Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Seyyid Hasan Nasrallah ve Seyyid Haşim Safiyuddin’in şehadetlerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada, Hizbullah’ın Nasrallah’ın ortaya koyduğu çizgiye bağlı kalacağını söyledi.
Kasım, Seyyid Hasan Nasrallah’a hitaben, “Bedeninle aramızdan ayrıldın ancak öğretilerin kaldı. Bize azim veren ışığın ve bıraktığın miras yaşamaya devam ediyor” dedi.
Nasrallah’ın güçlü bir halk tabanı, Hizbullah ve direniş yapısı inşa ettiğini belirten Kasım, “Bu yolda devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Filistin pusulamız olmaya devam edecek”
Kasım, Nasrallah’ın Filistin meselesini Hizbullah’ın temel önceliklerinden biri haline getirdiğini belirterek, “Filistin pusulamız olmaya devam edecek. Topraklarımızın kurtarılması da önceliğimiz olmayı sürdürecek” dedi.
Haşim Safiyuddin ve şehitleri andı
Seyyid Haşim Safiyuddin’in Hizbullah içerisindeki çalışmalarına da değinen Kasım, onun uzun yıllar boyunca hareket içerisinde görev yaptığını ve Nasrallah’ın en yakın yardımcılarından biri olduğunu söyledi.
Safiyuddin’in “direniş yolunda önemli bir simge olarak kalacağını” belirten Kasım, şehit ailelerine başsağlığı dileklerini iletti.
Çağrı cihazlarının patlatılması sonucu yaralananları da anan Kasım, onları “yaşayan şehitler” olarak nitelendirdi.
Kasım ayrıca “Uli’l-Be’s Savaşı” olarak adlandırdığı süreçte 3 bin 400 kişinin şehit olduğunu, 14 bin 600 kişinin ise yaralandığını söyledi.
“Biz ahdimize bağlıyız”
Kasım, “Biz ahdimize bağlıyız” sloganının mücadelenin devamı anlamına geldiğini belirterek, bir liderin şehit olması halinde yerine gelen yönetimin önceki çizgiyi sürdüreceğini ifade etti.
Hizbullah’ın temel ilkelerinin değişmediğini söyleyen Kasım, “Direnişin devamından yanayız. Düşman topraklarımızdan çekilene ve işgal altındaki topraklarımız tamamen kurtarılana kadar direnişi sürdüreceğiz” dedi.
Kasım, Nasrallah ve diğer şehitlerin bıraktığı mirasa bağlı kalacaklarını, Filistin’e destek ile Lübnan topraklarının tamamen kurtarılmasını temel hedeflerden biri olarak gördüklerini söyledi.
“Direniş saldırı projesini durdurdu”
İsrail ile yaşanan çatışmalara değinen Kasım, Hizbullah karşıtlarının “Direniş ne yaptı?” sorusunu yönelttiğini belirterek buna karşılık, “Devlet ne yaptı?” diye sordu.
Kasım, Hizbullah’ın İsrail’in hedeflerine ulaşmasını engellediğini savundu.
İsrail ordusunun çok sayıda asker ve birlikle Lübnan’a yönelik operasyonlar yürüttüğünü belirten Kasım, Hizbullah mensuplarının İsrail güçlerinin ilerleyişini durdurduğunu söyledi.
Bint Cübeyl, Hiyam, Ayta eş-Şaab, Nakura, Beyyade ve Ali Tahir bölgelerini örnek gösteren Kasım, çatışmalar sırasında Hizbullah güçlerinin İsrail ordusunun ilerleyişine karşı koyduğunu ifade etti.
Hizbullah’ın mücadeleyi iki yöntemle yürüttüğünü belirten Kasım, bunlardan ilkinin imkânlar ölçüsünde doğrudan karşılık vermek, ikincisinin ise İsrail güçlerinin bölgede kalıcı biçimde konuşlanmasını engellemek olduğunu söyledi.
Kasım, çatışmanın yönetimine ilişkin ayrıntıların kamuoyuyla paylaşılmayacağını da ifade etti.
“Sorun direniş değil, saldırıdır”
Kasım, asıl sorunun Hizbullah’ın silahlı varlığı değil İsrail saldırıları olduğunu savundu.
