Oy Vereceğiz Ama Kime...

Meydanlar şenlikli, yaz aylarında sokaklar süslü. Sıcak havalarda mazot dağıtandan, ip atana liderler eğlenceli. Hani su dağıtsa en azından sevaba girecek diye düşündüğümüz liderler, bu bonkörlüklerinin arkasında acaba ne saklıyor diye sormaya gerek yok.

Meydanlar şenlikli, yaz aylarında sokaklar süslü. Sıcak havalarda mazot dağıtandan, ip atana liderler eğlenceli. Hani su dağıtsa en azından sevaba girecek diye düşündüğümüz liderler, bu bonkörlüklerinin arkasında acaba ne saklıyor diye sormaya gerek yok. Az buçuk hepimiz bili­yoruz. Ya diğerleri? Bugün siyasi hasımlarına ip atanlar daha evvel ne yapıyorlardı? Kişisel merakımdan yola çıkıp, hatıraları da birleşti­rince ortaya o kadar ilginç bir manzara çıktı ki... Haftaya eğer sandık başına giderseniz oy vermeden önce bir daha düşünmeniz için, su dağıtmadığımızdan o sevabı atlamış olduk ama, bari bu şekilde telafi edip hayır dua ala­lım diye ufak bir araştırma yaptık. Görünenin her zaman gerçek olmadığını farkına vardık, istiyoruz ki hepimiz biraz daha dikkatli olalım.

KURTLAR VADİSİ'NDE BİR POLAT: MEHMET AĞAR
Neden "Derin Devlet" deni­lince akıllara Mehmet Ağar'ın güneş gözlükleri gelir bilen var mı? Susurluk kazası sırasında ülkenin büyük bir kısmının öfke­sine maruz kalmış olmasına rağmen, DYP'nin başına geçer­ken herkesin birden geçmişini neden unuttuğunu? Mehmet Ağar böyle cevabı olmayan so­ruların adamıdır. Abdullah Çatlı'nın üzerinden çıkan silahın İçişleri Bakanı Mehmet Ağar imzası ile taşındığı ve yeşil pasa­portun nasıl düzenlendiğinin ce­vabını hala bilmiyoruz mesela. Derin devlet oluşumu için "milletin şuuru" diyen Meh­met Ağar 6 Mart 1998'de Hürriyet Gazetesi'nin haberleri sonucunda dokunul­mazlığını kaybeder. Hürriyet'in haberine göre Ağar; dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü Necdet Menzir'in yardımcısı Mestan Şener'i ara­yarak "o kişiyi biz kullanıyoruz, yakında önemli operasyonlara katılacak. Belgeleri bize yolla­yın, Öz'ü de serbest bırakın" ta­limatını vermesi üzerine uyuştu­rucu kaçakçısı Yaşar Öz serbest bırakılmış, silahları da kuryeyle Ankara'ya gönderilmiştir. TBMM Karma Komisyonu bu iddialar sonucunda ikinci kez Mehmet Ağar'ın dokunulmazlı­ğını kaldırmıştır. Sonuç, devletin ali menfaatleri ve devlet sırrı... Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde Hospro şirketi tara­fından hibe edilen, Türkiye'ye getirilmesinin ardından üç kolisinin kayboldu­ğu belirtilen silahlar konusunda basına gözdağı verir: "Resmi makamlar neyin ne olduğunu biliyor. Türkiye'ye zarar verir bu yaptığınız işler. Bunlar ko­nuşulmaz. Gerek yok. İşlerin di­bini, köşesini, kenarını bilmi­yorsunuz..." Kaybolan silahla­rın akıbeti, meçhul...
Mehmet Ağar 1992 yılında, cezaevinden yanlışlıkla salıveri­len "Bahçelievler Katli­amından dolayı idam cezası al­mış Haluk Kırcı'nın nikah şahi­didir aynı zamanda. Kırcı'yla ay­nı sofrada oturan birisinin bugün "terörü ben bitiririm" demesin­den daha doğal ne olabilir ki?

