Kirli İttifak’ın belgelerini mi istiyorsunuz... Alın size belge!

Hasan Karakaya

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önceki gün Haliç Kongre Merkezi’nde “eski dostları”, daha doğrusu “dâvâ arkadaşları” ile buluştu... Zaman zaman neşelendiler, zaman zaman hüzünlendiler... “Türkiye’nin nereden nereye geldiğini” konuştular, “bundan sonrası” için fikir teatisinde bulundular...

İşte o “dost”lardan biri, toplantı çıkışında kameralar önünde dedi ki;

“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu ülkeye yaptığı hizmetler sayılamayacak kadar çoktur... Ama, son 13 yılda yaptığı en büyük hizmet, Paralel Yapı’yı deşifre etmesidir!.. Eğer Paralel Yapı deşifre edilmeseydi, Türkiye çökerdi... Ne acıdır ki, Tayyip Erdoğan bu mücadelede yalnız bırakıldı.”

EĞER ERDOĞAN OLMASAYDI!

Çok doğru bir tesbit...

Açık ve net söyleyelim:

Paralel İhanet Çetesi’ne karşı adeta “İstiklâl Savaşı” verebilecek “tek bir lider” vardı, o da Tayyip Erdoğan’dı!..

Çünkü Erdoğan; “Paralel’in kullanabileceği bütün jargonları ve bütün taktikleri” biliyordu!..

Onları, “kendi silâhları” ile vurdu!..

“Yalnız” bırakılmış olsa da; “millet arkasında”ydı ve ona “güçlü bir destek” verdi... Çünkü millet biliyordu ki; Paralel’in devleti işgali, “düşman işgalinden bile tehlikeli”dir!..

“Bir yerde Paralel varsa, orada hiç kimseye hayat hakkı yoktur!”

Millet gayet iyi biliyordu ki;

“Bugün Türkiye’de bir İstiklâl Savaşı veriliyor... Dün Fransız vardı, İngiliz vardı, İtalyan vardı, Yunan vardı... Türkiye’ye diz çöktürmek için dört koldan saldırıyorlardı.

Bugün ise, terör örgütleri var, medya var, muhalefet var, Paralel var!.. Dünkü Dörtlü Çete’den, bugünkü Dörtlü Çete’nin hiçbir farkı yok!.. Amaçları ülkeyi ele geçirip, Türkiye’ye diz çöktürmek!”

HEPSİ, AK PARTİ’YE KARŞI!

Tayyip Erdoğan, sadece “Paralel Çete”yi ve “ihanet”lerini “deşifre” etmekle kalmadı, aynı zamanda “Paralel’in kucağı”na oturup, onun dümen suyuna giren “kişi ve partileri” de deşifre etti...

Yakın bir zamana kadar “Paralel’e düşman” olan ve “Paralel Devlet’e de, Fetullah Gülen’e ve Gülen Cemaati’ne de şiddetle karşıyız” diyen “muhalefet partileri”nin, bugün, adeta bir “Gülenist” olmaları, “izahı olmayan bir gelişme”dir!..

Sormak lâzım;

“Ne” değişti, “kim” değişti?..

Fetullah Gülen, tam 40 yıldır “devletin kılcal damarları”nda yürümeye devam ettiğine ve bu 17 Aralık 2013’te ortaya çıktığına göre, onlarda bir değişme yok!..

O halde, “muhalefet” için değişen ne?..

Dün, Fetullah Gülen’i, “gırtlağına sarılıp boğacak bir düşman” olarak görenler, bugün “kucağına oturulacak bir dost” olarak görüyorlarsa; ortada bir “oyun”, bir “tuzak” var demektir!..

“Gülenist”ler; Türkiye düşmanlarından “ihale” alan birer “taşeron” olduğuna göre, onların da üstünde bir “Üst Akıl” var demektir ki; CHP’sinden MHP’sine, HDP’sinden SP ve BBP’sine kadar hepsini birleştirip “AK Parti düşmanlığı” yaptırıyorlar!..

Bir de, AK Parti için; “Gerilimci, kutuplaştırıcı, ayırımcı” derlerdi...

İşte “tablo” ortada!..

Bir yanda “AK Parti” var,

Diğer yanda “bütün muhalefet” AK Parti’ye karşı “tek vücut” olmuş durumda!..

