Ve beklenen karar çıktı. Bundan sonra ne olacağını herkes merak ediyor. Peki bu süreci kim yönetecek? Bu süreci halk mı yönetecek sanıyorsunuz? Peki o halkı kim yönetiyor? Dışarıdan bakınca AK Parti’yi Erdoğan yönetiyor, MHP’yi Bahçeli, CHP’yi Özgür Özel ya da Kılıçdaroğlu mu yönetiyordu?
Cumhuriyet dediğimiz şey aslında kuruluşunda monarşik, bir başka yönüyle ideolojisi dinleştirilen Sovyetik bir Cumhuriyet’ti. Cumhuriyeti kuran (!?) Kemalist kadro, İttihat ve Terakki’nin siyasi kanadı idi. Abdülhamid’i Selanik’e, Vahdettin’i Malta üzerinden İtalya’ya süren akıl hangi akılsa, bu süreci yöneten de o akıldı. T.C. İslamcılığı da, solculuğu da, milliyetçiliği de, Aleviliği de aynı merkezden kurgulandı. Bu değerler üzerinde insanlar öldü ve öldürüldü, ama işin aslı zannettiğimiz ya da bize anlatıldığı gibi değildi. Çanakkale, Anadolu’nun fethi, Kurtuluş Savaşı, İstanbul’un fethi bize anlatılan gibi değil. Bugünkü partilerin birçoğu da bu anlamda bir Truva atı gibi sanki.
FETÖ’nün İslamcılığı, Amerikano İslam’ın misyoner mektebi değil miydi? DEAŞ de öyle bir yapı değil miydi? Ilımlısı da, radikali de onların eseriydi. Bize Anti Siyonizm’i ve Masonluğu bile bırakmadılar. Adnan Oktar elinde Ramuz-ul Ehadis’le, Masonluğa ve solculuğa karşı bayrak açarak, Mehdiyet, Komünizm’le Mücadele sloganları ile, Darvinizm’e meydan okuyarak meydanlara indi. Adnan Oktar’ın da F. Gülen’in de arkasında aynı yapı vardı aslında. Oktar’ın Mason olduğunu, kendi söyledi de öğrendik. O aynı zamanda bir Kemalist’ti.
Apo’nun kim olduğunu biliyor muyuz? PKK’yı kim kurdu? Onu, Özel Harp’i kim kurdu ise onlara sormak gerek. Özgür Özel nereden geldi, o ne kadar özgür biri, onu bilmem ama “Özel” biri olduğu belli. “İmamoğlu” da özel biri! Ölenlerin de öldürenlerin de aynı karanlık locaya hizmet ettirildiklerini bilelim. Birileri aynı ülkenin çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerinden kendilerine servet ve iktidar üretiyor. Bunu görelim, bunu anlayalım artık.
Kılıçdaroğlu’nun önünü kim açtı? Bu “Mutlak Butlan” kararının zamanlaması da bana çok dikkat çekici geldi. Bu karar ne kadar adil ve bundan sonra ne olacak, bu sorunun cevabını yaşayarak öğreneceğiz. Çünkü bu süreci yönetenler de artık aslında kendi aralarında, özellikle Türkiye’nin bugünü ve geleceği konusunda uzlaşamıyorlar. Sahi, bu sürecin arkasında kim var? PKK ile masaya oturma fikri Bahçeli ve MHP üzerinden servis edilmişti. Aslında bu şekilde MHP’ye de operasyon çekilmiş olamaz mı? Kılıçdaroğlu projesi Erdoğan’ın kendi projesi mi? Bu gibi projeler öyle tek kişiye emanet edilemeyecek kadar önemli projeler. Şunu görüp anlayalım artık, Özbek asıllı Ruzi Nazar’ın ve onun Türk dünyasında işbirlikçilerinin arkasında hangi ülke varsa, soğuk savaş döneminde sağcıların arkasında olduğu gibi solcuların arkasında da onlar vardı. Sosyalistleri, Çin ve Rusya arasında bölenler de onlardı; Latin Amerika, Avrupa solculuğunun / Sosyalistliğinin, Balkan sosyalizminin arkasında da onlar vardı.
