Patlayan her bomba, niye hep HDP’nin işine yarıyor?

Hasan Karakaya

Anlamaya çalışıyorum...

Neler oluyor?..

Kim, ne tezgâhlıyor?..

Birileri, bize “cambaza bak” diyor; “Aaa, bu cambaz ne kadar da maharetli!.. Elinde bir sopa ile, incecik halatın üzerinde yürüyor!.. Hem de, dengesini hiç bozmadan!”

Bizi “cambaz”a baktırıyorlar!..

Ama, o an;

“Ceplerimizi boşaltıyorlar!”

Farkında değiliz!..

Farkına vardığımızda ise; iş işten geçmiş, atı alan Üsküdar’ı geçmiş oluyor!..

Yine öyle oluyor!..

Bizleri Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki “masa, koltuk ve iftar mönüsü” ile meşgul edenler, “büyük bir oyun” tezgâhlıyor!..

ÇİN GİBİ Mİ OLALIM?

Bu oyunun “piyon”ları, tezgâhın ya farkında, ya da değil!..

Ama “figüranlık” yapıyorlar!..

Onlar; “Ramazan”a karşıdır!..

Onlar, “Oruç ve iftar”a karşıdır!..

Onlar, “Sahur”a karşıdır!..

Hasılı kelâm;

Onlar, “Din, Diyanet ve din alimleri”ne de karşıdır!..

Kimi “Marksist”tir,

Kimi de “Mao”nun yolunda!..

Onlar isterler ki;

Tıpkı Mao’nun ülkesi “Kızıl Çin”in Doğu Türkistan’daki Müslümanlara, halen yaptığı gibi;

“Oruç tutan Müslümanlar öldürülsün!.. Oruç tutan Müslümanlara zorla içki içirilsin!.. Oruç tutmak yasaklansın!.. Müslümanların bulundukları bölgelerde içki festivalleri düzenlensin ve Müslüman gençler, bu festivale katılmak zorunda bırakılsın!.. Gıda maddesi satan Müslüman esnafa, işyerinde 6 çeşit içki bulundurma mecburiyeti getirilsin!”

Bunları, işkembeden atmıyorum...

İdeolojik görüşleri itibariyle birçoğu “Maoist” olan Ankara Mimarlar Odası’ndaki “mimar”ların “idol” kabul ettikleri “Mao”nun ülkesi Kızıl Çin’de, “Doğu Türkistan’daki Müslümanlara, Ramazan başladığından bu yana, yoğun baskı ve zulüm” yapılıyor!..

Zulüm, hâlâ devam ediyor!..

Bilmem, biliyor musunuz;

22 Haziran günü, Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilâyetinde “18 Uygur Türk’ü katledildi!”

Sorarım size;

Ankara Mimarlar Odası’na çöreklenmiş “Marksist” ve “Maoist”ler de, böyle bir Türkiye arzuluyor olamaz mı?..

Niye olmasın?..

Pekalâ olabilir!..

Ankara Mimarlar Odası Başkanı Tezcan Karakuş Candan, tartışma gündemindeki “masa” ve “koltuk”lar için fiyat biçtiği “675 bin lira” için demiş ki;

“Biz, malı gözünden tanırız!”

Doğrusunu söylemek gerekirse;

“Kimin ne mal olduğunu; biz de, hem gözünden, hem sözünden tanırız!”

“Mal”dan anlarız yani!..

Kim “imar”dan anlar, kim “tımar” ister, az-çok anlarız!..

YİNE BOMBA, YİNE HDP!

Anlarız, anlamasına da;

“Siyon”larla uğraştığımız şu günlerde, “piyon”larla uğraşmaya vaktimiz yok!..

Çünkü, şu günlerde, “Kobani’de patlayan IŞİD bombaları” ile meşgulüz!..

IŞİD, niye saldırdı Kobani’ye?..

Kim, ne hesap peşinde?..

Merhum Mahir Kaynak sağ olsaydı, herhalde şöyle sorardı;

“Kimin işine yarıyor?”

Sahi, kimin işine yarıyor?..

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, bombalar hakkında demiş ki;

“Kobani’de katliam yapan IŞİD militanlarının Türkiye’den geçtiği yönünde kanıtlar bulunuyor!..

Eğer bu katliam sizin desteğinizle gerçekleşmediyse buyurun bunu kanıtlayın, biz de inanalım. İktidar bunu kanıtlamak zorundadır. Aksi durumda bizim kanıtlarımız, iddialarımız geçerlidir.”

Kadının zoruna bak!..

Hem “kanıtlar var” diyor, hem de “aksini kanıtlayın” diyor!..

Be kadın;

Elinizde “kanıt” varsa, açıklarsınız, olur biter!.. Hükümet, niye aksini kanıtlasın ki!..

Bunun anlamı şudur:

Ellerinde kanıt-manıt yok!.. İşleri-güçleri “algı operasyonu” yürütüp,“mağduriyet” oluşturmak!..

