Küresel Kudüs Yürüyüşüne Karşı İki Cephe...

Nureddin Şirin

Küresel Kudüs Yürüyüşüne Karşı İki Cephe Yan Yana: Siyonistler ve Filistinciler

Filistin Toprak Günü"nün yıldönümünde, 30 Mart Cuma günü, Kudüs"ün ve Mescid-i Aksa"nın özgürlüğünü savunma amaçlı dünyanın birçok ülkesinden Filistin gönüllüleri Lübnan, Ürdün, Mısır ve Suriye"ye gidiyor.

"Global March to Jerusalem" adı altında, dünyanın birçok yanındaki Filistin davasını savunan örgütler ve aktivistler tarafından organize edilen bu yürüyüşe, Müslümanların yanı sıra gayri Müslimlerden de katılanlar var.

Küresel Kudüs Yürüyüşü için Hindistan, Bangladesh, Pakistan, Afganistan, İran, Azerbaycan, Filipinler, Endonezya, Malezya, Bahreyn gibi ülkelerden yola çıkan ve deniz yoluyla Mersin"den Lübnan"a geçmek üzere kara yoluyla Iğdır ilimizden ülkemize giren bir Asya konvoyu Mazlumder"in Türkiye organizasyonlarıyla Erzurum, Ankara"dan sonra, İstanbul"da bugün düzenlenecek kitlesel bir basın açıklamasından sonra Adapazarı, Konya üzerinden Lübnan"a doğru hareket edecek.

Asya kafilesi ile ilk olarak Ankara"da, siyonist rejim elçiliği önünde düzenlenen gösteri sırasında tanıştık. Geldikleri ülkenin bayrakları ile Filistin bayraklarını taşıyan gönüllülerin tek hedefi var: "Özgür Kudüs"..!

Siyonist rejim elçiliği önünde düzenlenen gösteride büyük bir Filistin bayrağı taşınırken, yapılan konuşmalarda ise hem Özgür Kudüs ve hem de Mavi Marmara vurgusu yapıldı. Öyle ki, İran"dan katılan kafilenin temsilcisi olan genç bir kardeşimizin yaptığı konuşma çok ayrı bir anlam ifade ediyordu.

İranlı kardeşimiz konuşmasında özetle şunları söylemişti:

"Ben şimdiye kadar İran"da düzenlenen siyonist rejim karşıtı bir çok gösteriye katıldım. Ancak bu yürüyüş benim açıdan tarihi bir önem taşıyor. Biz buradan siyonist rejim elçiliği önünden Siyonist liderlere şu mesajı gönderiyoruz: Siz Mavi Marmara gemisine saldırarak, Filistin"in özgürlüğü mücadelesine darbe indirebileceğinizi hesaplamıştınız. Ama, 9 şehidimizin kanının bereketiyle bugün dünyanın her bir yanından milyonlarca insan yönünü Kudüs"e çevirdi,

Kudüs'ün özgürlüğü için Uluslar arası çapta yürüyüşler başladı. Bu yürüyüşler Kudüs özgürleşinceye kadar sürecektir. Biz İranlılar olarak, Mavi Marmara şehidlerinin kanlarını unutmadığımızı ve onların yolunu sürdüreceğimizi ilan ediyoruz."



Hindistan"dan, Endonezya"dan katılan kardeşlerimiz de, sözlerine Türkiyeli Müslümanları, hususen Mavi Marmara şehidlerini selamlayarak başlamışlardı.

Azerbaycan"dan yürüyüşe katılan bir kardeşimizin konuşması ise ayrı bir anlam taşıyordu.

"Biz Azerbaycan"da büyük bir zulüm ve diktatörlük altında iken bu yürüyüşe katılmamız, Kudüs"ün özgürlüğünü her şeyden daha önemli bilmemizden dolayıdır" diyen Azerbaycanlı kardeşimiz, Kudüs"ün özgürlüğü için şehid olmaya hazır olduğunu belirtiyordu.

