Küçük ama sorunları büyük bir ülke Kırgızistan!

Hasan Karakaya

Sizin bu yazıyı okuduğunuz saatlerde, ben Allah nasip ederse Kırgızistan"da olacağım... Bu; daha önce gittiğim Moğolistan"dan sonra, "Orta Asya toprakları"na yaptığım ikinci gezi olacak.
Evet, bugün, Başbakan Tayyip Erdoğan"la birlikte Kırgızistan"da olacağım...
Gezinin ağırlık noktası "ekonomik ilişkiler" olsa da, "siyasî" boyutu elbette gözden ırak tutulamaz.
Çünkü Kırgızistan, nüfusu ve yüzölçümü itibariyle "küçük" bir ülke olsa da, "sancılı" ve sorunları "büyük" bir ülke...
Nihayetinde yüzölçümü 198.500 kilometrekare, nüfusu da 5 milyon 200 bin civarında...
Dediğim gibi;
"Küçük" bir ülke!..
Ama, sorunları "büyük!"
8 AY ÖNCEKİ İSYAN!
Daha 8 ay önce, yani Haziran 2010"da, ülke bir "halk ayaklanması"na sahne oldu... Tıpkı; bugün, Tunus ve Mısır"da olduğu gibi... Sonunda, Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev devrilmiş ve ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı... Tıpkı Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin bin Ali gibi!..
Ne enteresandır ki;
Kırgızistan"daki "halk ayaklanması"nın sebebi de, aynen Tunus ve Mısır"da olduğu gibi; "rüşvet, yolsuzluk, hısım-akraba kayırma" ve "despot yönetim"e isyandı!..
Ve yine ne enteresandır ki;
24 Mart 2005"te Kırgızistan"ın ilk Cumhurbaşkanı Asker Akayev de aynı sebeplerle devrilmişti.
Yine halk tarafından;
"Lale Devrimi" ile!..
Oysa; yerine geçen Bakiyev temiz, şeffaf yönetim vaadiyle işbaşına gelmişti. Sadece birkaç ay sonra sözlerini unutmuştu...
Dahası; Moskova"da sürgünde yaşayan Akayev"i bile aratacak bir rüşvet, yolsuzluk, nepotizm ağı kurmuştu...
Bakanlıklara, bürokrasinin kilit noktalarına, valiliklere, belediye başkanlıklarına aile üyelerini ve akrabalarını getirmiş, onların yetmediği görevleri ise hemşehrilerine emanet etmişti...
Bakiyev; çevresi boşaldıkça otoriterleşmiş, otoriterleştikçe hırsı aklının önüne geçmişti... Rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma iyice alenileşmişti!..
Kırgızistan, "uyuşturucu kaçaklığı"nın transit ülkelerinden biriydi...
Ülkeden gelip geçen eroine, rüşvet karşılığı göz yumuluyordu.
Ne kadar gidebilirdi böyle bir yönetim?
Bakiyev de; halkın bir gün sabrının taşacağını biliyor olmalıydı ki; ilk ciddi sokak hareketinde başkentten kaçıvermişti...
Hem de;
"Lale"lerin açmaya başladığı günlerde...
ÇOK KAN AKTI KIRGIZİSTAN"DA
Çok sancılı günler yaşadı Kırgızistan...
Çok kan aktı Kırgızistan"da...
Özellikle Kırgızistan"ın güneyinde Özbek"lere karşı etnik temizliğe dönüşen "çatışmalar" esnasında 179 kişi öldü, 1910 kişi yaralandı... Tabiî, bunlar "resmî" rakamlar... Özbek kaynaklarına göre ise, ölü sayısı "3 bine yakın!.."
Olaylar sırasında;
"Etnik çatışma"lardan dolayı "400 bin kişinin evlerini terk ettiği"ni de ifade edecek olursak, "patlamanın büyüklüğü" kendiliğinden ortaya çıkar!..
Sonunda;
Türkiye araya girdi, Rusya araya girdi ve muhalefetin "17 Mart ültimatomu" ile başlayan, Haziran"da zirveye çıkan olaylar duruldu, bir "geçici hükümet" kuruldu ve başına da Roza Otunbayeva geçti...
Roza Otunbayeva, 27 Haziran"da yapılan referandumda "Devlet Başkanlığı"na getirildi...
