Milli Görüş, Erbakan, Kurtulmuş ve Yeni Bir Yol Ayrımında...

Nureddin Şirin

Milli Görüş, Erbakan, Kurtulmuş ve Yeni Bir Yol Ayrımında Sorumluluklarımız

Saadet Partisi"ne "Kayyum" operasyonu düzenlenmesiyle ilgili yazdığımız yazıya gelen tepkiler üzerine bir açıklama yapma ihtiyacını hissettiğimizi belirterek, meseleye birkaç açıdan tekrar bakmak istiyorum.

Önceki yazılarımız ile son yazımız arasında bir çelişki olduğunu, Erbakan Hoca"ya itaat etmeyen, sadakat göstermeyen Numan Kurtulmuş"u destekliyor olmakla, aslında Erbakan hocaya da tavır aldığımızı düşünen kardeşlerimize şunu söylemek isterim:

Değişik vesileler ve konferanslarla dile getirdiğimiz üzere, bizler Milli Görüş Hareketi"ni ve Erbakan Hoca"nın liderliğini, belli temel hedeflerin savunulması ve özelde de siyonizme karşı kararlı bir mücadelenin sürdürülmesi noktasında İslam ümmetinin en önemli dinamiklerinden biri olarak görüyoruz.

Bunları başlıklar halinde sıralayacak olursak;

1- Batı"nın siyasi, kültürel, askeri ve ekonomik emperyalizmine karşı İslami değerler ekseninde toplumsal bir muhalefet ve İslam medeniyetini evrensel düzlemde yeni baştan inşa etme mücadelesi

2- İslam dünyasının parçalanmışlığı ve bölünmüşlüğünü ortadan kaldıracak, emperyalist ve siyonist saldırganlık karşında bir direniş ve dayanışma sergileyecek siyasi, ekonomik ve askeri paktlarını oluşturacak dünya İslam birliği hedefi

3- İslam ümmetinin kanayan kalbi Kudüs"ün özgürlüğünü sağlayacak, gasıp siyonist İsrail rejimini Filistin topraklarından silip atacak ve beynelmilel siyonizmin İslam dünyasındaki tüm kollarını kesecek ümmet bilinci ve direnişi

4- Osmanlı imparatorluğunun yıkılmasıyla birlikte, Türkiye"de ikame edilen ve cebren sürdürülen tağut ve fesat düzenine karşı hakkı, milli ve manevi değerleri savunup ülkemizi baştan başa bir İslam yurdu olarak inşa edecek uzun soluklu bir mücadele.

Bağmısızlar Hareketi ile 1969"larda başlayıp Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi olarak yoluna devam eden Milli Görüş Hareketi"ni ve bu hareketin lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan hocayı anlamlı ve değerli kılan, İslam dünyasının da minnet ve şükranlarını alan bu ilke ve hedefler olmuştur.

Bu ilke ve değerleri sadece söz konusu siyasi partiler düzlemine hasretmiyoruz; olgu ve kurumsal olarak bu partilerin dışında bulunan bütün kardeşlerimizi de aynı şekilde anlamlı, değerli buluyoruz. "Ait olduğumuz yer neresi?" sorusuna vereceğimiz cevap da; "yukarıdaki hedefleri gerçekleştirmeye yönelik her zemin bizim evimiz ve ocağımızdır" şeklinde olacaktır. Nitekim kişisel anlamda bulunduğumuz, katıldığımız, paylaştığımız zeminlerde gözettiğimiz sadece bu ilke ve hedefler olmuştur.

Bazen günümüzün bir kısmını bir zeminde, bir başka kısmını da diğer bir zeminde geçirdiğimiz çok zamanlar olmuştur; "radikal" olarak tanımlanan bir eylemden çıkıp bir dergaha sohbete gitmişizdir; bir yer de bir protesto eyleminden ayrılıp başka bir yerde parti çalışmaları için afiş asmaya gitmişizdir; Partinin bir ilinde bir konferansa katılıp oradan bir derneğin programına, oradan da dergahın sohbetine iştirak etmişizdir. Bunun örneklerini bacı ve kardeşlerimiz biliyorlardır.

Bulunduğumuz ve paylaştığımızın yerin hizbini, cemaatini, mezhebini, kavmini vs. bir ayrım konusu yapmadık. Sonuçta hep gözettiğimiz ve tekilde dillendirdiğimiz bir ilkemiz olmuştur: "maslahat-ı amme-i müslimin"i her şeyin üstünde bilerek, İslam Ümmeti"nin hayrına olan her çabayı gücümüzün yettiğince paylaşmaya çalışmışızdır. Bunun için belli bir tabelayı kutsayarak, gayrisine gözümüzü ve kalbimizi kapamadık.

