Kurban ve bir dâvanın kurbanı olmak..

Selâhaddin Çakırgil

Tebrik:

'Putkıranların Pîri’  olan Hz. İbrahîm’in sünnetinin bir kısmını oluşturan ‘Hacc ve Qurban qıssası’nın tekrar yaşandığı bu günlerin, Kurban Bayramı’nın bütün insanlık için yeni uyanışlara ve hayırlara vesile olmasını niyaz ediyor, tebriklerimi sunuyorum.)

***

Bizim dilimizde ‘kurban’ çok sevimli bir kelimedir.

En fazla et tüketip, sonra da hayvanların kesimine ve hele de kurban edilmelerine karşı çıkmayı entellektüellik ve aydınmacılık sanan birilerinin hissettirmeye çalıştıkları gibi korkunç bir mânâ ve eylem değildir.

Anadolu’da, ‘Kurbanın olayım..’ sözü vardır; bazı yörelerde de, ‘Efendim’ mânasında, ‘Qurban..’ deyimi kullanılır.

Ama, böyle söyleniyor diye, kimse kimseye kurban filan olmaz..

Bu, insanın iç dünyasında, karşısındakine beslediği muhabbet ve saygının samimî bir iç açılımı olarak görülebileceği gibi, hattâ ‘yağcılık’ şeklinde de değerlendirilebilir.

(27 Mayıs 1960 Askerî Darbe Zorbalığı’ndan 15 ay kadar önce.. Başvekil Adnan Menderes, 1959 yılı Şubatı’nda Londra’da dönüşte, uçağı bir dağa çarparak düşmüş ve Bakan’lar, yüksek dereceli komutanlar, MİT Müsteşarı ve diğer yüksek bürokratlardan 15 kadar kişi hayatını kaybetmiş; Menderes ise, yaralı olarak kurtulmuştu.

Adnan Menderes tedavi edildikten sonra ülkeye döndüğünde, yüzbinler tarafından, binlerce kurbanlar kesilerek karşılanmış ve Anadolu’ya yaptığı gezilerde de, niceleri, oğullarını yere yatırıp, ellerinde bıçaklar, ‘Müsaade ediniz de, oğlumu senin için kurban edeyim..’ diye çılgınca bağlılık gösterisi yapanlar görülmüştü.

Ama, 10 yıllık başvekilliği devam ederken, Adnan Menderes, bir askerî darbeyle devrilip dâracağına götürülürken, uğrunda çocuklarını kurban etmek isteyecek kadar aşırı bağlılık gösterileri sergileyenler de dahil, hiç kimseden bir tek itiraz eylemi bile gelmemişti.) 

***

Kurban / qurban, kelimesi, arapçada, ‘yakınlık’ mânâsındaki ‘qurb’ kelimesinden gelir. Müslümanlar ferdî ibadetlerine başlarken de, ‘Qurb’e-t-en’lillah.. Allah’a yakın olmak, onun rızasını kazanmak için..’ diye açıklar, niyetlerini..

***

Hz. İbrahîm’in oğlunu kurban etmek istemesi ‘qıssa’sı, çok düşündürücü bir semboldür.

Şöyle ki, Hz. İbrahîm, 100 yaşına yaklaşmış ve çocuğu olmamıştı. Allah’tan, kendisine bir çocuk vermesini istedi. Ve, o nimet nasib oldu.. Ama Hz. İbrahîm, onun sevgisiyle öylesine dop-dolu hale gelmişti ki, âdetâ başka bir şey düşünmez hale gelmişti. O halde, Hz. İbrahîm vesilesiyle, bütün insanlara verilmek istenen bir ilahî ders vardı. Beşerin sınır tanımayan sevgileri, putları ortaya çıkarıyordu çünkü..

Nitekim, ‘qıssa’nın sonraki bölümü bunu anlatıyor.

Çünkü, Hz. İbrahîm, rüyasında, Allah’u Tealâ’dan, ‘Oğlunu kurban et!’ emri aldı ve o rüyanın sahihliğine inanarak, o emri yerine getirmek istediğinde, imtihan kazanıldı ve onun yerine bir kurbanlık gönderildi.

***

Aslında, bu ‘kurban’ qıssasıyla hepimize verilmek istenen, ‘Sen de kır putunu ve putlaştırmaktan uzak dur!.’ ihtarıdır.  

‘Ey insan! Sen de, Allah’ın koyduğu sınırları zorlayacak derecede sevdiğin nelerin, kimlerin varsa, o İsmail’lerini Allah’ın koyduğu kurallara göre yerli yerine oturt..

Nedir senin en çok sevdiğin? Vatan dediğin belli bir coğrafya mıdır, bir bayrak mıdır, bir dünya görüşü, bir ideoloji midir; evlâd u ıyâlin, malın- mülkün müdür ya da, dostların, makam ve mansıbların, işin, san’atın, şöhretin, vs. midir?

Onları, Allah’ın kurallarına göre yerli yerine koy ve sen de kendi İsmail’ini Allah’ın gösterdiği meşrû’ sınırlar içine yerleştir; yoksa, yanarsın..’

***

Yoksa, mes’ele sadece kurban kesmek değildir.. Hacc Sûresi’nin 37. âyetinden: ‘Kurbanlıkların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat, O’na sizin taqvânız, (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır.’  

Evet, Kurban, haddimizi aşmamayı taqvâ ve fazilet sınırları içinde hareket etmemiz ve Allah’ın bütün kulları için hak ettiği dünya nimetlerini, ilahî kurallar içinde âdilâne şekilde paylaşmak idrak ve şuûrudur da..

stargazete