L’exorsizm ve Demonizm!

Abdurrahman Dilipak

Biz çağdaş ve modern bir cumhuriyet olduğumuz için öyle L’exorsizm ya da Demonizm gibi hurafelerle ilgilenmeyiz!..

Bu L’exorsizm ya da Demonizm de ne, nereden çıktı bunlar derseniz; L’exorsizm, “Cin çıkarma”, Demonizm ise “Şeytancılık”, “Şeytanlarla mücadele” anlamına geliyor.. Bunlar Vatikan ilahiyatındaki iki önemli ana bilim dalı.. Aynı şekilde bu konu ile ilgili Vatikan’ın yasaları ve yönetmelikleri var. Ve bu kurallar bütün Katolik kiliselerinde geçerli ve tabii Vatikan’ın diplomatik misyonları için de bu yasalar bağlayıcı.

Evet, evet, kiliselerde cin çıkarma işi yapılıyor. Çıkarılan cinler yargılanıyor, cezalandırılıyor, hapsediliyor, ya da kilisenin emrine giriyor, yani anlaşıyorlar, “kadroya alıyorlar”(!). İstihbaratta kullandıkları da söyleniyor, ya da birilerine musallat etmede de..

Mesela FETÖ’cülerin de bu işlerle ilgilendikleri söyleniyor. İpnoz, “ruh çağırma”, Transandantal Meditasyon dedikleri şeylerin çoğu aynı kapıya çıkıyor. Ve ardından kehanetler geliyor.

İnsanlara 3 şey vaad ediyorlar, sağlık, mutluluk ve başarı! Ve geleceğe ilişkin kehanetlerle insanları peşlerine takıp gidiyorlar.

Dinin yerini ezoterizm alıyor. Kahinler bu yeni din’in azizleri gibi sanki. Ritüeller ve seremonilerle zenginleştirilmiş bir din sözkonusu. Pazarlanan din aslında dine karşı bir din..

Ateistler de aslında natüralizmden animizme doğru evriliyorlar. Deist olmak, açıklanamayan şeyleri açıklamak için iyi bir yol onlar için. Her deist aynı zamanda bir ölçüde de agnostiktir. Bilinemezlik ile ambalajlanmış irrasyonel bir alan yine akılla temellendiriliyor bu şekilde. Skolastik düşünce aslında bu anlamda kilisenin düalist aklının ürünü olarak ortaçağ’da batıda önemli bir yere sahiptir.

Hristiyanlık gerçek anlamda bir din değildir. Din yerine ikame edilmeye çalışılan bir Religio’dur. Bu anlamda Hristiyanlık aslında ilahi bir özden, inançtan çok kültürel bir aidiyeti öne çıkaran “sentetik bir din”dir.

Hristiyanlık Yahudilikten tevarüs eden bir ezoterizmi içinde barındırır. Bu akım bir şekilde İslam dünyasında da kendine hayat alanı buldu ve bulmaya devam ediyor.

Korkarım, dünya böyle giderse, Babil’de yaşananlar günümüz dünyasında da yaşanır hale gelir. Belki yeni bir Harut ve Marut’a ihtiyaç duyma noktasına gelir insanlar.

Bu alan son derece boş ve istismara açık bir alan.

Giderek bilim ve teknoloji de uzay, tıp, bilişim gibi alanlarda, gen teknolojileri ile insan aklının sınırlarını zorlamaya başladı.

Akıllı yazılımların ardından insanlar mı makineyi, makineler mi insanları yönetiyor sorusu sorulmaya başladı.

Bilişim teknolojisi, din algısını etkiliyor artık. 

Bakın en laik, sosyetik, en radikal CHP’lisi bile, bakıyorsunuz “Transandantal Meditasyon” adı altında gitmiş Maharaşimist olmuş..

