Muhammed Mursi'nin cumhurbaşkanlığı döneminde (2012-2013) Mısır Vakıflar Bakanlığı'nın resmi sözcülüğü ve bakan danışmanlığı görevlerinde bulunan Mısırlı Sünni ilim adamı Şeyh Selame Abdülkavi kişisel YouTube kanalı üzerinden yaptığı programda önemli değerlendirmelerde bulundu.
Selame, Siyonistlerin kurduğu mezhepçilik tuzağından Direniş Cephesi’nin haklılığına, Selefilere yönelik İbn Teymiye eleştirilerinden Küresel Sumud Filosu’na kadar birçok konuda dikkat çekici yorumlarda bulundu.
Selame’nin konuşmalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
İnsaflı Olmalıyız
Selame Abdülkavi, İran, Hizbullah ve Yemen hakkında şu ifadeleri dile getirdi:
"Şimdi onlara hakkını teslim etmeliyiz ki bizim yapmaktan aciz kaldığımız şeyi yaptılar. Kardeşlerim, insaf ne kadar da aziz bir vasıftır. Allah için insaflı olun! Haklarını vermeliyiz. İslam ümmeti olarak oynamaktan aciz kaldığımız rolü fiilen üstlendiler. Kahramanca bir iş yaptılar. Kendilerini sevmeyebilirsiniz ama gerçeği açıkça itiraf etmeniz, hakkı teslim etmeniz gerekir."
Pusulamız Kudüs Olmalı
Sözlerinin devamında Abdülkavi, pusulanın Kudüs olması gerektiğini vurguladı:
"Şu an hak belli, benim pusulam belli. Aklım fikrim sadece Kudüs'e kilitlenmiş durumda. Kim onunla beraberse, o hak üzeredir! Kim de onun karşısındaysa; vallahi 'Ben Ehl-i Sünnet'in imamıyım' diye iddia etse bile Kudüs'le beraber olmadığı sürece bitti, unutun gitsin! Basın üstüne, ezin geçin! Sakın kimseye aldanmayın, kimseye büyülenmeyin. Hiç kimse masum (hatasız) değildir, hiç kimse kutsal değildir! Tek kutsal olan Mescid-i Aksa'dır ve onun uğrunda canını feda edendir. Söz bitmiştir!"
Müslümanların Arasını Açma Planı
Şiiler ile Sünniler arasındaki çatışmaların emperyalist-siyonist blok tarafından büyütüldüğünün altını çizen Abdülkavi tekfir meselesine dair şunları söyledi:
"Ben mutlak tekfire karşıyım. Size 'Şiilerin hepsi kafirdir' diyenlerin sözü doğru değildir; Ehl-i Sünnet nezdinde zaten bu doğru bir söz değildir. İlim ehlinden hiç kimse de böyle bir şey söylememiştir. Mesele eski bir siyasi çatışmadır. Yahudiler (Siyonistler) topraklarımıza geldiklerinde Müslümanların arasını açmak (bölmek) için bunu büyüttüler ve genişlettiler. Bizi birbirimizden ayıracak ne bulurlarsa bizi ayırdılar. Çünkü bu boşluklar onların işine yarayacaktı. Elbette Şiilerin içinde bidat ve hurafe ehli insanlar var. Tıpkı Sünnilerin içinde olduğu gibi. Ama biz onları tekfir etmiyor, sadece 'bidat ehli' diyoruz.
'Onlar müminlerin annesine (Hz. Ayşe'ye) sövüyorlar, bu yüzden Şiiler kafirdir' diye bağıran her yaygaracının peşinden gidip toptan tekfir etmek olmaz. İşte az önce bizimle birlikte yayında olan adam bir Şii'ydi ve vallahi 'Biz ona sövmüyoruz. İtikadımıza göre haramdır' dedi."
İbn Teymiye Gelse Zalimlerle Savaşırdı
Özellikle güce ve iktidara yakın duran alimlerin muhalifleri susturmak için İslam alimi İbn Teymiyye'yi kendi siyasi emellerine alet ettiklerini söyleyen Şeyh Selame, "Allah'a yemin ederim ki, eğer İmam İbn Teymiyye bugün yaşasaydı, Amerikan-Siyonist vahşetini ve mukaddesatımızın işgalini görseydi; o tertemiz yiğitlerin (Direniş Cephesi'nin) yanında yer alır, zalimlere karşı onlarla omuz omuza savaşırdı!" dedi.
Düşmanın Açtığı Kapıya Sevinilmez
İsrail'in Mescid-i Aksa'da Cuma namazına izin vermesini bir lütufmuş gibi kutlayanları Şeyh Selame sert şekilde uyardı:
"Düşmanın kontrolünde açılan bir kapıya sevinilmez. Kapıyı açan yarın kapatır, ertesi gün de yıkabilir. Karar mekanizması onlarda olduğu sürece ortada bir zafer yoktur. Neye seviniyorsunuz? Ne zaman sevineceğiz biliyor musunuz? Mescid-i Aksa'nın kontrolü bizim elimizde olduğunda! Düşmanın senin mescidini kontrol ediyor ve sen buna seviniyorsun. Bu hainler, bu işbirlikçi yöneticiler bizi yönettiği sürece o açılış kararına asla sahip olamayacağız."
Müslümanların İçinde Bulunduğu İçler Acısı Hal
Mescid-i Aksa’yı açma gücünün İsrail’in elinde olduğu bir zaman diliminde ümmetin içinde bulunduğu sefaleti Suudi Arabistan üzerinden örneklendiren Selame Abdülkavi şu değerlendirmelerde bulundu:
Şu an da bizim açabileceğimiz tek bir şey var: Riyad Sezonu'nu (Eğlence festivalini) peş peşe beşinci kez açabiliriz mesela. Dubai'de büyük ve görkemli bir otel açıp orada şampanya ve viski şişeleri açabiliriz. Haremeyn'in (Mekke ve Medine) bulunduğu topraklarda dansçı kadınların, dansözlerin gelip oynaması için uçakların, arabaların kapılarını açabiliriz. Bizim açabileceğimiz tek şey bu. Müslümanların ne hale geldiğini, düştüğü durumu gördünüz mü? Ancak genelleme yapmak da doğru değil. Geçtiğimiz günler bize gösterdi ki; özgür, kahraman, saygın Müslümanlar da var. Canlarını feda ettiler ve etmeye devam ediyorlar. Hepsine selam olsun.”
Sumud Filosu
Değerlendirmelerinin sonunda İspanya’dan yeniden yola çıkan Sumud filosuna temas eden Abdülkavi şunları söyledi:
"Kafir denilen o Batı ülkelerinden gayrimüslimler, yaşlı insanlar mallarıyla ve canlarıyla fedakarlık yapıp yola çıkarken; bizim tek yaptığımız uzaktan onlara bakıp 'Onlar kafirdir, onlar Rafızidir' diyerek oturduğumuz yerden ahkam kesmektir. Onlar harekete geçti, peki biz ne yaptık?"