Kimi çalışmadan yorulur... Kimi ölünce yorulur!

Hasan Karakaya

 

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dünkü “grup konuşması”nı dinlemiş olmalısınız.

Özetle dedi ki;
l “Biz, 76 milyonun hükümetiyiz. AK Parti, 76 milyonun tamamına aynı nazarla bakan, tamamını muhatap alan, tamamına aynı gönül diliyle konuşan, Türkiye’yi bir bütün olarak kucaklayan bir partidir.”
l “Muhalefetin kutuplaştırma ve kamplaştırma siyasetine karşı biz kucaklayıcı olmayı sürdüreceğiz. Bugüne her ne yaptıysak Türkiye için, 76 milyonun tamamı için yaptık. Hangi adımı attıysak, Türkiye’nin normalleşmesi için attık.”
l “Demokrasimizi ağırlıklarından, zincirlerinden kurtardık, en ileri demokratik standartları ülkemizle buluşturduk, buluşturuyoruz.”
l “Biz, öyle bir davanın mensuplarıyız ki bu dava adeta iğne ile kuyu kazılarak bu günlere ulaşmıştır.”
l “Geride bıraktığımız 11 yıl, bizim için gurur tablosudur.”

ÖLÜNCE YORULMAK

Evet, bunları söyledi Başbakan... Gerçekten de, düne kadar “kış soğuğu” yaşayan Türkiye, hem meteorolojik olarak “sıcak”, hem de “aydınlık” günler yaşamaya başladı..
Bir “karanlık dönem” kapandı, “aydınlık bir dönem” başladı...
Ama yine de;
Erdoğan’ın konuşmasında benim dikkatimi çeken sözleri şunlar oldu:
“Aşkınan, yani aşk ile çalışan yorulmaz. Davası olana, ‘Yorulmuyor musun?’ diye bir soru sorulmaz... Biz, ölünce yoruluruz. Onun için aşk ile çalışmaya, bu millet için, bu ülke için devam edeceğiz. Ülke aşkıyla, millet, insanlık aşkıyla eser, hizmet üretmeye devam edeceğiz.
Nasıl ki; her yeni günü, yeni bir başlangıç olarak görüyorsak, ulaştığımız her hedefi de yeni bir başlangıç olarak kabul edecek, hedeflerimizi, sürekli yükselterek, çıtayı sürekli daha yükseklere koyarak, kendimizi aşmaya, kendi kendimizle yarışmaya devam edeceğiz.”

“CHP’YE BEN DE OY VERMEM!”

Her zaman derim ya;
Tayyip Erdoğan, bir “Türkiye delisi”, bir “Türkiye sevdalısı”dır...
Ömrünü de “Türkiye’nin kalkınması, özgürlüğü ve huzuru” için harcamıştır... Allah ömür verdiği sürece, bundan sonra da, bu ülke için ter dökmeye devam edecektir.
Biliyorum;
Bunları yazdım diye, bazıları hemen “yandaş-yalaka” damgasını vuracaktır... Ama bunları söyleyen bir tek ben değilim ki!.. Meselâ, CHP Genel Müdürü Bay Kemal Kılıçdaroğlu da, zımnen “Tayyip Erdoğan Hükümeti’nin icraatları”na onay veriyor ve bakın “CHP’nin niye iktidar olamadığını” nasıl açıklıyor:
“Bir dükkâna girip, ‘Merhaba’ dememiş CHP’liler var... Tepeden bakmaya alışmışız... Böyle kimseye, ben olsam da oy vermem!.. Ben çalışıyorum ama yetmiyor!”
Bence, bunun adı “özeleştiri” filân değil, resmen ve alenen “itiraf”tır!..
İşte “itiraf” ediyor Kılıçdaroğlu;
“Merhaba” demeyen, “halka tepeden bakan” CHP’liler var...
Ve ekliyor: “Böyle bir CHP’liye ben de olsam oyumu vermem.”
Son sözü daha da enteresan:
“Ben çalışıyorum ama yetmiyor.”
Demek oluyor ki;
Bir çok CHP’li “tembel”dir, bir dükkanın kapısını açıp “Merhaba” demeyecek kadar “halktan kopuk”tur ve hâlâ halka tepeden bakmaktadır...
Bay Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri, AK Parti’nin 11 yıldır niye iktidar olduğunu açıklamaya herhalde yeterlidir... Ve tabiî, CHP’nin muhalefete niye mahkûm olduğunu da!..

