenaze gösterileri yapıldığını nakleder.
Benzeri bir tezgahın PKK çevresindeki oluşumlarda da yaşandığının bin tane örneği vardır.

Derin odaklar olamaz mı?

Son bir not:
Bu işlerin içinde her şeye rağmen derin odaklar bulunamaz mı?
El cevap: Tabii ki bulunur. O örgüt içinde, ötekinin içinde yer alan ajan provokatörler tabii ki bulunur.
Tıpkı PKK içinde bulunanlar gibi.
Hatta örgütü onlar kurmuş olabilir.
Dünyanın her yerinde bu işler böyle kirli ve pis olarak gerçekleşir.
Bakarsınız en tepedeki adam ya da yanındaki istihbarat elemanı çıkıvermiş.
Zaten bu işlerin en dramatik yanı da en idealist duyguların böyle kullanılmalara açık olmasıdır.

 

bugün