Bunlar “tavşana kaç-tazıya tut” diye bir oyun oynuyorlar. Adına “kontrollü bunalım stratejisi” diyorlar. Darbeyi de kendileri yaptırıyorlar, darbeye karşı protestoları da kendileri kontrol ediyorlar, önemli bir ölçüde. Kemalizm’in yılmaz savunucusu da onlar, Kemalizm’e karşı hareketlerin içinde de onlar. Bunlar tarikatların içinde de varlar, tarikatlara karşı kampanyayı da kendileri yönetiyorlar.
Bugün de yine aynı çevreler aktif. Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin tekrar başına getirilmesine zemin hazırlayan Mutlak Butlan kararı sadece bir mahkeme kararı olduğunu sanmıyorum. Görünen o ki, CHP de yeniden dizayn ediliyor. CHP üzerinden Aleviler ve Kemalistler kontrol altına alınarak politik anlamda tasfiye edilecekler. İslamcıları siyasete sokup, İslamcılığın tasfiyesi için FETÖ’nün kullanılması gibi bir durum bu. Bakın dün PKK’yı kurduranlarla bugün MHP üzerinden PKK’yı tasfiye sürecini (!?) başlatan da aynı çevreler. Aynı çevreler aynı zamanda MHP’yi de yeniden dizayn etmek için sanki düğmeye basmış gibi gözüküyorlar.
İktidarda AK Parti var. AK Parti üzerinden MHP ile birlikte bu süreci yönetme konusunda yerli zannettiğimiz yabancıların etki alanı içinde hareket eden çevreler üzerinden AK Parti’yi de dizayn etmeye çalışıyorlar. Yani hedefte sadece CHP yok, AK Parti de CHP de var. 2. ve 3. derecede başkaları da var. İslamcı’sından Kemalist’ine, milliyetçi’sinden liberaline, sağcısı-solcusu, Alevi’si Sünni’si ile birçok topluluk bu derin yapıların hedefindeler.
Hatırlayalım, COVID ve mRNA operasyonu nasıl yapıldı ise, İklim anlaşması, 5G, İstanbul Sözleşmesi kimin eseri ise bu süreci yönetenler üzerinden bugün yeni bir süreç başlatıldı.
Kılıçdaroğlu’na bu durumda büyük bir görev düşüyor. Eğer o da içimizdeki diğerleri gibi “uluslararası sistemle beraber hareket etme adına Merkezinde İsrail’in, Siyonizm’in, Dünya derin devletinin yer aldığı; ABD, İngiltere, AB+Vatikan’ın tahtında müstetir, içinde mündemiç olduğu “Şeytan Üçgeni” içindeki Satanist, Pedofilik, Siyonist, Agarha’cı, Chabat’çı lobilerle işbirliği yapmaya kalkarlarsa, Allah korusun, bu durum ülkemiz ve bölgemiz için bir felakete dönüşecektir.
Bu kirli oyunda, aslında avcı gibi görünenler de avdır. İşleri bittiğinde çardak aralığından aşağı süpürülerek domuzlara yem edilir. Ava gidenler günü gelir avlanırlar. Bu lobilerin hedefinde sadece CHP yok, AK Parti, MHP ve diğer muhtemel seçim öncesi ittifak kurulacak partiler de var. DEM zaten bu anlamda çoktan devşirilmiş bir parti.
Kılıçdaroğlu bu oyunu bozabilir mi? Bu çok zor. CHP zaten devşirilmiş bir parti, Özel+İmamoğlu operasyonu ile zaten hallaç pamuğu gibi atıldı. CHP dediğimiz parti ana muhalefet partisi. Kılıçdaroğlu partinin başında “kök hücre” gibi durursa, onun arkasından, arka planda birileri ülkeyi felakete sürükleyecek çok tehlikeli maceralara zemin oluşturabilirler. Kılıçdaroğlu aslında yalnız bir adam. Onun, kendine yaklaşacak, dost görünen yerli ve yabancı istihbarat örgütleri ve lobilerin adamlarına karşı çok dikkatli olması gerek.