DAĞ GÜZELİ PERİNÇEK
İllaki İşçi Partisi'nin se­çim otobüslerine rastlamışsı­nızdır. "Ne ABD ne AB, Tam bağımsız Türkiye" te­malı propagandalarının ya­nında, arkasında bir Atatürk posteri, gözünü karartıp çağ­layan bir lider: Doğu Perinçek. Bugün ulusalcı diye bir kavram, milliyetç'liğin önüne geçtiyse, doğru adrestesiniz: müsebbibi Perinçek'tir.
Popüler zekasının farkı­na ancak, Sakıp Sabancı'ya "sizin tüm mal varlıklarınıza halk adına el ko­yacağız me­rak etmeyin sizi de işsiz bırakmayacağız" de­diğinde varabildiğimiz delikanlı(!) parti lideri Perinçek, bir dönem Kıbrıs'taki Türk askerî varlığını Rum ağzıyla "işgal" olarak değerlendirirken, bugün neden Türk Ordusu'na şükran­larını sunuyor? Bakın, berrak bir siyasi ortam arzu ederken cevabı pek de belli olmayan bu­lanık bir soru daha. Neyse...
Bugün kime sorarsanız so­run, dün ak dediğine bugün ka­ra diyen, dün dündür, bugün bu­gündür diyen tek kişinin Süley­man Demirel olduğunu zanne­der. Fakat cennet vatan, Demirel'den çok daha yeteneklilerini de barındırıyor. Bir gün Çin Sosyalizmine kapıldı Mao'nun peşinden gitti. Ertesi gün "İş­gale nihayet, Kıbrıs'a hürriyet" sloganları atarak Türkiye'nin Kıbrıs'taki Türkleri korumak için düzenlediği Barış Harekâtı'na saldırdı. 1976 yılında ya­yımlanan "Kıbrıs Meselesi" isimli kitapta TSK ve Rauf Denktaş için "faşist ve işgalci" diyebilen ve "Kıbrıs'taki faşist Denktaş yönetimi, bu talan ve yağmayı kendi tekeline almak için kanun çıkarmak gereğini dahi duymaktadır. Cumhuriyet gazetesinin yazdığına göre, Türk birliklerinin işgali altında­ki bölgede (KKTC'yi kastediyor) bir 'Nereden buldun kanunu?' çıkartılacaktır. Bu kanun kişisel olarak yapılan yağmayı yasak­layarak, Rumların terk ettiği mallara, Faşist Denktaş yöneti­mi tarafından el konulmasını sağlayacaktır. Bütün bunlar Türk Ordusu'nun silahlı bekçili­ği altında yapılmaktadır" şekIinde konuşan Perinçek bakın daha sonra neler neler söylüyor. 19 Temmuz 2004 tarihli Ana­dolu Ajansı bültenine göre Ba­rış Harekatı'nın 30. Yıldönümü kutlamaları için KKTC'ye giden Doğu Perinçel^ burada yaptığı açıklamada bir Türk olarak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile gurur duyduklarını anlatıyor. Doğu Perinçek, "Kendisini bü­tün gücümüzle, Türkiye'miz ve KKTC için destekliyoruz. KKTC Devleti ve halkına desteklerimi­zi sunmak için bu güzel günde adamızı ziyaret ediyoruz." di­yor. Sonra da İsviçre'de şov ya­pıp, 1990'larda bölücü örgütü savunurken yaptığı "İllegalleşen devlet en büyük terörist ha­line gelmiştir. Kürt illeri can pazarına dönmüştür" açıkla­masını ve bölücü başına çiçek verirken çektirdiği fotoğrafı unutturmaya çalışıyor. Biz bun­ları unutur muyuz, ne yalan söy­leyeyim unuttuk bile!

AKLANMADI KURTULDU!
Oh, dedim kurtuldum! "Tüm meslek liselerinin, Anadolu ve güzel sanatların ve diğer lise­lerin, bu arada imam-hatip okullarının orta kısmının kapa­tılması ve Kur'an Kurslarının kaynağının kurutulması, aydın­lık geleceğimizin reform projesidir. Bu projeye "hayır" di­yenler ise, aydınlıktan korkan yarasalardır.." Anavatan Partisi'nin kürsüsünden bu lafları eden Genel Başkan Mesut Yıl­maz. 2002'de seçmenden ye­diği tokat ile bu hesabın ka­pandığım düşünüyor olmalı ki, nasılsa ödeştik diyerek Ri­ze'den tekrar aday ol­du. Ne diyelim, vardır bir hayır. Başba­kanlık yapmış yaşayan 7-8 kişiden birisi olması bir yana bu mevki ile en güzel anısı sanırım 28 Şu-bat'tan sonra gensoru ile dev­rilen hükümetin başbakanı ol­masıdır. Türkiye tarihinde "yolsuzluk" nedeni ile devrilen ilk hükümet olmasının yanı sı­ra "Yüce Divan"da yargılanan ilk başbakan olması da kendi­sine bir diğer nişan. Fakat son başarısı diğerlerini gölgede bı­rakacak cinsten. Yargılama sonucunda nasıl olduysa, daha doğrusu zaman aşınca ceza yemeden, ama beraat de et­meden bir şekilde kurtuldu. Şimdi Rize halkı, teveccüh gösterip bu 60 yaşında olması­na rağmen benden genç görünen eski başbaka­nı Meclis'e sokarsa, giderayak bir apolet daha takmış olacak ya omzuna, işte ona yansın yanan!

