Newsweek dergisi son sayısında Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine yer ayırdı. Owen Matthews imzalı “Geri çekilen bir ordu” başlıklı yazıda daha önce Gül’ün adaylığına sertçe karşı çıkılmasına, aleyhinde mitingler yapılmasına rağmen neden şimdi Türkiye’de sessizliğin hakim olduğu sorgulandı.
Derginin verdiği yanıt şöyle:
Türkler 22 Temmuz’da ordunun uyarısını dikkate almadı ve AK Parti’yi yüzde 47 ile tekrar iktidar yaptı. Daha önemlisi asker ve sicil bürokrasideki “aşırı laikler” yenilgiyi kabullendi. Bu Türkiye’nin demokrasi yolundaki önemli bir kilometre taşı.
AK Parti 2002’de aldığı iktidarı döneminde başörtüsü yasağı gibi konularda gerginlikten uzak bir politika izledi ve dini konuları gündeme getirmedi. Bunun yerine ülke ekonomisine ağırlık verdi ve Türkiye’yi AB’ye hazırlayan reformları gerçekleştirdi.
Gül’ün yükselişi Türkiye elitinde sismik bir değişimden çok laikler ve muhafazakarlar arasında bir dengeleme gibi… Türkiye’nin son jenerasyonu ekonomik ve siyasi güç dağılımında önemli bir değişim gördü. Güç İstanbul merkezli iş dünyası, batılılaşmış aydınlar ve bürokrasiden Anadolu merkezli sermayeye geçiyor. İhsan Dağı’ya göre laiklik tartışmaları gücünü kaybeden sınıfın çıkarlarını korumak için ortaya attığı bir kalkan gibi. İhsan Dağı “başörtüsü tartışmaları ayrıcalıklı kesimin geri kalanı domine etmek için kullandığı bir araç” diyor.
Dergideki yazı şöyle bitiyor:
Gül’ün zaferi ayrıcalıklı azınlığın ve ordunun yenilgisi anlamına gelir mi? AK Parti’nin popülerliği askeri bir müdahale ihtimalini ortadan kaldırıyor ve orduya açabileceği birkaç kart bırakıyor. Gül elinden geldiğinde incelikli davranmaya çalışıyor ancak ordu Türk insanının üzerindeki en güvenilir kurum imajını koruyor. Bu tablo yorumlandığında ortaya şöyle bir durum çıkıyor: asker “eski düşmanları” önünde sessizce yenilgiyi kabul edecek. Aynı zamanda AK Parti, eski İslamcılar, ordunun ticari ilişkilerine ve bütçesine karışmaktan imtina edecek. Her iki taraf da diğeriyle ilgili tatsız anılarla yüklü. Türkiye’nin muhafazakarları rahatsız edici bir aşırılığı hatırlatırken, ordu çoğu zaman demokrasiyi kolayca ezebildi. Şimdi her ikisinin de tarihlerini geride bırakacakları umulabilir, ve eski bir İslamcının pragmatik bir devlet başkanı, askerlerin ise gerçek birer demokrat olabileceği kanıtlanabilir.
iyibilgi