MAARİF DEYİNCE

Abdurrahman Dilipak

Tek başına öğrenmek yetmez, anlamak da önemli. Anlamak da yetmez; üzerinde düşünmek, icabında imal-i fikir etmek gerekir. Gerçeklerin basamaklarından Hakikat’e yolculuk şarttır. Bizde cezai ehliyet ve içtimai haklar “akil baliğ” olmak ile ilişkilendirilir. “Baliğ” olmak, biyolojik olgunluğu, yani biyolojik yaşı ifade eder. “Akil olmak” ise zeka yaşını ifade eder. Ölçü olarak da kişinin iyi-kötü, doğru-yanlış, faydalı-zararlı, hak-batıl, güzel-çirkin olanı ayırt etmesi ve ahlaki bir kişilikle iyi, doğru, güzel, faydalı, Hak olanı seçebilmesi gerekir. Mesela Hak-Batıl ayrımını yapabilmesi için dini tedrisat önemlidir. Bunun için Maarifimizin “Tevhid-i Tedrisat” dayatmasından kurtarılması gerekmektedir.

Mesela Hakikat bilgisine ulaşmak için önce İmam-Hatip okullarının Diyanet’e bağlanması ve tabii Diyanet’in de anayasal statüde özerk olması gerekir. İmam-Hatip eğitimi büyük ölçüde uzaktan eğitim şeklinde olmalıdır. Bu haliyle resmi din öğretimi, misyoner yetiştiren meslek okulu gibi bir şeydir. Din “meslek” değildir. Siyasetin elindeki Diyanet kadrosunda imamları devlet memuru yaparsanız, sonunda parayı veren düdüğü çalar.

Bana kalırsa İmam Hatiplerin çok büyük bir bölümünü kapatmak gerekir. Sanat okulları kapatılırken her yere İmam-Hatip açıldı. Açık öğretimde İmam-Hatipler diğer liselerle eş zamanlı okunabilmeli. İmam-Hatip müfredatını mutlak zorunlu, seçmeli zorunlu ve muhayyer olarak üçe ayırmak gerekir. Muhayyer bölümde İslam ülkelerinin dilleri de konulabilir; diğer sanat dalları, daha zengin tarih ve coğrafya gibi dersler de eklenebilir. Sanat okulunda okuyan bir genç, örgün eğitimde okuduğu derslerden muaf olarak, İmam-Hatipten mutlak zorunlu ve seçmeli zorunlu dersleri alarak bir de İmam-Hatip Diploması alabilmeli. Seçmeli derslerden ise aldığı sertifikalar diplomasına şerh edilebilmeli. Seçmeli dersler arasında Aramice ve komşu ülkelerin dilleri de olabilmeli. İmam Hatip Diploması dışında seçmeli derslerden ayrıca mezuniyet sertifikası alabilmeli. Yani her diploması olan bir olmamalı.

Mesela gençler, British Council‘den veya Commonwealth Education‘dan birkaç dersten sertifika alıp, bunları birleştirerek diplomaya dönüştürdüğünde Türkiye’de Milli Eğitim bunların eşdeğerli olduğunu onaylıyor. Burada diploma alırken, sadece notunuza değil, kaç sertifikanız olduğuna, o sertifika notlarına da bakıyorlar.

Ha! Bu arada Hindistan’da Ebulkelam Azad‘ın bir medresesi vardı. Onu hayal ediyorum, Lale Devri sonrası Osmanlı’ya saray uleması yetiştiren medreseleri değil. (Bu medreseyi merak edenler https://www.youtube.com/watch?v=8cj8rzVVWII adresindeki videoya bir göz atsınlar.) O dönemden Cumhuriyet’e kadar gelen birkaç medresenin ibtidaiyesinden (ilk mektebinden) mezun olan Filozof Rıza‘nın ilkokul bitirme tezi Felsefe kitabı olarak yayınlandı. Bir diğer isim ise Muallim Naci. Mezarında “Arz-ı ihlas ettiğim dergah bir / Bir nefes ayrılmadım tevhid’den, Allah bir” yazan kişi. Onun “Ömer’in Çocukluğu” diye kendi çocukluğunu, medrese günlerini anlatan bir kitabı da var. Sonra Kur’an-ı Kerim’i tefsir etmeye karar verir, Fatiha’dan başlar ama ömrü Fatiha tefsirine yetmez. Hani şu İbn-i Haldun‘un, dünya ilimlerini toplayan bir eser yazmaya karar verip, mukaddimesi 4 cilt olan bir giriş yazdıktan sonra vefat etmesi gibi.

Biz Fullbright‘a itiraz ediyoruz da, British Council‘e niye kimse itiraz etmez? Bunlara itiraz edenler de gidiyor, Vatikan’ın “dinler arası diyalog hedefinde ortak anlayış ortamı oluşturmaya yönelikMontessori eğitim sistemini ideal bir okul olarak içselleştirebiliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı, ev okul, vakıf okul, kooperatif okul projesini artık hayata geçirebilmeli. Sanat meslek okulları sanayi sitelerinde yarı zamanlı öğrenim, yarı zamanlı atölye çalışması yapılacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir. Mesela Tarım ve Hayvancılık Meslek okulları TİGEM çiftliklerinde yapılabilmeli.