CHP normal bir parti değil. Daha doğrusu normunu batılıların belirlediği bir parti. Normal bir parti olacaksa kadrolarını, ideolojisini, gelecek tasavvurunu yeniden gözden geçirmesi gerek. Geçmişleri onlar için bazı ayrıcalıklar sağlasa da, bu artık avantaj değil bir yük. Eski CHP, dayandığı kavram ve kurumlarla kendini geleceğe taşıyamaz. Onun çok ciddi ve güçlü bir gelecek tasavvuruna sahip olması gerek. Etiketlenmiş ideolojiler değil, muhteva üzerinden bir mesaj vermeli. Cumhuriyetçilik, Demokrasi, Liberalizm çiğnene çiğnene çürütüldü. O uğurda yabancı destekli, halka karşı darbeler bile yapıldı. Bütün darbeler laiklik ve Kemalizm adına yapılmadı mı? Kemalizm ve laiklik adına yapılanlar daha hafızalarda canlı. Halkın inancı ve tarihi, geleneğine düşman kadroların ve aynı zamanda dinin, tarihin ve geleneğin muhtevasını dejenere edenlerle bir yere varılamaz.
Dini ve milli duygularınızın istismar edilmesine izin vermeyin. Tarihi mefahire dönüştürenlerin anlattıklarına kanmayın, boş vaatlerle gelecek konusunda sizi kandırmalarına izin vermeyin.
Siyaset, bürokrasi, savunma, sanayi, ticaret, maarif, para; her şeyi yeniden yapılandırmak istiyorlar. Doğurganlığı bitirdikten sonra, yaşlı ve hasta ve engellilerden kurtulmaya çalışacaklar. Sonra da diğer insanları tasfiyeye gelecek sıra. Wifi, RF, 5G, akıllı şehirler, Neuralink, nesnelerarası iletişim, Transhümanizm, iklim, gıda, sağlık, Chemtrails ve benzer yollardan nüfusu 500 milyona çekmek istiyorlar. Bu hedefe giden yolda, aile en büyük düşmanları. Fuhuş ve uyuşturucu yoluyla ahlaki değerleri sıfırlamak istiyorlar. Bu yolda ilerlerken Masonlara, Rotayen’lere, Lion, Liones’lere de fazla gerek kalmadı artık. O dönemi kapatacaklar.
Geçiş döneminde tek partili iktidar istemiyorlar. Seçim ittifakları ve çoklu koalisyonlarla siyasal sistemi nötrleştirmek yanında gerektiğinde kilitlememek için çoklu koalisyon dönemi başlatıyorlar. İsrail’de de bunu görüyoruz, Hollanda’da da. Bugün yaşananlara bakınca, görünen o ki, sadece Kılıçdaroğlu, CHP’ye operasyon çekilmiyor. Bütün partileri hedef alan siyasi bir operasyonla karşı karşıyayız. Karizmatik lider dönemi bitiyor, resmi ideoloji de. Cemaat ve STK’lar üzerinde siyaseti manipüle ya da siyaset üzerinden cemaat ve STK’ları manipüle etme dönemi de bitiyor.
Ayakta kalmak için siyasilerin önünde 3 yol var: Ya Hakk’a dayanacaksınız ya da halka, veya uluslararası sisteme sırtınızı dayayacaksınız. Bunun üçü bir arada olmaz. Aslolan ise Hakk’a dayanmak, Hakk’tan yana olmak. Haklıdan yana olmak. Şeffaf bir hukuk devleti olmak. Şeffaflık yoksa, Hakk’tan ve halktan yana olmaları bir illüzyondan başka bir şey değildir. CHP üzerinden konuyu değerlendireceksek, Kılıçdaroğlu, İrtica, Şeriat, laiklik, Kemalizm söylemlerini, rejim tartışmalarını bir kenara bırakarak, “önce adalet” diyebilecek mi? Din ve tarih, gelenek tartışmalarını bitirmek için atılması gereken önemli adımlar var.
19. yüzyıl sonunda, savaş yıllarında Kapitalizm, Komünizm, Faşizm’in gölgesinde oluşan kavram ve kurumlarla 21. yüzyılı açıklamak mümkün değildir. Düne dair söylenenler dünde kalmalı, şimdi adalet, barış, hürriyetten yana yeni şeyler söylemeliyiz. Herkesin inandığı, yaşadığı, düşündüklerini özgürce ifade edebildiği, katılımcı, çoğulcu, şeffaf, insanların mal, can, namus, akıl ve inanç emniyetlerinin güvende olacağı yeni bir dünya için önce Global Reset ve Epstein çetesine hayır diyelim. Farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşamamıza fırsat verecek, yeni bir sosyal sözleşme için zemin hazırlayacak, yeni kavramlar ve yeni kurumlarla hayat bulacak yeni bir erdemliler ittifakı kuralım derim.
Selam ve dua ile…