Daha önce de yapmışlardı bunu...

“HDP seçim büroları”nda ve “Diyarbakır’da patlayan bombalar”dan da,Hükümet’i sorumlu tutmuşlar, 7 Haziran seçimlerinde “en az 2-3 puan daha fazla” almışlardı!..

Mahir Kaynak’ın bakış açısıyla; 

Demek oluyor ki; “patlayan her bomba, HDP’nin artı hanesine yazıyor!.. Yani, her bombadan HDP kârlı çıkıyor!”

O halde?!?..

Demek oluyor ki;

“Kobani’de patlayan IŞİD bombaları da, HDP’nin artı hanesine yazılacak!”

KOBANİ’Yİ KURTARAN KİMDİ?

Ama, yine de, “Figen Yüksekdağ’ın sakat mantığı”na bir cevap verelim:

“Teröre destek vermekle suçladığınız bu Hükümet ki; PKK’nın Suriye kolu PYD’nin başı Salih Müslim tarafından Rojava’dan sürülen 180 bin Kürt vatandaşına kucağını açan ve onları halen barındıran bir Hükümet’tir!..

O Hükümet, eğer 180 bin Kürt’e sınırlarını açmasaydı, herhalde Kürt Terör Örgütü PYD tarafından öldürülmüş olacaktı!”

Hele söyleyin Figen Hanım;

“Kürtlerin PYD tarafından katledilmesini önleyen” bu Türkiye mi, IŞİD’e yardım ve yataklık edecek?..

Dahası da var...

“Kobani’de, PYD ve IŞİD haftalarca çarpıştı!.. Az kalsın Kobani düşüyordu!.. Türkiye, eğer sınırlarını açıp da, Özgür  Suriye Ordusu ve Kuzey Irak’taki Peşmergeler’in Kobani’ye geçmesini sağlamasaydı, IŞİD, Kobani’den çıkarılabilir miydi?..

Lamı-cimi yok!..

Kobani’yi IŞİD’in elinden kurtaran bu Türkiye’dir, bu Hükümet’tir!..

Eğer Türkiye olmasaydı, acaba Salih Müslim’in PYD’si ne halt edecekti?..”

Şimdi soru şu:

“Kobani’yi IŞİD’in elinden kurtaran bir Türkiye, aynı IŞİD’e niye yardım etsin?”

“Kanıt” mı istiyorsunuz?..

Şanlıurfa Valiliği ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, istediğiniz“kanıt”ları, hem de “görüntü”leriyle sundu işte...

Dediler ki;

“IŞİD militanları, Cerablus’tan gelmiş, Kobani’ye girmişlerdir!”

Alın size kanıt!..

Ama, sormadan edemeyeceğim;

“IŞİD militanları Cerablus’tan gelip, Kobani’ye girerken, Rojava Devrimi(!)nin kahramanı Salih Müslim ve PYD militanları nerelerdeydi acaba?!?..”

Yoksa, yine, şu Ramazan günlerinde “kafaları mı çekiyorlardı?!?”

“Ayık gezmediklerini, sabah-akşam içtiklerini” çok iyi biliyorum!.. Acaba,“Tel Abyad sarhoşluğu” hâlâ devam mı ediyor?..

“IŞİD’in Kobani’ye sızdığını” onun için mi göremediler?..

Bırakın Türkiye’yi ve Hükümet’i suçlamayı da, PYD’ye bakın siz!..

Bakın, hâlâ sallanıyorlar!..

Ayakta duracak halleri yok!..

KAHPELERLE İTTİFAK!

Hani, Ankara Mimarlar Odası Başkanı Tezcan Karakuş Candan; “suntadan yapılmış masa” için “Biz, malı gözünden tanırız” diyordu ya; biz de; “kimin ne mal olduğunu” ve ne yapmak istediklerini “göz”lerine ve “söz”lerine bakarak, tanırız Figen Hanım!..

PKK’yı da tanırız, PYD’yi de!..

ABD’yi de tanırız, Esed’i de!..

HDP’yi de tanırız, Paralel’i de!..

Allah’a şükürler olsun ki, “göz”lerimiz kör değil!.. Türkiye’ye karşı, nasıl bir“şer ittifakı” kurulduğunu görüyoruz!..

HDP’li Figen Yüksekdağ, Türkiye’yi “teröre yardım ve yataklık”la suçladı ya, bunun “kaynağını” da çok iyi biliriz biz!..

O haberi ilk veren; “Türkiye düşmanlığı” ve “kahpelik”te sınır tanımayan“Paralel İhanet Çetesi’nin yayın organı Zaman France” idi!..

IŞİD’in; Kobani’ye saldırısının hemen ardından paralel çete elemanlarınınTürkiye’yi, teröre destek veren ülkeler listesine sokmak için Twitterhesaplarında #TerroristTurkey hash tagı açtıkları, paralelin Fransızcayayın yapan gazetesi Zaman France’ın da “Türkiye’nin DAEŞ’e yardım ettiği” iftirasını dünyaya servis ettiği hiç de meçhulümüz değil!..