Bayan Otunbayeva, bu görevi 31 Aralık 2011 tarihine kadar yürütecek...
61 yaşındaki bayan Otunbayeva;
Genel Türk tarihinde bir Türk kavmine hükmeden 7. kadın lider, yakın Türk tarihinde ise Tansu Çiller"den sonra "2. kadın lider"dir.
Referandumdan sonra yapılan Ekim ayındaki "seçim"lerin ardından da, 17 Aralık 2010"da "koalisyon hükümeti" kuruldu.
Sosyal Demokrat Parti lideri Almazbek Atambayev başbakanlığında kurulan koalisyon hükümeti, seçimlerin ardından ilk defa toplanan Meclis"ten güvenoyu aldı...
Ata Jurt Partisi Başkanı Ahmatbek Keldibekov Meclis Başkanlığı"na seçilirken, Cumhuriyet Partisi lideri Ömürbek Babanov da başbakan birinci yardımcılığına getirildi...
Meclisin işbaşı yapmasıyla da Kırgızistan, Orta Asya cumhuriyetlerinde "parlamenter demokrasi"ye geçen ilk ülke oldu.
Hem Rusya"nın hem de ABD"nin askeri üslerinin bulunduğu ülkede yaşanan siyasi gelişmeler, büyük güçler tarafından yakından izleniyor.
ABD, parlamenter demokrasiye geçişi desteklerken, Rusya"nın bu rejim değişikliğinden rahatsız olduğu bildiriliyor...
SOĞUK İKLİMDE SICAK KARŞILAMA!
Uzun lâfın kısası;
Bugün, işte böyle bir ülkede bulunuyoruz...
Daha 8 ay önce; "etnik çatışma"larla, "soykırıma varan katliamlar" ve "tecavüz"lerle gündeme gelen Kırgızistan, bugün Başbakan Tayyip Erdoğan"ı ağırlayacak...
"Eksi 20 derece"ye varan "soğuk" iklimde, Erdoğan"a "sıcak bir ilgi" var...
Dediğim gibi;
Bu gezinin "siyasî" boyutu elbette önemli ama, ağırlık noktasını "ticaret" oluşturuyor.
Çünkü Kırgızistan ile Türkiye arasında 1991"de başlayan ekonomik ilişkiler, artarak devam ediyor...
İki ülke arasında "100"den fazla ikili anlaşma ve protokol" bulunuyor.
Kırgızistan"daki Türk işletme sayısı 600"ün üzerinde... Ülkedeki Türk kuruluşları; içecek, bisküvi, şekerleme gibi gıda ürünleri, temizlik malzemeleri, pvc-plastik boru gibi inşaat malzemeleri üretimi, alışveriş merkezi işletmeciliği ve inşaat gibi çok çeşitli alanlarda çalışıyor...
Karşılıklı ticaret hacmimiz de, 200 milyon dolar civarında...
Eğitim de; Kırgızistan-Türkiye ilişkilerinde önemli bir yere sahip. 1992"de başlatılan "Büyük Öğrenci Projesi" kapsamında 2007 yılı itibariyle 4400 Kırgız öğrenciye eğitim bursu verilmiş bulunuyor.
Ayrıca, Kırgızistan"da iki Türk-Kırgız Lisesi ve iki Türk-Kırgız Üniversitesi faaliyet gösteriyor.
Uluslararası Atatürk-Alatoo Üniversitesi 1996 yılında, Manas Kırgız-Türk Üniversitesi ise 1997 yılında açılmış. Türk öğrenciler, bu üniversitelere diğer Türk üniversiteleri gibi, ÖSYM sınavı neticesinde aldıkları puan ile girebiliyorlar.
Bütün mesele;
Bu ilişkileri daha da geliştirmek.
KISACA KIRGIZİSTAN
Söz açılmışken, biraz da Kırgızistan hakkında malûmat verelim.
Kırgızistan"da yerli halk olarak kabul edilen Kırgızların nüfusta oranı % 64,5"tir.
Bunu % 14 ile Özbekler, % 12,5 ile Ruslar izler. Geriye kalan % 9"luk kısmı ise Uygurlar, Kazaklar, Tatarlar, Tacikler ve Türkler oluşturur.