Bir örnek vereyim;

Türkiye Genel Seçimleri"nin ardından Saadet Partisi Gençlik Kolları Yalova"da bir değerlendirme toplantısı yapmış ve bizi de o toplantıya davet etmişlerdi. Türkiye çapında gençlik kolları başkanlığını yapan birçok kardeşimiz o toplantıya iştirak etmiş, ortak değerlendirmelerde bulunmuşlardı. Orada tanıştığımız kardeşlerimizle daha sonra da görüşmelerimiz devam etti; bir keresinde Konya"da, bir keresinde Ankara"da, bir keresinde Bursa da ve diğer bazı illerde Saadet Partisi gençlik kollarının programlarına konuşmacı olarak davet edilmiştim. Bu kardeşlerimizin hepsini söz konusu ettiğim ilke ve hedefler için çalışan, gayret gösteren azimli ve değerli kardeşlerim olarak tanıdım ve sevdim; her zaman saygı ve takdirlerimi sundum.

O zaman, Saadet Partisi"nde son yaşanan hadiseler yoktu. Ancak ne yazık ki yaşanan son müessif hadiselerin ardından yine bu kardeşlerimizin durduğu yere bakıyorum, tanıdıklarımın çoğu Sayın Numan Kurtulmuş"la birlikte hareket ediyorlar; ama bu kardeşlerimizin Erbakan Hoca"nın liderliğine, Milli Görüş hareketi için bir güneş gibi aydınlatıcılığı noktasında en küçük bir itirazları, çekinceleri veya görüş değiştirmeleri söz konusu değil. Bu kardeşlerin bazıları ile, son görüşmeler çevresinde görüş alış verişinde bulunduğumuzda kendilerinden öğrendiğimiz yine Erbakan hoca"nın sarsılmaz saygınlığı ve liderliği konusu idi. Ama bu kardeşlerimizin bazılarının Sayın Kurtulmuş"u desteklemelerinde, Milli Görüşten sapma, uzaklaşma ve savrulma gibi en küçük bir emare de yoktu. Yani bu kardeşlerimiz, Milli Görüş davası içinde öğrendikleri ve benimsedikleri tüm ilke ve hedefleri Sayın Kurtulmuş"un Genel başkanlığı altında sürdürme isteğindeydiler, onu savunmaları ve ona olan destekleri de yine bu minval üzere idi"

Yine bir örnek vereyim.

Erbakan hocaya ev hapsi cezası verildiğinde; Ankara Saadet Gençlik Kolları başkanı Yahya İncetahtacı kardeşimiz, bizi arayarak Ankara"da Erbakan hoca"nın evinin önünde düzenlenecek bir vefa eylemine katılmamızı istedi. Ben de oğlumu yanıma alarak Ankara"ya gittim, otogardan doğrudan Ankara il teşkilatına gittik; parti henüz açılmadığı için Hamidiye camiine geçip orada biraz bekledik. Öğleye yakın bir zamanda Parti il binasına geçtikten sonra, Yahya kardeşimiz ve düzenlenecek eyleme katılacak kardeşlerimizle birlikte Hocanın evinin yanına gittik. Orada dikkatimizi çeken nokta, bugün Erbakan Hoca"ya sadakat sözünü dillerinden düşürmeyen kimse yoktu neredeyse. Yahya ve gençlik teşkilatında yer alan bir grup kardeşimiz Hoca"ya vefa ve sadakat amaçlı bir gösteri yapacaklardı; bilinen, tanınan parti önde gelenlerinden kimse yoktu ama, Prof. Mehmet Bekaroğlu ve Prof. Hayri Kırbaşoğlu oradaydı"

Yahya kardeşimiz çok seviyeli, içi dolu, Erbakan hocanın kadr-u kıymetini çok anlamlı bir şekilde ifade eden hem de duygu dolu bir konuşma yapmıştı; orada bulunan bizler de bu konuşmayı sloganlarla kesip gözyaşlarıyla dinlemiştik"

O konuşmanın kaydını bulabilirsem, görüntü ve metni ile inşallah yayınlamak istiyorum"

O zaman Sayın Numan Kurtulmuş"un genel başkanlığı ve son kongre hadiseleri söz konusu değildi.

Bugün dönüp hem geriye, hem de günümüzdeki gelişmelere bakıyorum:

Acaba o gün Hocanın evinin önünde, hocaya minnet, şükran, vefa ve sadakatlerini izhar edenler, bugün Hocaya sırtını mı dönmüşlerdi; sadakat denilen değer yüreklerinden silinip mi gitmişti? Onların Hocaya olan bağlılıkları bir atımlık barut mu idi? Elbette ki hayır"

Bu kardeşlerimiz ilkeler, değerler ve hedefler düzleminde sorumluluklarını ifa etmekten öte bir çaba içinde değiller, yetiştikleri, büyüdükleri yer de Milli Görüş ocağı. Bu kardeşlerimiz gömlek de çıkarmadılar, üç-beş kuruşa satılmadılar; eğer satılacak olsalardı piyasanın en kızıştığı sırada, yüksek rayiçlerde kendilerine çok güzel mevkiler ve koltuklar bulabilirlerdi; nitekim bazıları öyle yaptı.