İsrail karşısında teslimiyetin Lübnan açısından ciddi sonuçlar doğuracağını ileri süren Kasım, Hizbullah’ın teslimiyeti kabul etmeyeceğini söyledi.
“Bu ülke hepimizin” diyen Kasım, Lübnan’ın 10 bin 452 kilometrekarelik topraklarının hiçbir bölümünden vazgeçilemeyeceğini ifade etti.
Güney Lübnan’ın ülkenin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Kasım, Hizbullah’a yönelik eleştirilerde bulunan siyasi çevrelere de tepki gösterdi.
Silah tartışmalarına yanıt
Kasım, yapılan mutabakatın çatışmaların şiddetini mevcut seviyeye düşürdüğünü savunarak Hizbullah’ın silahsızlandırılması yönündeki çağrıları eleştirdi.
Lübnan ordusunun Hizbullah’ın silahlarını toplamak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını belirten Kasım, “Lübnan ordusu milli bir ordudur. Lübnanlılar meselelerini kendi aralarında uzlaşarak çözmelidir” dedi.
“Yedi tur doğrudan müzakere sıfırın altında kaldı”
Lübnan yönetiminin İsrail ile yürüttüğü müzakerelere de değinen Kasım, doğrudan görüşmelerin sonuç vermediğini savundu.
Yedi tur doğrudan müzakere gerçekleştirildiğini belirten Kasım, bu görüşmelerin sonuçlarını “sıfırın altında” şeklinde nitelendirdi.
Cumhurbaşkanının müzakere yürütme hakkına sahip olduğunu belirten Kasım, ancak bu süreçte Lübnan Anayasası, Taif Anlaşması ve hükümet programı çerçevesinin korunması gerektiğini söyledi.
Kasım, doğrudan müzakerelerin dondurulması ve dolaylı müzakere yöntemine dönülmesi çağrısında bulundu.
Hizbullah’ın diyaloğa hazır olduğunu belirten Kasım, buna karşılık direnişi ve destekçilerini “kanun dışı” olarak nitelendiren çevrelerle diyaloğun nasıl yürütüleceğinin sorgulanması gerektiğini söyledi.
“Devlet barınma, tazminat ve yeniden imardan sorumludur”
Savaşın yol açtığı yıkımın ardından barınma ve yeniden inşa çalışmalarına da değinen Kasım, Lübnan devletinin barınma, tazminat, yeniden imar ve onarım çalışmalarında sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Hizbullah’ın da kendi imkânları ve bağışlar yoluyla barınma, onarım ve yeniden inşa çalışmalarına katkıda bulunacağını açıklayan Kasım, yakın zamanda yeni bir barınma projesinin ayrıntılarının duyurulacağını belirtti.
Hükümete ekonomi eleştirisi
Kasım, Lübnan’daki ekonomik durum, hayat pahalılığı, Lübnan lirasındaki değer kaybı ve kamu hizmetlerindeki sorunlar konusunda hükümeti eleştirdi.
“Elektrik nerede? Dışişleri Bakanlığı nerede? Mevduat sahiplerinin paraları nerede?” diye soran Kasım, yönetimin ekonomik sorunlara karşı daha fazla sorumluluk alması gerektiğini savundu.
Hizbullah’ın silahların devletin kontrolünde toplanması meselesini görüşmeye açık olduğunu ifade eden Kasım, ancak bunun öncesinde İsrail’in Güney Lübnan’dan çekilmesi ve bölge halkının evlerine dönmesi gerektiğini söyledi.
ABD ve uluslararası sisteme eleştiri
Uluslararası gelişmelere de değinen Kasım, ABD’yi dünya üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışmakla suçladı.
Uluslararası hukuk ve küresel adalet sisteminin işlevini kaybettiğini ileri süren Kasım, Birleşmiş Milletler’de ortaya çıkan tablonun İsrail’in uluslararası kamuoyunda giderek daha fazla tepkiyle karşılaştığını gösterdiğini savundu.
İran ve Filistin mesajı
Konuşmasının sonunda İran’a da değinen Kasım, İran’a ve liderliğine selam gönderdi.
Filistin’in geleceğin sembolü ve temel meselesi olduğunu belirten Kasım, Filistin halkını “toprağın gerçek sahibi olan, fedakâr bir halk” olarak nitelendirdi.