Liderimiz öldürülürse...

Mehmet GÖKTAŞ

Kendimizden söz ediyorum yani Müslümanların liderlerinden, ister büyük kitlelerin, ister küçük İslami yapıların liderleri olsun, bunların öldürülmesi üzerine biraz kafa yormak istedim.

Öyle ya, durmadan hem Amerika hem soykırımcı siyonist eşkıyanın en çok yaptığı şey bu, özellikle Müslümanların liderlerini şehid etmek.

Çünkü emperyalistlerin ve taşeronlarının hesaplarına göre lider öldürüldüğü zaman geri kalan kitle çöker, çil yavrusu gibi dağılır gider.

Lider öldürme düşüncesi aslında savaşan bütün toplumlarda vardır ve rakiplerini çökertmek için öncelikle liderlerini öldürmeyi hedeflerler, yerine göre bu düşünce bazen isabetlidir, lider öldürüldüğünde bazı yapılar dağılır.

Peki, hangi toplumlar, hangi yapılanmalar liderleri öldürüldüğünde dağılıp gider?

Eğer bir hareket lider merkezliyse, o liderle birlikte varsa ve o lider hep kendine çağırmış ve böyle bir yapı oluşturmuşsa o liderin yok olmasıyla birlikte ya hemen ya bir müddet sonra çöker.

Ama bir dava sadece lidere dayanmıyor, sağlam temeller üzerine oturmuşsa, lider insanları kendisine değil bir davaya çağırmışsa o lider gittiğinde de o dava devam eder.

Hasan el Benna, Seyyid Kutup ve İhvan’ın diğer liderleri şehid edildikten sonra onların davası dağılmadığı gibi güçlenerek devam etmiştir.

Şeyh Ahmed Yasin, Rantisi ve Gazze’nin son yiğit komutanları şehid edildikten sonra Hamas ve benzer hareketler güçlerine güç katmıştır.

Lübnan ve İran İslam Cumhuriyeti bunun en canlı örnekleridir. Amerika ve siyonistler bu anlamda sükutu hayale uğramışlar, umduklarının tam tersiyle karşılaşmışlardır.

Aslında Müslümanlar bunu ta baştan beri bilirler.;

Zeyd şehid olursa sancağı Cafer alacaktır,

Cafer şehid olursa sancağı Abdullah bin Revaha alacaktır,

O da şehid olursa sancak asla yerde kalmayacak, bir Halid ele alacaktır!

Rabbim Müslümanları bu şuurdan ayırmasın, cumanız mübarek olsun!