Ancak bu kardeşlerimiz "tek başımıza da kalsak terk etmeyeceğimiz bir davamız vardır" diyorlardı"

Bizim yaptığımız bu kardeşlerimizi anlamaya çalışmaktan başka bir şey değil.

Bir taktik olarak söylemediğime Allah"ı şahid tutuyorum; Erbakan hocanın misyonunu, konumunu kimsenin sarsmaya, ötelemeye ve örselemeye niyeti ve cüreti olamaz; eğer Numan Kurtulmuş veya onun yanında bulunan her hangi bir kimse, böyle bir çaba içerisinde iseler, Allah onlara böylesi bir cürmü irtikap etme fırsatını vermesin.

Bakınız Genel İdare Kurulu toplantısı yapıldı, bu yazıyı yazdığımız sırada da İl Başkaları ile istişare toplantısı devam ediyordu; basın ve STK"lar ile de toplantılar yapılacak. Genel İdare Kurulu"nda 68 isim Numan Kurtulmuş ile sonuna kadar beraber olma kararı aldıklarını beyan ettiler. İl başkanlarının büyük bir kısmı "yeni bir parti" talebini dile getiriyor.

Yine bugün Sayın Fatih Erbakan"ın bir televizyon programına yaptığı açıklamaları okudum:

Şöyle diyor:

"Numan Bey ve ekibinin partiden ayrılması veya ayrı bir yol çizmesi kesinlikle herhangi bir bölünmeye yol açmaz çünkü Numan Bey ve ekibinin Milli Görüş tabanında, teşkilatlarımızda her hangi bir karşılığı yoktur. Numan Bey kendisi 10 sene önce akademisyenlikten siyasete transfer olmuştur. Doğrudan doğruya İstanbul İl Başkanı siyasi çalışmalarına başlamıştır. Teşkilatlardan, tabandan gelen bir isim değildir."

Sayın Fatih Erbakan"ın bu sözlerini, kongre sonrasında yaptığı açıklamaları takip edenler, adil ve hakkaniyete uygun düşmeyen sözlerle karşılaşmayacaklar mı?

"Numan Beyin"in toplumsal bir karşılığı yoktur, kendisi 10 sene öncesinden akademisyenlikten partiye transfer olmuştur" diyor. Kabul edelim ki Numan Bey"in kendisinin partideki geçmişi 10 yıl, peki ya onunla birlikte hareket edenler de on yıl veya daha az bir süre mi parti içindeler? 40 yıldır parti içinde olanlar, ömürlerinin büyük bir kısmını partide geçirenler, peki bunlar ne anlama gelecek? Genel idare kurulu üyeleri, il başkanları bunlar sonradan mı, son birkaç yıldır mı gelip partiye katıldılar?

İsmi Parti genel başkan adayları içinde zikredilen bir şahsiyetin böylesi üstten bakan ve mustağni tavırları Milli Görüş hareketinin asalet ve ağırlığını zedelemiyor mu?

Hiç kimse bir bölünme ve ayrışmayı arzulamaz. Ancak, eğer böyle bir durum mukadder olursa, ne yazık ki bu durum en çok da Fatih Erbakan"ı yalanlayacaktır. Onun için gidenler, ya da kalanlar, Müslümanlar olarak, İslam ümmetinin geleceği ve esenliği adına yapabileceklerimizi konuşalım, birbirimizi kardeşce sevip kucaklayalım, birbirimize karşı alçakgönüllü ve şefkatli, kafir ve tağutlara karşı izzetli ve şiddetli olalım"

Beni geçiniz, siliniz, üzerime çarpı atınız önemli değil. Benim bir heybem var, hepsi o kadar. Bu ümmete, ümmetin davasına ne kadar katkım olabilir hesabından başka bir hesabım, kimseden bir çıkar ve menfaatım yok.

Ancak, gerçekten de kendisini bu davaya adamış insanları "öteki"leştirmekten vaz geçin; sanmayınız ki bu Erbakan hocayı terk etmektir; sanmayınız ki bu, Milli Görüş"ün ilke ve değerlerini önemsizleştirmektir. Kimsenin gücü Erbakan hocayı balçıkla sıvamaya yetmez. Eğer yetseydi 40 yıldır bunu gerçekleştirmek isteyenler hedeflerine ulaşabilirdi.

Allahu Teala, müminler arasında ihtilaf ve niza olduğunda "aralarını bulun" buyuruyor; benim açımdan her iki taraf kardeşimdir, arzum hepsinin birlik ve beraberliği, tutuşturulan tefrika ve fitne ateşinin söndürülmesidir"

Bu arada küçük bir not ekleyeyim: Bazı kardeşlerimiz bizi tenkit ederlerken "duygusal" olmakla nitelendiriyorlar. Doğrudur, eğer bu duygusallık olmasaydı, Yahya kardeşimizin daveti üzerine İstanbul"dan kalkıp hocaya vefa için Ankara"ya gitmezdim"

Devam etmek üzere"

velfecr