Muhabirim, adliyeleri mesken mi tuttun?

Hasan Karakaya

 
 
Malûm; insanlar "sıkıntılı" ve "dertli" zamanlarında ya "ağıt" yakarlar, ya "türkü" söylerler, ya da işi "mizah"a vururlar.
Kocasını; "Çalışsın da, para kazansın" diye gurbete gönderen genç kadın da, duygularını, yanık yanık "türkü" söyleyerek ifade etmiştir ya;
"Yarim;
İstanbul"u mesken mi tuttun,
Gördün güzelleri, beni unuttun!"
Hakkımızda açılan "dâvâ"lar sebebiyle; "muhabir"lerimiz ve "yazar"larımız için de, bizler aynı türküyü söyleme noktasına geldik;
"Muhabirim;
Adliye"yi mesken mi tuttun,
Girdin dâvâlara, gazeteyi unuttun!"
SADECE ETÖ"DEN 294 DÂVÂ!
Evet, "muhabir"lerimiz, "Yazı İşleri Müdürleri"miz, "yazar"larımız ve elbette "avukat"larımız; açılan "dâvâlar" sebebiyle, Bakırköy Adliyesi"ni neredeyse "mesken" tuttular!..
Hemen her gün "duruşma"lara giriyorlar, hemen her saat "savunma" yapıyorlar.
Bakırköy Adliyesi;
Adeta "ikinci adresimiz" oldu!
Diğer adliyelerdeki "dâvâ"ları saymıyoruz... Ankara başta olmak üzere, diğer il ve ilçelerde devam eden dâvâları da saymıyoruz... Çünkü, sadece "Ergenekon"dan ve Bakırköy Adliyesi"nde açılıp, devam eden dâvâ sayısı 294"ü buldu...
İşin ilginç tarafı;
Tüm bu dâvâların, "Ergenekon Terör Örgütü Soruşturması" kapsamında açılan dâvâlar olması...
Ergenekon soruşturmasının "gizliliğini ihlâl" ettiğimiz iddiasıyla "168 dâvâ" açılmış!..
"Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" ettiğimiz iddiasıyla "40 dâvâ" açılmış!..
"Kamu görevlisine hakaret" ettiğimiz iddiasıyla 50 dâvâ,
"Kurullara hakaret" ettiğimiz iddiasıyla 21 dâvâ, "kişisel verileri yayma" suçunu işlediğimiz iddiasıyla 5 dâvâ ve yine "Ergenekon sanıklarına hakaret" ettiğimiz iddiasıyla "10 dâvâ"...
Yani "toplam 294 dâvâ" açılmış!..
Bu dâvâlardan 200"ü gazete Yazı İşleri Müdürü Ahmet Can Karahasanoğlu"na, 40"ı İstihbarat Servisi Şefimiz Kenan Kıran"a, 29"u da yargı muhabirimiz Murat Alan"a açılmış!..
YAZARLARIMIZA 43 DÂVÂ!
Tabiî, bu dâvâlardan "yazar"larımız da nasibini almış... Yazarlarımızın da "sanık sandalyesi"ne oturtuldukları dâvâların dağılımı şöyle:
Hasan Karakaya: 14
A.İhsan Karahasanoğlu: 16
Yener Dönmez: 13
Tekrar ifade edelim ki;
Bu dâvâlar, sadece "Ergenekon" kapsamında açılan dâvâlar!.. Daha nice "ceza" ve "tazminat dâvâsı" var ki, artık "saymaktan" vazgeçtik!..
Şunu da ifade edelim:
Yaptığımız "haber"lerin ve yazdığımız "yazı"ların hiçbiri "uydurulmuş" veya "masa başında yazılmış" değildir!..
Hepsinin "kaynağı" da belli,
"Belge"si de!..
"Haber"lere ve "yazı"lara konu olan "iddia"ların tamamı "Ergenekon İddianamesi"nden alınma!.. "Belge"ler de, "Ek klasör"lerde halen duruyor!..
Yani, "işkembe"den filan atmış değiliz... Sadece "iddia"ları yazdık, o kadar!..
ŞAKA GİBİ BİR DÂVÂ!
Ne yaman çelişkidir ki;
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, hem "Savcılığın İddianamesi"ni kabul edip "yargılama"ya değer buluyor, hem de o "iddianame"deki iddialardan haber yaptı diye, muhabirimiz Kenan Kıran hakkında "2 ayrı iddianame" hazırlıyor!..
Şaka değil, gerçek!..
Buyrun, bir gerçek daha:
Muhabirimiz Murat Alan, Ergenekon sanığı Mehmet Haberal hakkında "Haberal 400 gündür hastanede" başlıklı bir haber yapıp; "Haberal"ın yargılanmaktan nasıl yırttığını" gözler önüne seriyor ama, defalarca "hakimin huzuru"na çıkan, maalesef Murat Alan oluyor!..
Mehmet Haberal ise;
"Silahlı terör örgütü üyeliği, cebir ve şiddet kullanarak hükümeti yıkmaya teşebbüs ettiği" suçlamasıyla yargılandığı dâvâlarda, bir defa olsun "mahkeme huzuru"na çıkmadı, iyi mi?..
Hâlâ da "hakim yüzü" görmedi!..
Bizim "muhabirlerimiz" ise, mahkemeleri adeta "mesken" tuttu.
Meselâ, Kenan Kıran...
"Öğleden önce ve öğleden sonra" olmak üzere, "bir günde toplam 13 dâvâdan ifade vermek" zorunda kaldı ki, zaman zaman takılıyoruz kendisine;
"Adliye"yi mesken mi tuttun,
Girdin dâvâlara,
Gazeteyi unuttun!"
ADAMINA GÖRE TAVIR!
