Küçülen dünya

Merve Kavakçı

Küreselleşmenin en önemli sonuçlarından biri küresel köyleşmedir. Köy ne kadar lokal yani yerel, bir taraftan uzakta ve fakat tabii ise küresel köy, bütün bu anlamlarda köyü köy olmaktan çıkaran özelliklere sahiptir. Bu şu da demek küresel köy hem köydür hem de değil. Küresel olduğu için köydür ama bizim köyden anladığımız köy değil. Küreselleşen köy, aslında küçük birer prototiptir. Sanayileşmesini tamamlamış, moderniteyi içselleştirmiş dünyanın en küçük birimi olan toplu hayat alanının merkezdeki ismidir küresel köy. Aklımızda tutmamız gereken bir nokta küreselleşme denen şeyin statik değil kinetik, dinamik bir süreç olduğudur. Bu demektir ki hem köydeyiz hem de değil. Hem buralıyız hem de oralı. Hem evimiz, yuvamız, “memleket”imiz hissindeyiz hem de değil. Bütün “değiller” köyün alışılmış köy olmaktan çıkmasıyla başlayan ve domino etkisi denen tesirler zinciri üzerinden değişmesiyle, özünden, olması gerekenden, olagelmişten, alışılagelmişten başkalaşmış olması, mutasyona uğramış olması ile alakalı.

Üç aşağı beş yukarı milenyumun başlangıcı ile yerleşim bölgelerimizin uğradığı değişiklik on yedi sene sonra bugün hepimizi çok arzulu olsak da olmasak da birer küresel köylü haline getirdi. Köyde şehirden farklı olarak ne vardır? İşte onların hepsi yerini şehirde ne varsa ona bıraktı. Şehri köye taşırken köyü de şehre taşıdı. Köyde mesafeler azsa, küresel köyde de mesafe az ama sanal anlamda. Teknoloji vasıtasıyla çok yakındayız, köydeyiz. Birbirimizin işinin içindeyiz. Ayrıştırıcılar kadar birleştiriciler de fazla. Sonuç itibariyle ayrıştırıcılar ve birleştiriciler üzerinden yeni küresel köycükler birlikleri oluşturuluyor. Ortak paydalar birleştirici-yapıştırıcı bir nev’i “asabiyye” malzemesi haline geliyor.

Bugün Avrupa Birliği ülkelerinde gördüğümüz ortaklık Türkiye’nin izole edilmesi, marjinalize edilerek yanlızlaştırılması, bu sürecin de Avrupa ülkelerinin kendi iç siyasetlerine yansıtılması anlamına geliyor. Küresel köyün birer katılımcısı olarak önce İngiltere’de sonra Fransa, Danimarka gibi ülkelerde şimdi de Almanya seçimlerinde Türkiye’nin odağa oturtulması da yeni dünya siyasetinin bir dışavurumu. Burada vurgulanması gereken iki nokta var. Birincisi yerel ve genel seçimlerin birbiri ile iç içe geçmiş olması yani Türkiye örneği üzerinden gidersek İngiltere’nin mahalli idarelerinin doldurulması için yapılacak yerel seçimlerin de Türkiye ile ilişkilerde önem arz edecek ulusal genel seçimlerin de muhtevasında bir yerlerde Türkiye’ye referans yapılacağı, sadece Avrupa Birliğinden çıkma kararı üzerine İngilizlerin fikir beyan etmesinin yeterli olmayacağı, yükselmekte olan Türkiye ile münasebetlerin de nasıl düzenleneceği konusunda fikir beyan edilmesi gerektiği anlamına gelmektedir.

Şimdi Merkel ve Schulz’un seçim kampanyalarında Türkiye merkezli argümanlar çerçevesinde çalışıyor olmaları da bundandır. Bir de ne demiştik…küreselleşme kendi içinde dengeli dinamik bir olaydır. Hem küreselleşme kavram olarak evriliyor, değişiyor, hem küreselleşen dünya değişiyor hem de Türkiye değişiyor. Biz insanlar, tabiri caizse Türkiye köyü, Almanya köyü, Çin ve Rusya köyleri haline geldikçe karşılıklı bağımlılıklarımız artıyor bu yakınlaşmayı getiriyor, yakınlaştıkça da birbirimizi daha yoğun tehdit olarak görmek çabası oluyor.

yeniakit