Patnos'ta-Manyas'ta...

Ahmet Taşgetiren

Manyas'ın nüfusu 5 bin. Ama Kutlu Doğum için davet vaki olduğunda, köylerden insanlar akıyor ve Manyas meydanında 15 bin kişi toplanıyor.
Cumartesi günü Patnos'taydım Kutlu Doğum için... Patnos Ağrı'nın ilçesi. Umut Kuşum Derneği'nin düzenlediği bir toplantı bu. Bir açık alana 3 bin sandalye koymuşlar. Bir kürsü hazırlamışlar.
Toplantı saati gelip meydana vardığımızda gözlerime inanamadım. Tüm alan dolmuştu. Yarısında kucaklarında bebeleriyle anneler, nineler, genç kızlar vardı. Diğer yarısında da her yaştan erkekler... Hâlâ da insan akıyordu toplantı alanına...
İstanbul'dan Üsküdar camilerinde görevli hocalar da gelmişti. Kur'anlar tilavet edildi, kasideler okundu, yine İstanbul'dan gelen gitarlı neyli genç gruplar tarafından Peygamber aşkıyla dolu ezgiler seslendirildi.
Bendeniz de bir konuşma yaptım.
Kürsüye çıktım.
Karşımda bir insan seli.
Çok duygulandım. Gözümün önüne Manyas geldi ama Patnos'taydım. Demek Türkiye'nin batısı da böyleydi doğusu da Peygamber aşkı deyince...

O'nun aşkıyla...

Muhammed aşkı bu toprakların en küçük zerresinde çiçekler açtırıyor.
Diyarbakır'da bir sonraki gün, yani pazar günü, 500 bin insan toplanacaktı Rasulullah sevgisi ile... Gazetelere yansımış, Diyarbakır'ın neredeyse bütün sokakları insan seline tanık olmuş.
Kim çağırmış, şu veya bu dernek... Derneğe bakmayın siz, kimin için çağırıldığına bakın insanların...
O'nun için.
O'nun sevdası ile akıyor insanlar...
Edirne'de de gözlerine yaş doluyor O'na hasretle insanların, Patnos'ta da...
Patnos'taki konuşmamda "Hayatımızda Hazreti Muhammedi çoğaltmalıyız, dedim. O, daha çok girmeli hayatımıza. O'nunla daha çok beraber olmalıyız. O'nu sevmeli, öğrenmeli ve yaşamalıyız" dedim özetle.
Ama Kutlu Doğum toplantıları, söylenenlerden çok daha fazlasını ihtiva ediyor.
Bir ruhaniyet iklimi oluşuyor o alanlarda...
Kucaklarında bebeleri genç anneler var, torununun elinden tutup gelmiş, yüzlerinde ibadetin ve duanın diriliği nineler, dedeler var. Gençler vardı ayrıca...
Hatimler okunmuş, İhlaslar okunmuş, kelime-i tevhid okunmuş milyonlarca adet. Hep Rasulullah Efendimiz'e armağan edilmek üzere...
Yani o programlar olmasa da herkesin evinde, yuvasında, gönlünde yaşıyor Allah'ın Elçisi... Her namazda O'nunla beraber, her duada O'na sokuluyor, O'nu anıyor.
Ben diyorum, "O'nsuz geçen günlerimize yanmalıyız", eminim ki Anadolu insanı, aradan kaç asır geçerse geçsin, O'nunla birlikteliği yaşıyor...

Türkiye'nin sevdası O

Programdan sonra bir sevgi seli kuşatıyor sizi... Minik yavrular geliyor, el öpüyor, fotoğraf çektiriyoruz birlikte...
Diyarbakır'a gidin ve 500 bin insanın arasına karışın. Manyas'a gelin 15 bin kişiden birisi olun. Kutlu Doğum için kurulan kazanlardan teberrüken, şifa niyetine birkaç lokma alın.
Türkiye, O'nun hatırasına her şeyi güzelleştirmiş.
O'nunla yan yana durduğunda, O'nun elini tuttuğunda insanımız o kadar güzelleşiyor ki...
Bir menkıbe anlatın, içinde Hazreti Muhammed'in bulunduğu, karşınızda, gözler nemleniyor, sulanıyor, sanki hasret ve sevgi yüreklere sökün ediyor.
"O'nun yokluğunda O'nunla beraber olmak" diyorum ben buna...
Türkiye bunu başarıyor.
Bilmiyorum başka herhangi bir İslam ülkesinde bir Kutlu Doğum coşkusu böylesine derin yaşanıyor mu? Şiirlerimize "Sümbüller Sen'den aldı kokusunu" mısraları girmiş. "Adı güzel kendi güzel Muhammed"imiz bizim O. "Canım kurban olsun Sen'in yoluna..." dediğimiz.
Ben asırlar boyu O'nun sevdasına vurulmuş olan bu memleketi, bu memleketin 7'den 70'e tüm çocuklarını seviyorum.

 

bugün