Bütün bunları yazıyoruz diye, sanmayın ki "dert" yanıyoruz... Hayır; dert yandığımız veya medet umduğumuz filan yok... Bunları yazıyoruz ki; hem "çelişki"leri görün, hem de "çifte standart"ları!..
Bazı "kişi" ve "kuruluş"lar öyle bir "çifte standart" uyguluyor ki, muhabirimiz Kenan Kıran, haklı olarak "isyan" ediyor:
"Basın Konseyi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Ergenekon Silahlı Terör Örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklu yargılanan Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan"a destek için Silivri"deki duruşmaları izliyor ve otobüs kaldırıyor. Ama aynı TGC"nin Başkanı Orhan Erinç; Cağaloğlu"ndan Bakırköy Adliyesi"ne gelemiyor!.. Hakkımızda 400 dâvâ açıldı, gazetecilerin hakkını savunduğunu iddia eden cemiyet ve sendika temsilcilerinin bizim duruşmalarımıza geldiğine şahit olmadım... Çete sanığı gazeteciye destek veriliyor, çeteyi deşifre eden gazeteciye destek verilmiyor, bu ne iş?!?"
Kenan Kıran"ın bu sözlerine, bir ilâve de biz yapalım:
Aynı TGC; "Alevî kişilik"leri ön plâna çıkmış bazı "yazar"ların yargılanacakları gün; "Cemiyet üyesi bütün gazeteciler"in telefonlarına "mesaj" gönderip; "Onunla dayanışma halinde olduğumuzu göstermek için yarın filanca saatte Adliye"de olalım" derken; bugüne kadar, "bir tek Akit yazarı" için parmaklarını kıpırdattıklarını görmedik!..
Bırakın parmaklarını,
Kıllarını bile kıpırdatmadılar!
Oysa, "bizim yazarlarımız" da birer "Cemiyet üyesi"ydi!.. Hem de, "Sürekli Basın Kartı" sahibi gazeteciler!..
SATILMAMIŞ KİTABA CEZA!
TGC"nin ve "bazı gazeteler"in uyguladığı çifte standart sadece Akit"le de sınırlı değil!.. Onlar, "kendilerinden olmayan" yazarların başlarına nelerin geldiğini hiç umursamıyor!..
Meselâ, Süleyman Yeşilyurt olayı...
"Basılmamış kitaba baskın" olayından şikâyet eden "meslektaş"larımıza sormak lâzım;
Araştırmacı-yazar Süleyman Yeşilyurt tarafından kaleme alınan ve "100 bin adet" basılan "Çarkçı Kemal" adlı kitap hakkında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından "tam 100 bin liralık tazminat dâvâsı" açıldı, haberiniz var mı?..
Kılıçdaroğlu, o kadarla da yetinmemiş!
"100 bin" kitap, "14 TL"den "1 Trilyon 400 milyar lira" yapıyor ya; işte bunun parasını da istemiş Süleyman Yeşilyurt"tan!..
Siz, kalkmış;
"Basılmamış kitap" hakkında cayırtı koparıyorsunuz, Kemal Kılıçdaroğlu ise, henüz "satılmamış kitap"ların parasını istiyor, iyi mi?..
Elbette haberiniz yoktur!..
Çünkü siz, sadece "kendi adamlarınızı" bilir, sadece onlar için "cayırtı" koparırsınız!..
Süleyman Yeşilyurt umurunuzda mı?.
Adamcağız, hem "100 milyar lira tazminat" ödeyecek, hem de; henüz "satılmamış" kitabın geliri olacak "1 Trilyon 400 milyar lira"yı, yani "toplam 1.5 trilyon"u ödeyecek!..
Neee, hâlâ "kitaba özgürlük"ten mi bahsediyorsunuz?.. O halde, "satılmamış kitap"tan istenen parayı niye yazmıyorsunuz?..
Dahasını da söyleyelim;
Bay Kemal Kılıçdaroğlu, "kitabın toplatılması"nı da istemiş, iyi mi?!?.. Toplatıp, herhalde yaktıracak!..
Hadi, bunu da yazın!..
Ergenekon savcıları kitap toplatınca "tu kaka" oluyor da, Kılıçdaroğlu toplatınca "cici" oluyor, öyle mi?..
Buna "ikiyüzlülük" derler!..
GEREKİRSE BEDEL ÖDERİZ!
Bütün bunlara rağmen, "haber" vermekten ve "yazı" yazmaktan elbette vazgeçecek değiliz!..
Hani, derler ya; "Demirden korksaydım, trene binmezdim!"
Eğer "dâvâ"lardan korksak ve meslek örgütlerinin "ikiyüzlülük"lerinden endişe etseydik "gazeteci" olmaz, "Akit çatısı" altında toplanmazdık.
Haber veya yazı yazıyorsak,
Elbette "bedel"ini de ödeyeceğiz!
Ama; sadece "kötü"leri ve "kötülük"leri yazmayacak, "iyi ve güzel" haberleri de duyuracağız sizlere...
"CHP"den Apo"ya doğum günü partisi"ni de duyuracağız, "İsrail"e silahta da one minute" denildiğini de...
Çünkü biz, bir "gazete"yiz...
İşimiz, "haber" vermek!..
Adliyeleri "mesken" tutmak zorunda kalsak da, sizleri "haberdar" etmeyi sürdüreceğiz.
Selâm ve saygılarımızla...

yeniakit