Onlardan çok “ihanet” gördük ama, böylesine bir “kahpelik” ve “O... çocukluğu” yapabilecek derecede alçalacaklarını tahmin etmiyorduk!..

TÜRKİYE’YE KARŞI ŞER İTTİFAKI!

İbrahim Karagül’ün yazdığı gibi;

“Terörist Türkiye” kampanyasının arkasında ne olduğunu biliyoruz.

Bu, yeni değil.

Daha önce Türkiye’yi “teröre destek veren ülke” ilan ettirmeye dönük kampanyaları unutmadık!..

MİT TIR’larını durduranlar, işte bugünlere hazırlık yapıyordu. Daha o zaman Paralel Çete bile PKK ile ortaklık yapıyormuş!.

Onlar kendi ülkelerini, başkalarının talimatlarıyla, terörist ilan ettirmek için, o istihbarat servislerine malzeme topluyorlardı. 

Onlar, “vatan hainleri”ydi, “Türkiye düşmanları”yla, kendi menfaatleri uğruna ülkelerini Batılı, Güneyli istihbarat servislerine satıp alabildiğine gammazlıyorlardı. O zaman ihale paralel örgüte verilmişti.

Bugün görüyoruz ki;

“Bütün vatan hainleri aynı cephede toplanmış vaziyette!”

Biz, çok iyi biliyoruz ki;

“Terörist Türkiye” kampanyası, “Paralelci Kahpeler”in eseriydi!.. Onlara en büyük desteği veren de, “Aydın Doğan medyası”ydı!..

Hemen hepsi, “Erdoğan’ın şahsında Türkiye düşmanlığı” yapıyordu!..

BUNLAR TESADÜF DEĞİL!

Tam da, “Tel Abyad’ın, PYD tarafından etnik temizliğe tabi tutulduğu”günlerde; Hürriyet’te “PYD güzellemeleri”, yapılması, Cumhuriyet’te de“PKK’nın cici çocuklar gibi gösterilmesi”, üstüne üstlük“Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki masa, koltuk ve iftar sofrasının muhteşemliğine” vurgu yapan “yalan haberler”in kampanyaya dönüştürülmesi, hiç de “tesadüf”(!) değildir!..

Karşımızda bir “şer cephesi” var!.. Bir “ihanet cephesi” ile karşı karşıyayız!..

Uyan ey halkım;

“Terörist Türkiye” diyenlerin vatan hainliğini, millet düşmanlığını gör artık!.. Bu kampanyayı yürütenlerin, “Türkiye’yi Suriyelileştirmek”istediklerini bil!..

Bil ki, “asıl hedef Türkiye”dir!..

“Piyon-ist”leri de gör,

Arkasındaki “Siyonist”leri de!..

Ne olur, gör artık;

Altından ülke kayıyor!.. 

 ******************************************************************************

Bırakalım; IŞİD ve PYD gibi terör örgütleri birbirini kırsın!

Hani, “Paralel kahpeler” ve HDP sözcüleri, Türkiye’nin “terörist ülke”olduğu imajını yaymaya çalışıyorlar ya; tersinden düşünecek olursak, galiba biraz haklılar!..

Buyrun, bir mantık yürütelim:

“Terör Örgütü PKK’nın Suriye kolu” dediğimize göre; demek oluyor ki,PYD de bir “terör örgütü”dür!..

Peki, bu PYD, Kobani’de IŞİD ile çatışırken, Türkiye devreye girip; “Özgür Suriye Ordusu ve Peşmergelere” sınırlarını açıp, “Kobani’yi IŞİD’ten temizlemelerine” yardımcı olmuş mudur?.. Elbette olmuştur!.. Yani, “PYD adlı terör örgütü”ne yardım etmiştir!.. Hatta, dahasını da yapmış; “IŞİD’le çarpışırken yaralanan PYD’li ve hatta PKK’lı teröristleri” bile sınırdan içeri alıp, “tedavi” etmiştir!..

Bu açıdan bakıldığında, evet; “Türkiye, teröre yardım ve yataklık”etmiştir!..

Ama, bundan sonra; “PYD adlı terör örgütü” ile “IŞİD adlı terör örgütü”, eğer Kobani’de yeniden çarpışacak olursa, Türkiye buna kesinlikle“müdahil” olmamalı, hatta kılını bile kıpırdatmamalıdır!..

Bırakalım, birbirlerini kırsınlar!..

Kendi hesaplarını, kendileri görsünler!..

Madem ki; “Teröre yardım ve yataklık”la suçlanıyoruz, o halde aralarındaki “çatışma”ya hiç karışmayalım!..

Görsünler bakalım;

El mi yaman, bey mi?..

Biz de görelim, HDP’liler de!..

Kim “kahraman”mış, hep birlikte görelim!..

yeniakit