İyi de, “ne oldu” ki, bütün partiler “dün dediklerini” unuttu, dün hazmedemediklerini bugün yalayıp, yuttu?..

DÜN: CHP, PARALEL’E KARŞI!

Gelin, CHP’den başlayalım...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CNN Türk’te, Şirin Payzın’ın “Ne Oluyor” programına konuk olmuş, “üniversite öğrencilerinin soruları”nı cevaplandırıyor ve diyordu ki;

“Gülen Cemaati’yle herhangi bir flörtümüz, birlikteliğimiz söz konusu değil. Bunu çok samimi olarak söylüyorum. Ama biz belli bir inanç grubunun bir araya gelip cemaat kurmasına karşı değiliz. Siyasete girmemek koşuluyla. Çünkü biz inançların siyasi malzeme olmasını istemeyiz ve ona karşıyız. Gülen Cemaati’yle bizim aramızda hiçbir şey yok. Bir ilişki, bağlantı, bir araya gelme, oturup konuşma, böyle bir şeyimiz de söz konusu değil. Biz paralel devlete de karşıyız. Bir tane devlet vardır. İkinci bir paralel devlet istemeyiz.” 

PARALELCİLERLE KAHVALTI

lTarih 4 Aralık 2013...

Yani, “Kirli 17 Aralık Operasyonu”ndan sadece 13 gün önce... CHP Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu, o günlerde ABD seyahatinde bulunuyordu...

Aaaa, o da ne?..

Washington’da, “Gülen hareketi temsilcileriyle kahvaltı”da buluşmuştu!..

Dün, “Paralel Devlet’e karşıyız” diyen Kılıçdaroğlu’nun, bugün “Paralel Devlet temsilcileriyle kahvaltı” yapması, elbette tartışmalara yol açmıştı...

“Kahvaltının deşifre olması” üzerine, Kılıçdaroğlu şu savunmayı yapmıştı:

“Biz oraya bir cemaati ziyaret ediyoruz diye gitmedik... Onlar bize kendi faaliyetlerini anlatmak istediler. Güzel bir sabah kahvaltısı yaptık. Herkes gibi cemaat de bize oy verirse mutlu oluruz.”

İşte ne olduysa, o “kahvaltı”dan sonra oldu... Kahvaltıdan 13 gün sonra gerçekleşen “Hükümete darbe” amaçlı “Kirli 17-25 Aralık operasyonları”nın en büyük destekçisi hatta “tape sözcüsü” Bay Kılıçdaroğlu oldu!..

Kahvaltıda ne yedirdiler acaba?..

Ya da, ne içirdiler?..

BAHÇELİ ZEHİR-ZEMBEREK!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de, CHP Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu’ndan pek farkı yoktu...

Dün dündür, bugün bugün!..

lTarih 3 Ağustos 2010...

“İmkan olsa mezardakileri bile kaldırarak referandumda evet oyu kullandırmak lazım” diyen Fetullah Gülen’e tepki gösteren Devlet Bahçeli diyordu ki;

“Son yıllarda cemaat ve tarikat liderlerinin siyasete çok yoğun bir şekilde karıştığına şahit olmaktayız... Sayın Fetullah Gülen’in; ölüleri mezardan kaldırıp oy kullandıracağına, ABD’den gelerek 12 Eylül’de oy kullanması daha hayırlıdır.”

lTarih, 9 Mayıs 2011...

Devlet Bahçeli; “Fetullah Gülen’i hedef alan sözler” sarfedince; ne hikmettir bilinmez, partisini sarsan “seks kaseti skandalı” ortaya çıkıyordu...

Bu skandal üzerine;

AK Parti’ye, “aşağılık röntgencileri deşifre et” çağrısında bulunan Bahçeli, “Okyanus ötesi”ne de şöyle sesleniyordu:

‘MHP zayıflarsa, alçaklar keyiflenecektir. Üzerimizde oyunlar oynanmaktadır. Okyanus ötesinden kumandalı internet siteleri fitne ve nifak tohumları saçmaktadır. 

Okyanus ötesi fetva makamlarının ve içerdeki uzantılarının da tahrik ve provokasyonlarının menzilinde emin olunuz ki siz ülkücüler de varsınız’. 