ÜRKEK-ERKEK, İP-MİP: BAHÇELİ 
Belki de ömründe en çok hayır duayı 2001 krizi zamanı dolar üzerinden alacağı olanlar tarafından alan şanslı lider! Genel Merkezin uysal, meydanların yerinde duramayan Genel Başkanı! Hakkında çok şey söylemeye gerek olmayan liderlerden birisi. "Ürkek-Erkek" polemiği ile Meclis'e giren, APO'yu asmanın önünü kapatan kararların altında imzası olan, ülkemize Nesrin isimli o sevimli vekili örtüsünden ayırıp he­diye eden, 2002'deki ağır mağlubi­yetinin arkasından istifa edeceğini söylemesine rağmen, hatta Mesut Yılmaz-Tansu Çiller ikilisi bile istifa ettiği halde verdiği sözü unutan, "kurultayda adaylığınızı koyacak mısınız?" so­rusuna "böyle bir açıklama yapan biri adaylığını koyarmı?" sorusuyla cevap vermesine rağmen aday olan Milliyetçi lider! Mehmet Ağar'la or­tak bir noktasını aramadık ama kar­şımıza çıktı. "Bahçelievler Katliamı" sırasında Ankara SBF'de dekan yar­dımcısı olan Bahçeli, Haluk Kırcı salıverildiğinde ilk arayıp geçmiş ol­sun diyen arkadaşıdır. Daha sonra Haluk Kırcı, Mehmet Ağar'ın şahitli­ğinde dünya evine gire­cektir, ama bunun konumuzla alakası yok­tur! Türkiye'yi ip atla­yan çocukların ülkesi yerine, darağacında sallanan "ip"lerin ülkesi yapmaya çalı­şan Devlet Bey'in siyasetinin uzun süre ip üzerinde seyredeceği aşikar..

BİR GARİBAN OĞLAN: CEM UZAN
Kendisi Ürdün vatandaşı!.. Üç çocuğu Amerikan vatanda­şı!.. 4. çocuğu İsviçre vatanda­şı... İş adresi olarak Suudi Ara­bistan'ı gösterdi ve kısa dönem askerlikten yararlandı... İlk eşi Şebnem Berker'den doğma Si­nan ve Dilara ABD'de okudu!.. 29 Ocak 2003'de Başbakan Erdoğan ve eşinin Davos Zirve­si için İsviçre'ye gitmelerini ve Alpler'de gezmelerini eleştir­miş, şöyle demişti: "Ben İsviçre'nin Davos ve AlpIer'ini değil, Sarıkamış'ın Cıbıl Tepesi'ni seçtim!" Yurtdışı yasağı olduğu için kendisi gidemese de eşi, Sabetaist olduğu dile getirilen Koçibey ailesinin kızı Alara; Uzan'ın 4. çocuğunu İsviçre'de dünyaya getirdi!.. Tüm bunlara rağmen Uzan, Türkiye'de "Ka­tıksız Türk Milliyetçisi" olduğu­nu söylemeye devam ediyor!
Para sanki onun için icat edildi. Bir zamanlar televizyo­nu, gazetesi, radyosu, futbol ta­kımı olan, Sergen'i, Aykut'u, Oğuz'u, Alpay'ı, Jardel'i bir çır­pıda transfer eden Cem Uzan, yakın tarihimizin en ilginç ha­yat öyküsüne sahip siyasetçisi ya da işadamı ya da başka bir şey, karar sizin! Gerisini siz bi­liyorsunuz, sadece ben İmar Bankası diyeyim, ÇEAŞ diye­yim KEPEZ diyeyim. İsviçre bankaları, döner ekmek, konser diyeyim. Ben yoruldum gerisini siz deyin artık...

FIRTINANIN SU ÜZERİNE ÇIKARDIĞI LİDER: DENİZ BAYKAL
Cumhuriyet Halk Partisi'ni siyasetin Galatasaray'ı yapaca­ğını söylediği 2000'in başların­dan bu yana ne CHP ne de GS belini doğrultabildi. Tek parti döneminin şaşalı partisi, Ata­türk'ün mirası CHP ile dört yıl üst üste şampiyon olan, UEFA ve Süper Kupaları müzesine ta­şıyan Galatasaray'a da milenyum havası anlaşılan iyi gelme­miş. CHP kanadında sorumlu­luğun büyük bir kısmı elbette Deniz Baykal'dadır. Fransız ya­zar Balzac, "Kuzen Bette"de dediği gibi "Deniz fırtınalarında olduğu gibi, ihtilallerde de sağ­lam değerler dibe giderken, dal­galar hafif şeyleri suyun üzerine çıkarır." CHP lideri Deniz Bay-kal'ın siyasi yaşamı 6O'lı yıllara doğru Demokrat Parti iktidarı­na gelişen öğrenci hareketleriy­le başlar, "beşinci ayın beşinde saat beşte Kızılay'da" anlamına gelen meşhur 555K eylemi sıra­sında daha Hukuk Fakültesi'nde öğrencidir. "Ordu Göre­ve" pankartları açılmış ve çok partili hayata ancak 15 sene dayanan Türkiye bir darbe, üç idam görmüştür, ilk defa! Bu kadarı benim için yeterli, daha fazlası kelime israfından öte bir şey değil. İhtilallere olan mef­tunluğunun çocukluktan kalmış olduğunu bilmek, açıkçası Enerji Bakanlığı döneminde ül­kenin her yerini kaplayan petrol kuyruklarından daha önemli!

Gerçek Hayat / Faruk YÜCEL

Güncel Haberleri

İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı