Müslüman Kardeşler Dünyası kuruluyor!..

İbrahim Karagül


İster Arap Baharı olsun, ister iç çatışmalar, isterse dış müdahaleler, İslam Orta Kuşağı'nı iyi ya da kötü yönde etkileyen, değiştiren her gelişmenin hazırladığı tek bir gelecek var. Biz buna; 'Müslüman Kardeşler Dünyası' ya da 'Müslüman Kardeşler Kuşağı' diyoruz.

 Suriye'deki iç savaş, Yemen'deki acı dolu geçiş süreci, Mısır'daki Tahrir isyanı, Tunus'taki kıvılcım gibi zorba yönetimleri sarsan gelişmeler, demokrasi ve özgürlük çağrılarının bütün bölgede yankılanması Osmanlı sonrası en köklü değişime zemin hazırladı.

Böyle bir atmosferde örgütlü yapılar, hele Müslüman Kardeşler gibi, yaklaşık yüz yıllık organizasyon tecrübesine sahip çevreler yeni iktidar elitlerini belirleyecek.

 Tahrir direnişinin, sokakların öfkesinin, kader gibi gösterilen baskı yönetimlerini devirmeye ayarlı çıkışı, bundan sonra da devam edecek. Derin dalga üzerinde hem bölgesel hem de küresel ölçekte müdahaleler olacak. Ancak süreç devam edecek. Halkaya yeni ülkeler eklenecek.

Otoriter rejimler devrilirken monarşilerin ayakta kalacağı varsayımlarının ne kadar boş olduğu görülecek. Bugün, bölgesel güç denklemine yatırım yapıp monarşileri destekleyenlerin, bazı rejimleri devirmek için seferber olup bazılarına destek olanların bir süre sonra ellerinin boşaldığını göreceğiz. Çünkü bu dalganın; üzerinde hesap yapanların hesaplarını bile boşa çıkaracak enerji patlamasına dönüşmesi kuvvetle muhtemel.

Mısır'da seçimler yapıldı. Müslüman Kardeşler zor da olsa kazanabildi. Hürriyet ve Adalet Partisi'nin adayı Muhammed Nursi zaferini ilan etti.

Ancak Askeri Konsey, bir genelgeyle dokunulmazlık ilan etti. Orduya sınırsız iktidar sağlayan, askeri meselelerde Devlet Başkanı'nın yetkilerini yok sayan, bir tür diktatörlük özlemi hissettiren genelge, Mısır'ın özgürlük arayışına gölge düşürdü.

Bu haliyle seçimi kim kazanırsa kazansın, bir tür 'vesayet yönetimi' kurulacak, 'askeri vesayet' uzunca bir süre Mısır'da etkisini hissettirecek. Ne kadar tanıdık değil mi? Türkiye'nin demokrasi arayışını, bu uğurda verdiği mücadeleleri, askeri müdahaleleri düşünün... Askeri vesayetten yeni yeni kurtulmaya çalışan Türkiye'de bu sürecin ne kadar uzun sürdüğünü hatırlayın.

Mısır ordusu, Müslüman Kardeşler'in yönetimi üzerinde denetim yapacak, ülkeyi yeni siyasi kadroların eline bırakmayacak. Çünkü ülkenin sahibi onlar! Her ne kadar, Tahrir ruhu değil, Müslüman Kardeşler-ordu arasındaki işbirliği galip geldi dense de, asker kendisinden başka hiçbir güce ülkeyi devretme niyetinde değil. Belki de, yeni iktidar kadrolarını destekliyor görünen uluslararası güçler, 'her ihtimale' asker üzerinden hazırlıklı olmaya çalışıyordur.

 Ancak bu süreç, vesayet dönemi pek uzun sürecek gibi değil. Fay hatları harekete geçti bir kere ve bunu ne Mısır ordusu ne de Mısır'ı denetim altında tutmak isteyenler durdurabilir.

Seçim ve sonucu Mısır tarihi için devrim niteliğinde. Elbette tartışmalar büyüyecek, yeni siyasi krizler yaşanacak, ordunun etkisi kitleleri bir kez daha harekete geçirecek. Ama sonuç değişecek gibi değil.

 Yıllardır bölgeye yönelik sloganımız, bölgenin geleceğine ilişkin analizimiz hep şu oldu: Sudan'dan Suriye'ye kadar Müslüman Kardeşler Kuşağı... Sudan'dan Kuzey Afrika'ya, Mısır'dan Ürdün ve Suriye'ye kadar, bölgenin en örgütlü yapıları Müslüman Kardeşler ekolünden gelen yapılardır. Her ne kadar laik, milliyetçi ya da dini azınlıklar olsa da, belirleyici yapılar bunlardır.

 Öyleyse geleceğin siyasi kadroları bu çevrelerden oluşacak, yeni iktidar elitleri o ülkelerin geleceğini belirleyecek. Bölgenin en güçlü ülkesi Mısır'da bir tecrübe yaşanacak. Ortadoğu'nun geleceğini anlamak için Mısır'ın siyasi geleceğini, yaşadığı tecrübeleri bu yüzden dikkatle izlemek gerekiyor.

Belki önümüzdeki on yıl belki çok daha kısa süre içinde Sudan'dan Suriye'ye uzanan kuşakta aynı siyasi yapıların, aynı siyasi dilin, aynı gelecek vizyonunun hüküm sürdüğünü göreceğiz.

Bölgeye ilgisi olan her güç, yeni siyasi çevrelerle iyi ilişkiler kurma telaşı içinde. Bunu yaparken de, sürprizlerle karşılaşmamak için, Mısır'da olduğu gibi, askeri güçlerle bir tür denetim mekanizması, vesayet yönetimi oluşturmak istiyorlar.

yenişafak