Bahçeli’nin bu eleştirilerine ertesi gün, yani 10 Mayıs 2011’de cevap veren Fetullah Gülen de diyordu ki;

“İnsafsızca bir iftira ve saldırı!.. Biz, onların yaptıkları gibi; asla saldırganlığa girmeyiz. Yumruk sallamalarına karşı yumruk sallamayız. Onlar “bir tokat da oradakine (okyanus ötesindekine) vuralım!” deseler de biz onlara tokatla mukabelede bulunmayız. Biz onlara sadece acırız ama onların üslubu ile cevap vermeyiz.”

Görüyorsunuz ya;

O tarihlerde, bir “söz düellosu” vardı... Bir Devlet Bahçeli saldırıyordu, bir Fetullah Gülen!.. Bir araya gelseler, herhalde birbirlerinin gırtlağını sıkarlardı...

“BU VATANA İHANETTİR!”

lDevlet Bahçeli, o kadar “Paralel karşıtı”ydı ki, 16 Aralık 2014’te, yani “17 Aralık Operasyonu’ndan bir yıl sonra” şu “yazılı açıklama”yı yapıyordu:

“Türkiye sıkıştığı cendereden, girdiği darboğazdan, nerede duracağı ve nasıl biteceği belli olmayan karanlık bir güzergâhtan çıkarılmalı, şaibelerden kurtarılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne paralel bir yapılanma nüfuz etmişse, yasa ve anayasa aykırı olacak biçimde gayri meşru bir organizasyon kurulmuşsa, buna göz yummak, buna izin vermek büyük bir vebal, vatana ihanetle eşdeğer büyük bir suçtur.” 

NEFRETTEN AŞK DOĞDU!

Ne var ki; “Söz konusu olan Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı” ise; Fetullah Gülen, sadece “teferruat”tı!..

lTarih 24 Mayıs 2015...

14 Aralık 2014’te; “Paralel Yapılanma’ya izin vermek büyük bir vebal, vatana ihanetle eşdeğer büyük bir suçtur” diyen Devlet Bahçeli, ne ilginçtir ki, Mayıs 2015’te “Paralel Yapı’nın yayın organı Zaman gazetesini ziyaret” ediyor, daha sonra gittiği Kayseri’de de şunları söylüyordu:

“MİT TIR’larına operasyon yaptığı iddiasıyla hayasızca Paralel’i suçluyorlar... Bu bahaneleri ileri sürüyorlar!”

Daha da ilginç olanı şuydu:

“MİT TIR’larına operasyon yapmak vatan hainliğidir” diyen MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri, yeniden aday yapılmadı, iyi mi?..

Demek oluyor ki;

“Büyük aşklar, büyük nefretlerden doğar” diyenler boşuna söylememiş!..

“Gülen-Bahçeli sevdası” o kadar büyük ki, “Romeo-Jüliet aşkı”nı da sollamış, haberimiz yok!..

DEMİRTAŞ’IN PARALEL AŞKI!

Peki, Selahattin Demirtaş’a ne demeli?.. Malûm; Selahattin Demirtaş, “seçim sath-ı maili”ne girdiğimizden bu yana, hem “Paralel yayın organları, hem de Aydın Doğan medyası” tarafından sürekli parlatılıyor, sürekli cilalanıyor!..

Kafa olarak “Yontma Taş Devri”ni yaşayan Selahattin Demirtaş, bütün bu “cilalama”lardan sonra, “çağ” atlayıp, “Cilalı Demirtaş Devri”ne geçti!..

Oysa, daha “5-6 ay önce” yayınlanan bir televizyon konuşmasında, “KCK tutuklamaları”ndan dolayı “Paralel Yapı’nın televizyonları”na yükleniyor ve “Arkadaşlarımız daha gözaltında iken, onları suçlu ilân ettiniz!.. Televizyon dizilerinde, Kürtleri hep aşağıladınız!” diyordu...

Daha 5-6 ay önce bunları söyleyen Selahattin Demirtaş, birden bire “cici çocuk” oldu, “parlak oğlan” oldu ve yumuşadıkça yumuşadı!..

Güneydoğu’da, seçmene “silah” ve “kan akan musluk” gösterse de, “Beyaz Türkler”in oturduğu semt ve şehirlerde “saz çalıp, türküler söylemeye” başladı!..

