Kitapta, şüpheli bir cinayete kurban giden Korgeneral İsmail Selen'in de kendisi gibi düşüncelere sahip olduğunu söyleyen Ersever, terörle mücadelede devletin yaptığı hataları, bir bir sıralıyor. Ersever'in itirafları, "şüpheli cinayetleri terörle mücadelede çözümsüzlük isteyenler mi işletti" sorusunu akıllara getiriyor.
Soner Yalçın imzalı "Binbaşı Ersever'in İtirafları" adlı kitabı da aranan sorulara cevap niteliğinde. Kamuoyu, şimdi bu sır ölümlerin ardındaki gerçeği ve "Terörün çözülmesini istemeyenler mi bu komutanları birer birer öldürdü?" sorusunun cevabını ararken Binbaşı Ersever, anılarında gerçeği tüm açıklığı ile ortaya koyuyor.
KİM BU GÜÇLER?
JİTEM'in kurucusu ve komutanı olan Jandarma subayı Cem Ersever'in itiraflarına yer verilen kitapta Ersever, sıklıkla terörle mücadelede şiddetin çözüm olmadığına vurgu yapıyor ve kendisi gibi hain bir cinayete kurban giden Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral İsmail Selen'in de aynı şekilde düşündüğünü vurguluyor. Şiddetin arttığı yerde kimi güçlerin ortaya çıkarak, cinayetler işlediğini belirten Ersever, "Vatandaşın can güvenliğini sağlayalım diyorum. Ama bunu sağlayamamışız. Böylesi bir ortamda kimin kimi vurduğu belli değil" diyor.
ÇÖZÜM İSTEYENLER Mİ ÖLDÜRÜLDÜ?
Terörle mücadelede devletin yaptığı hataları bir bir sıralayan Ersever, "Meselenin özüne inmek lazım" PKK ayrı, Kürt sorunu ayrıdır. Zamanında doğru söyleyenler dokuz köyden kovuldular. Örneğin Orgeneral İsmail Selen" Selen de şiddet yanlısı değildi. Bu tür olaylar şiddet ile bastırılmaz. Devlet şiddet kullanırsa en büyük hatayı yapmış olur. Aslında Türkiye tarihi hatalar yapmıştır. Taktik hatadır ve 9 yıldır sürmektedir. En son Kuzey Irak harekâtı hatadır. PKK demek Kürt halkı demek de değildir" diyerek öldürülen İsmail Selen'in de kendisi gibi şiddetten yana olmadığının altını çiziyor. Ersever'in bu itirafları, "Binbaşı Ersever ve Orgeneral Selen'i terörle mücadelede çözümsüzlük isteyenler mi öldürdü?" şüphesini akıllara getiriyor.
İŞTE ERSEVER'İN DİKKAT ÇEKEN İTİRAFLARI:
'KÜRT SORUNU AYRI, PKK SORUNU AYRI'
"Mücadele, halka baskı yapmak, demokratik hakları kısıtlamak vesaire değildir. Bunlar gereksizdir. Olağanüstü hal bile gereksizdir. Devlet iki taktik üstünlüğü ele geçirecek ve bunun arasına da yapı taşı harcı, psikolojik hareketi koyacak; vatandaşla konuşulacak, ona derdini anlatacak, vatandaşın derdini dinleyecek ve bu yapıyı sağlamlaştıracak. Dolayısıyla Kürt sorunu ile PKK sorununu bir birinden ayıracak."
"DEVLET YANLISI GÖZÜKEN ÇIKARCILAR VAR"
"Vatandaşın can güvenliğini sağlayalım diyorum. Ama bunu sağlayamamışız. Böylesi bir ortamda, kimi güçler ortaya çıkıyor; kimin kimi vurduğu belli değil. 7'den 70'e herkeste silah var. Bir insanın bu bölgede silahsız gezerek yaşaması mümkün değil. Arazi anlaşmazlığı, toprak meselesi vesaire, benim bildiğim, gördüğüm yerlerde bu sorunlar halledilmemiş. Davalar raflarda" Sanki arkeoloji müzesi gibi" Kargaşa var; kimin kimi vurduğu belli değil. PKK gerçekten çok büyük bir katliam gerçekleştirmiştir. Devlet, vatandaşını koruyamamıştır. Burada politik çıkar peşinde olan birtakım insanlar var. Güya devlet yanlısı! 'Devlet yanlısı' kavramını kabul etmiyorum. Devlet yanlısı, 'Örgüt yanlısı' kavramları, biz bunu yanlış buluyoruz. Bunu protesto ediyoruz. Halka böyle yaklaşılmaz. Halkı kazanmak istiyorsanız o halkın güncel sorunlarına pratik çözümler getirmek zorundasınız."
"ASKERİN GÖREVİ SİYASET DEĞİL"
"PKK yüzünden binlerce Türk'ün ve Kürt'ün çocuğu ölmüştür. Asker olarak ben sözümü dinletemedim. Belirgin bir konumda olmama rağmen dinletemedim. Demokratik bir yönetim diyoruz. Tamam o zaman siviller bir Ortadoğu politikası, bir Kürt politikası, bir PKK politikası tayin ve tespit etsinler. Askerler de bunu uygulasın. Askerlerin görevi siyasi polemiklerin dışında, oradaki gerilla ile mücadele etmektir. Düşmanı ortadan kaldırılması görevi vardır...Kürtlerin hak istediği falan yok. Kürtler rahat etmek istiyor. Huzur istiyor. Bir yandan devletin yanlışları, öte yandan PKK'nın baskıları yüzünden halk bunalmış durumda. Ne yapacağını bilmez durumda. Halk, kendisine yol gösterecek insan, kurtarıcı bekliyor."
JANDARMA BÖLGESİNDE İŞLENEN BİRÇOK SIR CİNAYET
JİTEM'in fikir babası ve ilk komutanlarından olduğu belirtilen Binbaşı Cem Ersever, Kasım 1993'te kaçırılarak öldürülmüştü. Ersever'le birlikte aynı günlerde kaçırılarak kaybedilen Nevval Boz'un cesedi 1 Kasım 1993'te Ankara Çamlıdere'de, itirafçı Murat Demir'in cesedi 2 Kasım'da Polatlı'da, Ersever'in cesedi ise 4 Kasım'da Ankara Elmadağ'da bulunmuştu. Jandarma bölgesinde işlenen cinayetlerle ilgili Ankara Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada bugüne kadar herhangi ciddi gelişme sağlanamamış, ancak cinayetin 'derin' güçlerce işlenmiş olacağına dair sayısız iddia ve buna ilişkin kimi gerekçeler gündeme getirilmişti.
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün çiftlik evinde, öldürülen Binbaşı Cem Ersever'in yıllardır kayıp olan ve JİTEM adlı gayri resmi istihbarat biriminin gizli arşivi çıkmıştı.
SELEN PAŞA, TERÖR KONUSUNDA YÖNETİCİLERLE TERS DÜŞTÜ
Korgeneral İsmail Selen, emekli olduktan sonra 23 Mayıs 1991 günü Ankara'da suikasta kurban gitti. OHAL Bölge Komutanlığı görevinde bulunan Selen Paşa, PKK ile mücadele konusunda dönemin yöneticileriyle ters düştü, görevden alınmak istendi. Emekli olduktan sonra ise, suikasta kurban gitti. Selen'in şüpheli ölümü ile ilgili olay kapatıldı.
vakit