Tüm bunlara karşı alarma geçen siyonist rejim ise, ordularını işgal altında tuttuğu Filistin sınırlarına kaydırarak, sınırlara yaklaşılması durumunda bile saldıracağı tehditlerini savuruyor. Sınıra yaklaşanı "sınırı geçmiş" kabul edip askerlerimle karşılık vereceğim" diyor.

Siyonist rejimin bu tehditleri ne kadar gerçekleşir, bilinmez ama, tarihi kan, cinayet, katliam ve soykırımlarla dola olan bir rejimin, son olarak Mavi Marmara saldırısı ile nasıl barbar bir doğaya sahip olduğunu gösteren bu terörist çetenin Filistin gönüllülerine saldırması ihtimal dışı görülmüyor.

Lübnan"a giden Filistin gönüllüleri arasında Türkiye"den Mavi Marmara gazilerimiz de bulunuyor. Onlar diğer kardeşleriyle birlikte, Mavi Marmara şehidlerinin resimlerinin bulunduğu pankartı Filistin topraklarına ulaştıracaklar, siyonistlerin şehidlerimizin posterlerini taşıyan kardeşlerimizi Mavi Marmara"da yaptıkları gibi, bir kez daha kurşun yağmuruna tutup tutmayacağını göreceğiz.

Bu yürüyüşe katılamamış olmak benim açımdan kahır verici bir durum. Ancak, daha önce de belirttiğimiz üzere, Adem Özköse ve Hamit Coşkun kardeşlerimizin özgürlüğü için başlattığımız girişimin ikinci safhası olarak Mazlumder heyeti ve kardeşlerimizin yakınları ile birlikte kardeşlerimizi almak için her an Şam"a gitme durumumuz olduğu için, bu yürüyüşe katılamıyorum. İnşaallah bu kahır, Adem ve Hamit kardeşlerimizin özgürlügü ile tez zamanda bir inşiraha dönüşecektir...

Bu vesileyle, Özgür Kudüs parolası ile dünyanın bir çok ülkesinden Filistin topraklarına doğru yürüyüşe çıkan Filistin gönüllüsü bütün bacı ve kardeşlerimizi bu kutlu eylemlerinden dolayı tebrik ediyor, Allah Subahahu ve Teala"dan kardeşlerimizin ayaklarını sabit kılmasını ve kutlu hedeflerine ulaştırmasını niyaz ediyorum"

Bu kutlu yolculuğa katılamamış olmanın kahrı bir kenara, ülkemizdeki birtakım "İslamcı" çevrelerin bu yürüyüşü töhmet altına alıcı, engelleyici ve köstekleyici tavır ve yaklaşımlarının kahrını ise doğrusu kaldıramıyorum.

Bizler, yıllar boyu, Filistin davasının ümmetin kurtuluş mücadelesinin mihveri olduğunu hep söyledik ve savunduk. Siyonizme karşı mücadelenin ertelenemez ve ötelenemez bir mücadele olduğunu sürekli vurguladık.

Ancak şimdilerde öylesine propagandalara tevessül edilebilmektedir ki, Filistin davasını da, Kudüs"ün özgürlük mücadelesini de "tali ve sıradan bir konu" mesabesine indirmekten geri durmayacak kadar gafletin içine düşüldüğüne teessüfle tanık oluyoruz.

Bir taraftan, siyonist rejim, Ürdün, Mısır, Lübnan, Suriye yönetimlerini ve Gazze"deki Hamas hükümetini uyararak, Filistin gönüllülerinin sınıra yaklaşmalarına izin vermemelerini, aksi takdirde bunun yansımalarının ağır olacağı uyarısında bulunup tehditler savururken, diğer taraftan da bazı "İslamcılar" (!) bu yürüyüşten uzak durulması için örtülü kampanya sürdürüyor.

Bu konu ile ilgili etraflıca bir yazıyı, 30 Mart sonrasına bırakıyorum.

Zira, 30 Mart"ın nasıl bir "Furkan"a dönüştüğüne hep birlikte tanık olacağız.

Artık, "Kudüs yürüyüşleri"ne karşı bile ambargo getiren "Filistinci"lerimiz oldu ya, demek ki daha çok göreceklerimiz var"

30 Mart"tan sonra görüşmek üzere"

 

velfecr