SALİHLİ’YE DOĞALGAZ FIRSATI

Bay Kılıçdaroğlu, bu sözleriyle, bir anlamda “Erdoğan’ı doğrulamış oldu” ya, şimdi ben de Bay Kılıçdaroğlu’nu doğrulayan bir örnek vereceğim...
Elbette Salihli’den bir örnek...
Ama önce olayı anlatalım.
Efendim;
28 Nisan 2013 tarihli Resmi Gazete’nin 28631 sayılı nüshasında yayınlanarak yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu kararıyla, nüfusu 10 binin üzerindeki ilçelere doğalgaz getirilmesi fırsatı tanındı... Bakanlar Kurulu kararı incelendiğinde nüfusu 10 binin üzerinde bulunan ilçe merkezlerindeki toplam elektrik abonelerinin yüzde 60’ının kabulü ile ilçelere doğalgazın getirilmesi artık mümkün olacak...
Bakanlar Kurulu kararında doğalgaz almak isteyen elektrik abonelerinin doğalgaz abone bağlantı bedeli olan 2013 yılı tarifesine göre 335 TL’yi yatırmaları gerekiyor...
Demek oluyor ki;
Bir “ilçe”nin doğalgaza kavuşabilmesi için, “elektrik abonelerinin yüzde 60’ı”nın müracaat etmesi, bunun için de “Ziraat Bankası’na 335 TL yatırması” gerekiyor.
Peki, Salihli’de neler oluyor?
Efendim, şehri “heykel”lerle donatmaktan başka bir icraatı olmayan CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Uğur Okay, ilçeye doğalgaz getirilmesine karşı!..
Niye karşı biliyor musunuz;
“AK Parti’ye gıcıklığından!”
Şehre “doğalgaz” getirilirse, bunun “AK Parti’ye yarayacağını” düşünüyor.
Dolayısıyla da,
“Halkın doğalgaz rahatlığı yaşaması”nı istemiyor... Zaten CHP dediğin nedir ki?.. CHP, ne zaman “halkın rahatı”nı düşünmüş ki, “doğalgaz rahatlığı”nı düşünsün!..

KULA’DA KAMPANYA

Mesela, Salihli’ye yarım saatlik mesafedeki Kula Belediyesi kampanya açıp; “Haydi Kulalılar, bu fırsat kaçmaz” deyip, bu işin öncülüğünü de, bizzat Belediye Başkanı Selim Aşkın yaparken, Salihli’nin CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Uğur Okay, doğalgaza takoz koymakla meşgul!..
İşin doğrusu, Ziraat Bankası Salihli Şube Müdürü ve AK Parti İlçe Teşkilatı’nı da bu konuda yetersiz gördüm... Kula’da açılan kampanyanın bir benzeri pekâla Salihli’de de açılabilirdi... Ama, birçok insanın böyle bir “fırsat”tan haberi yok... En başta da, “ilgili ve yetkili”lerin!..
Hani, “ilk müracaat”ı yapan Emin Sert ağabey gibiler de olmasa, “Hükümet’in doğalgaz kararı”ndan kimsenin haberi olmayacak!.. Hatta, Ziraat Bankası Şube Müdürü’nün bile!.. Müdür Bey de, kendi bankasına yapılan “doğalgaz müracaatları”ndan o kadar habersiz ki, yerel gazetelere “müracaat sıfır” diye demeçler vermiş!..
Uzun lâfın kısası;
Salihli halkı “doğalgaz” istiyor ama, CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Uğur Okay’ın umurunda değil!..
Kimbilir, belki de; “belediye içinden birileri” ile yaşadığı “gönül ilişkisi”nden ve “aşk fısıltıları”ndan “halkın talepleri”ni duymaya fırsat bulamıyor olabilir!..
Her neyse...
“Herkesin özel hayatı” kendisine!..
Ama, “halkın hayatı”nı da düşünmek lâzım değil mi?.. Yoksa, şehri “heykel”le donatmak kimseye fayda sağlamaz!..
Halk “heykel” değil,
“Doğalgaz” istiyor...
Benden söylemesi!..

TOST-BALIK-AYVALIK

Salihli’de durum böyle de, gezimin son durağı Ayvalık’ta durum farklı mı?..
Düne kadar;
“Rakı-Balık-Ayvalık” diyen ve oylarını sürekli CHP’ye veren Ayvalık halkı; artık “Ayvalık Tostu”nu öne çıkarmaya ve “Tost-Balık-Ayvalık” demeye ve dolayısıyla “CHP’den soğumaya” başlamış!..
Halk, artık şöyle diyor:
“CHP, yine Hasan Bülent Türközen’i aday gösterirse, ona oy vermeyeceğiz... Bundan sonra partiye değil, Ayvalık’a hizmet edecek adaya oy vereceğiz... Adayın MHP’li veya AK Partili olması farketmez, yeter ki Ayvalık’a hizmet etsin!”
CHP’li Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen’in kulakları da “halkın talepleri”ne o kadar tıkalı ki, şöyle bir misal veriyorlar.
Bir süre önce, deniz kenarından geçenler “lâğım kokusu”ndan burunlarını tıkarlar ve CHP’li Başkan’a; “Bıktık bu kokudan” derlermiş!..
CHP’li Başkan da dermiş ki;
“Buraları benim çocukluk yıllarımda da lâğım kokardı!”
İyi de;
Senin işin ne?..
Başkan sensin!..
Niye düzeltmiyorsun?..
Neyse ki, “seçim atmosferi”ne girildikçe o “lâğım kokusu” da azalmış... Ben bir yerde “koku” duydum... Herhalde orada da “tamir” işi yapılıyordu...
Ama, tıpkı Salihli’nin CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Uğur Okay gibi Ayvalık’ın CHP’li Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen de ilçesine “doğalgaz” gelmesine pek sıcak bakmıyor!..
Sırf Hükümet’e gıcıklıklarından!..
Oysa “doğalgaz” gelse, Ayvalık’ta tonlarca kömür yanmayacak ve hava kirliliği ortadan kalkacak!..
Ama bu işler “çalışmakla” olur, “halkın taleplerine kulak tıkamakla” değil!..

YERLİ VE SEVİLEN ADAY ŞART!

Kılıçdaroğlu öyle diyor ya;
“Bir dükkâna gidip ‘Merhaba’ dememiş CHP’liler var... Tepeden bakmaya alışmışız... Böyle kimseye ben de olsam oy vermem... Ben çalışıyorum ama yetmiyor.”
Çok doğru...
Bu iş, sadece “Kılıçdaroğlu’nun çalışması” ile yürümez... Bir dükkâna girip, “Merhaba” demek de yetmez... O dükkana girecek, “Merhaba” diyecek, sonra da “dert” ve “talep”lerini soracak ve ona uygun “icraat”lar yapacaksın!..
Sen Salihli’de ve Ayvalık’ta olduğu gibi, “halkın doğalgaz talebi”ni dikkate almazsan Turgutlu’dan Kula’ya doğalgaz gider de, Salihli’yi teğet geçer!..
Geçer geçmesine de;
Halk da CHP’den vazgeçer!..
Vazgeçmeye de hazırlar...
Yeter ki; AK Parti, “yerli ve sevilen bir aday” göstersin!.. AK Parti’nin; “içkili restoran”ları olan adaylara değil, “yerli ve sevilen” ama en önemlisi de “ölünce yorulan aday”lara ihtiyacı var.
Şimdilik diyeceklerim bu kadar!..
Amerika’nın savrulması ve füze krizi!
Amerika, bu aralar “denge”sini hepten kaybetmiş durumda... Meselâ İran’a öpücükler gönderirken Türkiye’yi sürekli azarlıyor... Gezi olaylarında takındığı tavır malûm...
En son köpürmesi de “füze” yüzünden... Malûm; geçenlerde Türkiye’nin uzun menzilli füze savunma sistemi için ihaleye gidildi. İhaleye Amerikan, Rus ve Çin firmaları katıldı.
Hükümet; 3 milyar dolarlık ihaleyi Çin firmasına verdi.
AB, ABD ve NATO anında kaygılarını dile getirdi... Neymiş; Çin firması Amerika’nın “yaptırım listesi”nde imiş... Ama, asıl mesele; “3 milyar dolar”lık büyük meblağ ve Çin firmasının “ortak çalışma” teklifinden başka bir şey değil!..
Amerika, bunu hazmeder mi?.. Elbette hazmetmez... O halde; Haziran ayında “Gezi Zekâlılar”ı harekete geçiren ABD’den “yeni kaos girişimleri”nde bulunmasını beklemek, herhalde kehanet olmaz!..
Çünkü Amerika “denge”sini kaybetti, habire savruluyor!..

yeniakit