Ya hu, Nejla Çarpan diye bir hatun çıkmıştı bir ara, “ruh çağırıyorum, Atatürk’ün ruhu ile buluştum” diye yeni bir NUTUK yazdı, Genelkurmay o zaman bu kitabı alıp garnizonlara, orduevlerine dağıttı. Yoga diye başlayıp, Budist olanlar da var. NLP’ciler her yerde zaten. Hepsi de size Sağlık, Başarı ve Mutluluk vaad ediyor! Kimi İsmi azam duasını bulmuştur, dua seansları düzenlemektedir. Kimi tevbe, kimi lanet seansları düzenler.. “Ruhsal arınma” seansları düzenleyenler de var. Uzaydan gelecek uygarlıklara dönük ezoterizm bir yanda, öte yanda Kıyamet teolojisi üzerinde kurgulanmış esoterik fanteziler. Mehdi, Mesih, Dabbe, Deccal, Armagedon, kıyamet savaşı vesaire, vesaire. Sapla saman birbirine karışmıştır. Kim melek, kim Şeytan belli değil bu piyasada. Birileri ise bulanık suda balık avlama peşinde..

Ezoterik bir savaş yaşanıyor. Kadrolu Mehdi, Mesih talimat bekliyor.. Laboratuvarlarda Gog ve Magog’ü üretmeye çalışan “bilim adamları”, “Gen mühendisleri” var. Kimine göre Süleyman aleyhisselamın “ahid sandığı” açıldı. Biliyorsunuz zaten Mesih geldi, Mehdi de.. Her ne hikmetse sadece FETÖ değil, mesela Evrenesoğlu da Amerika’da, Kesdizani’ler, Ahmediler, Tahir-ül Kadri’ler hep ABD’den, Batıdan icazetli. L’exersist’ler ve Demonolog’lar iyi çalışıyor, fazla mesai yapıyorlar anlaşılan

Türkiye’nin en muhafazakar topluluğu Tunceliler desem, nasıl karşılarsınız bilmem! Her yerde türbeler, dedeler, babalar var. 

Bunları yasaklayamazsınız, hemen yeraltına çekilirler, daha da gizemli hale gelirler. Daha da tehlikeli olurlar.. O zaman kayıt altına alın ve denetleyin.. Kayıt altına alınması ve denetlenmesi bu işin istismarını önlemek açısından da önemli.

Bakın Kılıçdaroğlu bile, Gülen’in kehanetlerine inanarak Erdoğan için kulağına fısıldananları söylemeye başlamıştı. Gülen, Cebrail’le görüşmemiş ama Rubin’le, Fuller’le görüşüyor. İlhamını da oradan alıyor. “Keramet”i de CIA’dan menkul!?. Bugüne kadar kehanetlerinin hemen hemen tamamına yakını tutmadı. İradelerini FETÖ üzerinden CIA’ye bağlayan bizim ezoterikler de hâlâ bu adama inanmaya devam ediyorlar.. F. Gülen de yeniden kehanetlerini revize ediyor. Kılıçdaroğlu’nun “Nobel’e aday gösterilen” büyük yürüyüşü de daralan sadrına şifa olmadı. Yeni takvim aralık! Olmadı, şimdiden 2018’e işaret ediyorlar. “Türkiye, bölge ve dünya çok karışacak”mış. Yine olmazsa 2019, Türkiye’de iç savaş. Bölgede işler kontrolden çıkınca uluslararası güçler bölgeye müdahale edecekmiş. Bir yandan da İsrail’in varlık ve güvenliğine yönelik tehlike sınırında bıçak kemiğe dayanınca derin NATO harekete geçecekmiş.

FETÖ’nün artık kendi geleceğinden umudu yok da, kendinden sonrası için intikam hırsı ile tufan kehanetleri var.

Herkesin bir planı var, ama sonunda Allah’ın da bir hükmü var. Galib olacak olan O’dur. La galibe illallah!

Hak şerleri hayreyler, / Sen sanma ki gayreyler. / Arif anı seyreyler. / Görelim Mevlam neyler,. / Neylerse güzel eyler.. Bizi gören, duyan, bilen, hüküm sahibi, kadir-i mutlak ve bir olan bir Allah var, ne gam! O, bizi sabreden, şükreden ve direnenlerden bulacak.

Rabbim bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil! Selâm ve dua ile..

yeniakit