Bu arada; HDP’li Diyarbakır Belediye Başkanı Gültan Kışanak da; Zaman’ın Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’yı misafir edip, ağırladı... Onunla “2 saati aşkın sohbet” etmeleri, sohbet deşifre olunca, Ekrem Dumanlı’nın da “Sayın Öcalan” demesi, “sevda filizleri”nin yeşermeye başladığını gösteriyordu ki; “Cilalı Demirtaş Devri”nin popstarı Selahattin, bu “ilişki”nin daha gerilere uzandığını itiraf etmek zorunda kaldı...

lTarih 14 Ağustos 2013 akşamı...

Yer, “CNN ekranı” ve sürekli “agresif”, sürekli “nefret kusan” yüzüyle dikkat çeken Şirin Payzın; o akşam “son derece sevecen bir üslup”la soruyor; Selahattin Demirtaş’a;

“Ne oluyor?”

Cilalı Demirtaş cevap veriyor:

“Biz, Cemaat’i öcü ve tehlikeli bir örgüt olarak tanımlamıyoruz... Ben değil ama, arkadaşlarımız Gülen Cemaati mensupları ile uzun süredir görüşüyor... Onlarla temas halindeyiz!.. Türkiye için Cemaat bir şanstır ya da Türkiye’nin sorunlarını Cemaat’le çözeriz anlayışında olmamakla birlikte, bu sürece kim katkı sunarsa, biz de onlara kapalı değiliz!”

Görüyorsunuz ya;

“2013 yılından bu yana, belki daha da eskiden Cemaat’le temas halinde”lermiş!..

İyi de, daha sonraki “eleştiri”ler, “saldırgan ifadeler” neyin nesiydi?..

Demek oluyor ki;

“Kayıkçı kavgası!”

Ya da;

“Dostlar kavgada görsün!”

YA İZMİHLÂL, YA İSTİKLÂL!

Bilmiyorum, daha fazla söze hacet var mı?.. “Tarih”leri ve “yer”leri ile “kimin ne dediğini, daha sonra ne yaptığını” dikkatlerinize sundum işte...

“Halkçı”(!)ları da gördünüz,

“Milliyetçi”leri ve “demokrat”(!)ları da!..

Hepsi, “Paralel’in dümen suyu”na girdi ve onlardan “medet” umuyorlar!..

7 Haziran’da, karar senin...

Ver “oy”unu!..

Boz bu “oyun”u!..

Çünkü 7 Haziran’da;

Kullanacağın oy ile ya “istiklâl”e, ya da “izmihlâl”e karar vermiş olacaksın!..

“Oyun” ortada, ama “oy” sende!..

Ya bağımsızlık, ya çöküş!..

 *******************************************************************************************************************

Paralel’le mücadeleden; Sağlık Bakanlığı, TÜBİTAK ve Sincan Müftülüğü muaf mı?

Vatandaş “isyan”larda... Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan; “Paralel’in inlerine girdik... Şimdi kaçıyorlar” diyor ama, “Paralelciler hâlâ yerli yerinde” duruyor, vatandaş da buna “isyan” ediyor...

Meselâ, Ankara Sincan’ın Yenikent Mahallesi’nde; hâlâ “himmet” topladıkları ve hâlâ “Paralel Propagandası” yaptıkları için, “2 imamın tayinleri çıkmış” ama, 2 aydır yeni görev yerlerine gitmemişler!..

Vatandaş soruyor: “Sincan Müftülüğü bunları niye gönderemiyor?.. Kim koruyor bunları?.. Bu, nasıl Paralel’le mücadele?”

Vatandaş soruyor: “Fetullah Gülen’in avukatı Nurullah Albayrak’ın eşi Nurhan Albayrak, hâlâ Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanede Tüberküloz Referans Laboratuvarı Sorumlusu olarak görev yapmaya devam ediyor!.. Paralel’le mücadeleden Sağlık Bakanlığı muaf mı?!?”

Nurullah Albayrak’ın twitlerine bakan yok mu?

Vatandaş soruyor: “TÜBİTAK’ta büyük bir Paralelci temizliği yapıldı... Fakat, bazı Paralelciler, TÜBİTAK’ta hâlâ at oynatıyor, hâlâ Turgut Özal Üniversitesi’ne para aktarıyorlar...

2014 yılında 198, 205, 292, 386 numaralı projeleri Turgut Özal Üniversitesi’ne kimlerin verdiği ve ne kadar para aktardıkları niye sorulmuyor?..”

Vatandaş soruyor, ben de “elçi” olarak aktarıyorum... Herhalde bir “ilgilenen” çıkar!..

yeniakit