Ahmet Hakan dedektifliği, bilinmeyenin peşine düşmeyi, bulduğu ve öğrendiğini okurlarıyla paylaşmayı seviyor; bir gazeteci/yazar için iyi hasletler bunlar... Muhakemesi sağlam, kendine güveni sonsuz bir yazar o ve bulgusunun doğruluğunu aklının terazisinde tarttıktan sonra 'güm' diye yazıveriyor... Başına dert açmıyor mu? 'Korumalı hayatı' kolay mı sanıyorsunuz siz?
Önceki gün, Hürriyet'te, "Muhtırayı yazdığı iddia edilen yazar kim?" başlığıyla bir yazısı çıktı Ahmet Hakan'ın... Çoğunuzun etrafa kulak vererek veya okuyarak duyduğuna inandığım bir söylentiyi araştırıyordu o yazıda...
Mehmet Barlas'ın televizyonda "Muhtıra metni kötü bir köşe yazarı üslubuyla yazılmış" dediğini, Ankara stüdyosundaydım, ben de duydum. Sonra gazetelerde haber, köşelerde yorum olarak da çıktı aynı iddia. En son Zaman'da Ekrem Dumanlı "Açıklama bir köşe yazarının eseri" iddiasını bir eşkâle kavuşturdu: "Bir akademisyen-yazar, Genelkurmay'ın açıklamasında etkin bir rol oynamış. Bir dönem sağ cenahta gezinen hatta sağcı bir partiden milletvekili adayı olan bu beyefendi önce Genelkurmay'a gidiyor, ardından da Deniz Baykal'ın evine uğruyor. Birkaç gün süren görüşme trafiğinin ardından Genelkurmay web sitesinde gece yarısı açıklaması yapılıyor."
Bizim gazete bir başka isim üzerinde durmuştu açıklama yazarı olarak, bir ara DYP'den bakanlık da yapmış o isim "Ben değilim" deyince uyanmış Ahmet Hakan'ın dedektiflik merakı... Zaman'dan Tamer Korkmaz'ın "Muhtıra, hık demiş bir köşe yazarının klavyesinden düşmüş gibi duruyor. Ankara kulislerinde postal yalamakla nam salmış bir köşe yazarından bahsediliyor. Muhtıracı yazarın 26 Nisan gecesi Baykal'ı evinde ziyaret ettiği de iddia ediliyor" satırlarını, ardından Bugün gazetesinde yazan Nuh Gönültaş'ın "Asker değil, bir sivil... Öğretim üyesi, bazı gazetelerde yazılar yazıyor... Ve ulusalcı takılıyor. Ve ilginçtir, 'dinci' bir gazetede yazıyor! Ve sanırım Dışişleri Bakanı olmayı umut ediyor bir kaos ortamında!" takılmasını okuyunca...
Şifreleri çözdüğü kanaatine kapılmış... Genelkurmay'ın derdini anlatmak için öyle birine ihtiyaç duyacağı iddiasını saçma bulduğunu da belirtmiş Ahmet Hakan, ama yine de iz sürüp etrafa sorarak şifreleri çözmekten geri duramamış...
Keşke bana da sorsaydı... Sorsaydı, kendisine hiç tereddüt etmeden, "O açıklamayı Hasan Ünal yazmış olamaz" cevabını verirdim. Önemli bazı siyasîler, 'kesine yakın ifadelerle' aynı ismi bana telâffuz ettiklerinde söylediğim gibi...
Benim yaptığım Agatha Christie'nin Belçikalı dedektifi Hercule Poirot gibi gri beyin hücrelerini kullanmak aslında... 2 ile 2'yi alt alta yazıp 4 sonucunu çıkarmaktan farksız bir yöntem. Tabii, rakamlarla ifade edilen bilgilere sahip olmak şartıyla...
Lâfı daha fazla uzatmadan 2 ile 2'yi alt alta koymaya çalışayım...
İlk 2'miz Genelkurmay açıklamasından... Açıklamanın son paragraflarından biri şöyleydi, hatırlayacaksınız: "Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, 'Ne mutlu Türküm diyene!' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır."
Bir bilgi de Hasan Ünal'ın 'medenî hali' ile ilgili... Hasan Ünal evli, Bilkent Üniversitesi'nde okutmanlık yapan eşi Yunan asıllı bir Ortodoks... Bu gizli-saklı bir bilgi değil; Hasan Ünal yazılarında yeri geldiğinde bu bilgiyi okurlarıyla paylaşıyor; en son, "Türk Ocakları'yla Uğraşmayın!!!" başlıklı yazısında (Tercüman, 23 Nisan 2007) tekrarladı.
Yazısının bir yerinde şöyle diyor Hasan Ünal: "Eşim Yunan asıllı ve Hıristiyan Ortodoks olduğu için, gezdiğimiz yerlerde, Hıristiyan kültür ve medeniyetine ait unsurları dikkatle inceleriz." Bilginiz olsun diye kayda geçireyim: Hasan Ünal misyoner faaliyetlerine şiddetle karşı ve Türkiye'de de yasaklanmasını istiyor misyonerliğin... O yazısından misyonerliğin Yunanistan'da yasak olduğunu da öğreniyoruz; ama son iki ayrıntının esas konumuzla bir ilgisi yok...
Şimdi 2 ile diğer 2'yi yan yana koyalım. İlk 2, açıklamadaki "Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, 'Ne mutlu Türküm diyene!' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır" cümlesi... Diğer 2 ise medenî hali ile ilgili "Eşim Yunan asıllı" bilgisi değil, şu cümle: "Ben demokratik ve kalkınmış bir Türkiye sevdalısıyım."
İçimdeki Hercule Poirot, bu bilgileri yan yana koyunca, "Tek bir elden çıkmışsa, o açıklamayı Hasan Ünal yazmış olamaz" diyor... Tercüman'da çıkan "Tamamen iftira" başlıklı son yazısında (3 Mayıs 2007), Hasan Ünal, "Bu son bildiride benim bir alâkam olması söz konusu bile değildir" diyor zaten...
Durum budur arkadaşlar...
O Gazetecinin Karısı Yunan asıllı bir Ortodoks...
Genelkurmay muhtırasını kaleme aldığı iddia edilen yazar Hasan Ünal hakkında ortaya çok ilginç bilgiler çıktı. Hızlı ulusalcı Ünal'ın karısı Yunan ve Ortodoksmuş mesela.
Güncel Haberleri
İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı