Put edinmek

Abdurrahman Dilipak

Ramazan geliyor. Ramazan boyunca, aktüel meselelerle birlikte dini ve ahlaki konulara, akaid konularına daha fazla yer vermeye çalışacağım inşallah.

Puta tapmak” deyince ağır geliyor da, “Put edinmek” deyince daha yumuşak bir ifade oluyor sanki.

Bir bürokrat ya da politikacı “Rüşvet almak” tanımından rahatsız olur ama, birtakım edinim ve kazanımlardan söz etmek onu rahatsız etmez.

Mesela LGBTIQ+ deyin, bundan kimse rahatsız olmaz, ama bunların Türkçe karşılığını söylerseniz, ayıp, edepsizce söylenen sözler olarak anlaşılır. Hem de LGBTIQ+’ya “toplumsal cinsiyet” adı altında, “deneyim, yönelim, tercih”leri konusunda pozitif ayırımcılık yapılmasını savunanlar tarafından.

Bu işler böyledir.

Her şey PUT olabilir, sadece heykel ve büstler değil. Haşa Allah adına da put yapabilirsiniz, Peygamberi de putlaştırabilirsiniz, “din büyüklerinizi de” İlah ve Rab edinebilirsiniz. Para, karşı cins, makam, Allah’tan başka uğruna başka şeyleri feda etmeyi göze aldığınız her şey, vatan, ideoloji, kabile hatta futbol takımı put olabilir.

Din büyüklerinizi İlah ve Rab edinmeyin” diye bir ayet var. Bu ayet nazil olunca, aralarında Hatem İbni Adiy’in de bulunduğu bazı sahabeler peygamberimize gelip, bu ayeti anlayamadık, biz eskiden, cahiliye dönemimizde din büyüklerimizi İlah ve Rab edinmezdik” demişlerdi de, Peygamberimiz de onlara, “hani onlar size bir şey söylediklerinde, siz o şey üzerinde düşünmeden onu söylenen şekilde  kabul ya da red etmez miydiniz, işte bu onları İlah (Hüküm koyucu), Rab (Terbiye edici) kabul etmek demektir”, buyurmuştu.

Yani “kafayı kiraya vermek” yok. “Musalla taşında meyyid gibi olmak” yok. Biz sözü dinler, doğrusuna tabi olur, yanlışına karşı çıkarız. İşe bakar, doğrusuna yardım eder, yanlışını engelleriz. “Emri bil maruf, nehyi anil münker” ile emrolunduk. Yoksa lideriniz, şeyhiniz, örgütünüz de bir puta dönüşür! Yani bu iş “yontma taştan put”tan ibaret değil. Artık beton, alçı, tunç, resim, plastik, fiber, sanal putlar var piyasada bol miktarda.

Kedi aç kalır ve yavrusunu yemeye karar verirse, onu fareye benzetirmiş.

 

Rüşvet yemek isteyen Beytül mal’ı kendine emanet edilen kamunun kolektif mülkünün kendini maliki gibi gören akıl da aç kedinin yaptığını yapıyor aslında. Kimi zekat toplayanların,  topladıkları zekattan kendi hizmet bedellerini almasına cevaz veren düzenlemeyi, maaşı dışında ayrıca ruhsat verilen ek bir tahsilat olarak görebiliyor. Şeytan da onları öyle aldatıyor. Oysa o haltı yiyenlerin bazıları ilk kamu görevlerine başlarken odalarına “Rüşvet alan da veren de mel’undur” diye yazıp asmışlardı. Ama sonra fetva vereni de buldular, fetvasını da. Zaten Şeytanları onların kulaklarına, “şimdi ye, sonra tevbe eder kurtulursun” diye fısıldamış, onlar da Şeytanın bu sözüne kanıp yemişlerdi. Hem İslam’da papaza gidip günah çıkarmak yok, ama kimine göre, cuma, ramazan, hac, umre, kandiller, dahası tevbe edince zaten geçmiş günahlardan arınıyorlardı! Ama unuttukları bir şey vardı, Allah “kul hakkı”nı affetmeyecekti. Bir de kamu malı yetim malı sayılırdı ve Allah kitabında “Vay o namaz kılanların haline ki, onlar yetim hakkı yerler” (yetimleri görüp gözetmezler/ kamu malına el uzatırlar) buyuruyordu.