Öğrenim 4 gün olmalı. Cuma, Cumartesi ve Pazar ikincil eğitim günleri olmalı. Spor, Sanat, Din ve Dil örgün eğitimden çıkarılsın; bu dersler müfredata ve pedagojik kurallara uygun olarak Halk Eğitim, belediyelerin örgün eğitimi, bakanlık denetimine açık ve yeterlilik sertifikasına sahip özel ve tüzel kişiler tarafından verilebilmeli. Spor dersini spor kulüplerinden alabilmeli, dileyen at binmeli, dileyen ok atmalı, dileyen masa tenisi ya da judo yapabilmeli. Din dersleri mabetlerde verilebilmeli, dinsiz olanlar felsefe kulüplerinden etik ve moral değerler öğrenimi görebilmeli. Öğrenci haftanın son 3 günü başka kitaplar okuyabilmeli, faydalı etkinliklere katılabilmeli. Bu sinema, tiyatro, konferans olabilir. Hafta sonunu çok daha faydalı şeylerle meşgul olabilmeleri için bunlara zaman ayrılmalı. Gençler katıldıkları etkinlikleri değerlendiren notlar yazdıklarında, sınıf muallimlerinin değerlendirmelerine göre, o konuda ödedikleri para notuna oranla kendilerine geri iade edilebilmeli. Yani okuduğu kitabı özetlesin, kitabın parasını, yaptığı özet ve eleştirinin kalitesi oranında devlet ödesin. O kitapları devlet seçsin ve bu programa katılan talebeler, o kitaplara MEB’in anlaştığı fiyat üzerinden bedel ödesinler. Bunları Sağlık Bakanlığı’nın hasta ve ilaç takibindeki gibi bir takip merkezi üzerinden takip etmek mümkün. Bu konuda MEB teşvik ettiği kitapları aslında e-Kitap olarak yazara telif ödeyerek kendi sayfasından da yayınlayabilir.

Üniversite sayısı %80 azaltılmalı, 2 yıllık ön lisans yarı örgün, yarı uygulamalı hale getirilmeli ve desteklenmeli. 4 yılı tamamlamak isteyenler için ayrı sınav yapılmalı, gece öğrenimi, uzaktan öğretim yolları araştırılmalı. 2 yıllık mesleki ön lisans öğrenimi görenler 3-5 kişilik ortak kooperatif kurduklarında onlara teşvik ve muafiyet sağlanmalı, desteklenmeli ve mezunlara kredi desteği sağlanmalı.

Bütün talebeler, sadece bilgi düzeyine göre değil, zeka tipine göre öğrenim alanları açılmalı ve notlandırma ona göre yapılmalı. Alternatif öğrenim şekilleri üzerinde araştırmalar yapılmalı. Beyin manipülasyonu üzerinde koruyucu tedbirler artırılırken, anlama kolaylığı sağlayacak tedbirler ve teşvikler üzerinde çalışmalar yapılmalı.

Ömür boyu öğrenim gerekli. Bunun ille de mekteple olması gerekmiyor. İsteyen Esperantoca, isteyen satranç dersi de alabilmeli. Maarif bir temel ihtiyaçtır ve temel ihtiyaçlara konu mallar taliplileri için vergiden arındırılmalı, aksine teşvik edilmeli. Belki istatistik maksatlı izleme için %1 gibi bir KDV eklenebilir.

Maarif önce iş için değil, iyi insan, kendine, çevresine, ülkesine faydalı bir insan olmak için gereklidir. Bizim gencimiz aydın değil, Arif (İrfan sahibi) olmalı. Kişilik ve şahsiyet yanında ferdi olarak da benzerliklerimiz ne kadar çok olursa olsun, alamet-i farikaları da olabilmeli. Çünkü Allah (c.c.) bizleri parmak uçlarımızdaki gibi farklı yarattı. Hepimiz “biricik”iz aynı zamanda. Kalabalıklar içinde seçilebilmeli. Bilgi yanında tefekkürü, onun yanında ahlakı, vicdanı da ekleyip, imani anlamda Hikmet sahibi münevver bir şahsiyet olmalı. Asla bir birey olmamalı. Faal akıl sahibi olan, yaşadığı zamana ve mekâna, olaylara ve kişilere adil şahitler olarak bakıp, sorunlara çözüm üretecek bir fikir ve kanaat sahibi olmalı. O kardeşimizin boşa harcayacak 1 kuruş parası, boşa geçirecek 1 saniye zamanı, feda edecek tek bir insanı olmamalı. O, alemlere rahmet olarak gönderilen ahir zaman peygamberinin ümmeti olarak sabırlı olmalı, adaletten şaşmamalı, insanlığı Hakka, adalete çağırmalı. Kafasını kiraya vermemeli. Kibirden, israftan, faydasız işlerden ve insanlardan uzak durmalı, münkir, münafık, müstekbir ve mütrefinlere yakın durmamalı. Hayatın oyun ve eğlenceden ibaret olmadığını bilmeli.

Unutmayın, aklınız kadar iman eder, aklınız kadar bir şeyler yapabilirsiniz. Ve aklı olmayana iman da gerekmez. Aklı put da edinmeyeceğiz. Aklımızı Hak namına kullanacağız. Cahillerden olmayacağız. Çünkü Allah azze ve celle cahillere ve zalimlere yardım etmeyecek, onların işlerini sarp dağlara sardıracak.

O genç bilir ki, rızkı, eceli, kaderi Allah’ın elindedir. Ona düşen görev O’nun rızasının tecellisinin vesilesi olmaktır.

O gençlere selam olsun ve dualarımız onlar için.