1991 yılında, Kırgızca devlet dili olarak kabul edilmiş, ülkedeki diğer halkların kendi dillerini kullanmaları garanti edilmiştir.
1999 yılında yapılan araştırmalara göre; nüfusun
% 65,2"si Kırgızcayı, 14,7"si Rusçayı, 14"ü Özbekçeyi anadili olarak kullanmaktadır. Toplam nüfusun %75"inin Rusça bilmesi sebebiyle iletişim dili olarak Rusça egemendir.
Kırgız Cumhuriyeti"ndeki nüfusun % 75"i İslam dinine inanırken, % 20"si ise Ortodoks"tur.
Kırgız halkının % 60"ı ise kırsal bölgelerde yaşamaktadır.
Kırgızistan, Batken, Celal-Abad, Issık-Göl, Narin, Oş, Çuy ve Talas olmak üzere 7 bölgeye ayrılır.
Ülkenin en gelişmiş şehri 900 bin kişilik nüfusu ile başkent Bişkek"tir. Önemli kentlerden bir diğeri Oş, ülkenin batısında yer alır. Nüfusu yaklaşık 300 bindir.
Karakol kentinde ise yaklaşık 64 bin kişi yaşamaktadır.
Çuy nehrinin kıyısında kurulmuş olan Bişkek, İpek Yolu üzerinde yer alması sebebiyle tarih boyunca önemli bir merkez olmuştur.
Dünyanın en yeşil başkentlerinden biri olan Bişkek, kendi içerisinde özgün yapısını korurken, aynı zamanda büyük bir şehir olmanın özelliklerini de içinde barındırır.
Sizler bu "bilgi"leri okurken, ben "yeni bilgiler" almaya çalışacağım...
Gerek "Erdoğan"ın ziyareti"nde elde edilen sonuçları, gerek Kırgızistan ile ilgili "gözlem"lerimi, inşallah dönüşte yazarım.
Yarın köşem boş...
Herhalde, orada "Erdoğan"ın Kırgızistan temasları" ile ilgili haberler olacaktır...
"Dönüş yolu"nda da; herhalde "soru"larımıza, Erdoğan"ın vereceği cevaplar olacaktır... Kısmetse, onları da Cuma günü aktarırız...
Cuma"ya kadar Allahaısmarladık.
================
Bazı "adam"lar!
¥ Adam o kadar "kaygısız", o kadar "saygısız" ki; bırakın millete "saygı"yı, kendisine bile "saygı"sı yok!.. Kalkmış, "Gölcük belgelerinin inceleme raporunu ele geçirdim" diyor!.. Dakka bir gol bir!.. Ama, kendi kalesine... "Polisin döşeme altında bulduğu belgelere" göre diyor... Behey geri zekâlı; Gölcük"teki aramalara, hiç "polis" katılmadı ki!.. Aramayı "asker" yaptı, asker!..
¥ Adam o kadar "pişkin" ki; "para bulurum dediysem, bulurum" dedikten sonra, bir "seçim sloganı" bulmuş kendisine... "Camiden çıkanın da, meyhaneden çıkanın da oyunu almalıyız" demiş... Ne var ki, bu slogan da "orijinal" değil, "ikinci el"miş!.. Eh, biraz da aşırma!.. Çünkü efendim; o sloganı 1979"da CHP"yi hezimete uğratan AP kullanmış... "Müftünün de, Zühtü"nün de oyunu almalıyız" diyen AP o seçimde CHP"yi hezimete uğratmış!.. Ama Bay Pişkin, bunun bile farkında değil!..
¥ Adamlar o kadar "provokatör", o kadar "din karşıtı" ki; Gölcük Değirmendere"deki Yüzbaşılar Camii"nin "merkezi vaaz sistemi"ne sızmışlar, cami hoparlöründen "Kur"an ve ilâhi" yayını yapıp, sonra da "irtica yaygarası" koparmışlar!.. Adamların gözleri bu kadar dönmüş yani!..
¥ Adamlar o kadar "cür"etkâr" ve o kadar "hukuk tanımaz" ki; "Yargıtay"ın içtihatları"rında; "Fotokopiyle verilen karar yok hükmündedir" denilmesine rağmen, Ergenekon sanığı İlhan Cihaner hakkında, fotokopi üzerinden karar verip, "tahliye" etmişler!..


 
akit