Onun için Allah (cc) kitabında “Şeytan sizi Allah’la aldatmasın” buyuruyordu. Bizi sağımızdan yaklaşan, hoşumuza giden şeyleri kulağımıza fısıldayan Şeytan’ın hileleri konusunda bizi uyarıyordu.

PUT konusu Musevilikte de, onun devamı olan Hristiyanlıkta da ve İslam’da da, TEVHİD temelli ŞİRK anlamına gelen İMANi bir konudur.  

Bugün birçok Hristiyan kilisesi ikonalarla / kutsanan resim, heykel ve objelerle doludur. Oysa onlar Tevrat’ı da kabul ettiklerini söylüyorlar ve zaten Hz. İsa bir Beni İsrail peygamberi idi. Tevrat’taki  On emir” ve diğer “Altın buzağıya tapınma” örneğinde olduğu gibi “oyma put yapmayacaksın ve onlara tapınmayacaksın” emri onları da bağlar. Ama zaten onlar Hz. İsa’yı astılar sonra İlah ve Rab ilan ederek şirke saptılar. Bu konuya itirazı olan ruhbanlar, kKiliselerdeki ikonaların put olduğunu öne sürerek “PUT KIRICILIĞI” hareketini başlattılar. İkonoklazm / İkonomahia, “tasvir / Put / Büst / Heykel  kırıcılığı” ilk önce 726-787 yılları arasında; daha sonra  814-843 yılları arasında 61+29=90 yıl bu sürdü. Daha sonra PUTÇULAR kiliselere hakim oldular. Kiliseler kutsal resim, İsa, Meryem heykelleri, kabartmalar ve objelerle dolduruldu. PUTÇULUK geçmişte ve bugün PUTPERESTLİK şeklinde varlığını sürdürmektedir.

İslam ve Musevilikte bu konuda açık ve net hükümler vardır. İslam’da puta eğilmek şirktir. “La İlahe” demeden Müslüman olunmaz. İslam’a girişin anahtarı “La ilahe”dir ve hemen sonra, özgür irade ile “Allah’a kulluğu” seçenler “İslam” olurlar. Hz. İbrahim bir “Put kırıcıdır”, Hz. Muhammed de öyle! O Kâbe’yi putlardan temizleyendir. Tevrat’ta “Kendin için oyma put, yukarıda göklerde olanın, yahut aşağıda yerde olanın, yahut yerin altında sularda olanın hiç suretini yapmayacaksın; onlara eğilmeyeceksin, ve onlara ibadet etmeyeceksin; çünkü ben, senin Allah’ın Rab, benden nefret edenlerden babaların günahını çocuklar üzerinde, 3. ve 4. nesil üzerinde arayan ve beni seven ve emirlerimi tutanların binlercesine inayet eden kıskanç bir Allah’ım.” (Tesniye, 5:8-10, Çıkış, 20:4-6) denilir.

Talmud’daki Avoda Zara’da Hristiyan Roma “Roma Putperestleri” olarak tanımlanır. Ortodokslar ise zaten İznik konsülünden beri Hz. İsa’nın (Haşa) “Allah’ın oğlu” olduğu iddiası sebebi ile müşrik olarak anılıyorlardı. Kaldı ki, zaten Yahudiler de Hz. Üzeyir için Babil dönüşünde Tevrat’ı yeniden derlediği için “Üzeyir Allah’ın oğlu” demediler mi?

Bugün belki insanlar LAT, MENAT, UZZA’ya tapmıyorlar ama, her tarafımız, canlı ve cansız putlarla dolu!

 

Şeytan’ın size hangi putun arkasına saklanarak geldiğini anlamak istiyorsanız, sizi nereye çağırdığına bakın ve sizin “o”na ulaşmak için neyi feda ettiğinize bakın. Sonuçta Allah’ın sizin hakkınızdaki hükmünü merak ediyorsanız, sizi neyle meşgul ettiğine, nereye gittiğinize, kimlerle dost olup, sırdaş olduğunuza, kapalı kapılar arkasında kimlerle, kimlere karşı fısıldaştığınıza, sözlerinizin ve işlerinizin kimin rızasına uygun olduğuna bakın. Selâm ve dua ile.