Kimi aday gösterelim?

Abdurrahman Dilipak

Seçim olacak, kimin kaderinde ne varsa o olacak. Daha doğrusu tencere yuvarlanacak, kapağını bulacak. Herkes layık olduğu gibi idare olunacak. Ya da imtihan gereği nimetler kimi zaman artırılacak, kimi zaman eksiltilecek. Ve de bize hayır gibi gelen şeylerde Allah şer, şer gibi gelen şeylerde hayır murat edebilir.

Hiç kimse Allah’ın iradesine yön vermeyecek. İman ettik ki, “Hayır da şer de Allah’ın iradesi içindedir.” Biz sadece O’nun rızasına talibiz.

Aday gösterenler ve aday olmak isteyenler! Dikkat edin, kamu sorumluluğunu üstlenmeye aday olanlar ve onları aday gösterenler, onlara oy verenler o kişilerin iyi ya da kötü, yaptıklarından size de pay var.

Allah iradesini gerçekleştirmek için kimseye muhtaç değil. O dilerse kafirler eliyle dahi dinine hizmet ettirebilir. Bukağılı Şeytanların mabedin inşasında görevlendirilmiş olmasının onlara bir faydası yoktur.

Şunu bilelim ki, hiç kimse Allah’ı ne iktidara ve ne de kıyamete mecbur edemez. “Kurtarıcı lider, önder, şeyh” yok! Peygamberler dahi, kurtarıcı değildir. Herkes için ancak yaptığının karşılığı vardır. Herkes yaptığının karşılığını misgal-zerre hassasiyetinde görecektir. Peygamberler kurtuluşa çağırır. Kimse kendisini vazgeçilmez görmesin.

Mısır’da bolluk olduğunda da Yusuf aleyhisselam emirdi, kıtlık olduğunda da..

Sakın yaptıklarınızla ve çoklukla övünmeyin. Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi oldunuzsa onunla mutlu olabilirsiniz. Yoksa Allah hem bolluk veriyor ve hem de siz o konuda hak etmediğiniz bir konumdaysanız, hileli işler yapmaya devam ediyorsanız, Allah’ın gazabının bir şekilde sizi bulacağının işaretidir bu durum.

Sakın “biz olmasaydık / yapmasaydık, bu işler böyle olmazdı” demeyin. Geçmişe dönük ihtimal hesabı yapılmaz. Babam kız olsaydı, ben kim olurdum!?. Sakın “kaderimiz değildir”, “kaderini değiştirdik” gibi sözler etmeyin. Kader, Allah’ın iradesi/takdiridir. Hiç kimse Allah’ı hiçbir şeye mecbur bırakamaz. Bizim kelami gelenekte, “Şöyle olmasaydı, böyle olmazdı” demek Şeytandandır!

Yaptıklarımızdan ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan, söylediklerimizden ve söylememiz gerekirken söylemediklerimizden hesaba çekileceğiz. Tek gerçek bu. Bu dünya bizim için imtihan yeridir.

Düşünsenize Hz. Ali ilmin kapısı, Allah’ın arslanı, ehlibeytin kaynağı idi. Sonuç ortada. Eba Zer iktisad kuramcısı bir sahabi idi, acından öldü. Hz. Lut Al-i İbrahim’dendi, hiç kimse iman etmedi çevresinden. Soyu bin yıl peygamber olan Yakub aleyhisselamın 13 çocuğundan 11’i kardeşleri Yusuf’u kuyuya attılar. 7 yaşında kuyuya atıldı. 7 yıl kölelik, 7 yıl hapis, 7 yıl bolluk, 7 yıl kıtlık.. Allah dilerse bazan böyle imtihan eder. Kimse Allah’ın nimetlerinin ve gazabının vekilharcı kendisi olduğunu sanmasın..

Kim ihtirasla bir şeyi istiyorsa, Allah o şeyi onun imtihanı yapar. Bakarsınız siyaset, mal, makam, evlat, para, şöhret, dua ile istenen bir belaya dönmüş. Dünyaya tamah edenler mala boğulurken ahiretlerini kaybetmişler. Allah’ın gazabı onlar için hakdır ve yakındır. Yakın bir gelecekte nasıl yıkılacaklarını göreceklerdir. Geç kalan pişmanlıkları onlar için fayda da vermeyecektir. Kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşacaklardır. Cehennem ateşi onların peşini bırakmayacaktır. Ortak oldukları Şeytanları onlara yaptıkları işi hoş gösterecektir. Para, şöhret ve gücün sarhoşluğu ve bağımlılığı içinde kendi zebanilerinin bıçağını bileyeceklerdir.

Onlar kurtulmak için geç kaldıklarında bir süre sonra “artık onları uyarsan da uyarmasan da bir” kalpleri mühürlenmişse, gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar, kalpleri var hissetmezler. Cehennem onların hasreti ile yanıp tutuşmaktadır.

Sonuç ne olursa olsun, ben sabredenlerden, şükredenlerden, direnenlerden olacağım. Bu süreçte sonuçta ne olursa olsun üzerime düşeni yapmamışsam vay bana. Yine aynı şekilde üzerime düşeni yapmışsam, ne gam! Demek ki Allah benim ellerimle zalimleri cezalandırmak, mazlumlara yardım etmek istemektedir. O gören, duyan, bilen, “ol” diyince olduran, “öl” diyince öldürendir. Kadere, rızga ve ecele hükmedendir. O’nun kolaylaştırdığından daha kolay ne olabilir. O’nun zorlaştırdığından daha zor ne olabilir.

Bu sözlerim sadece politikacılara değil, bürokratlara, işadamlarına, herkese. Hayırlısını isteyelim.

Aslında seçmen oy verirken, kimseyi değil, kendi akıbetini seçiyor!? Bunun farkında olalım..

Ya iyilerden en iyiyi, ya da en az kötüyü seçeceğiz. Oy vermemek, tercihte bulunmamak en kötüsüne razı olmak demektir. Def-i mazarrat, celb-i menafiden evladır. Mecbur kaldığınız bir zarar karşısında en az zararlısını seçmek gibi bir şeydir bu.

Aslında bizim yüzümüzü partilere ya da partililere değil halka dönmemiz gerek. Çünkü onların liyakatı bu konuda en belirleyici olandır.

Sandık açıldıktan sonra, sonuç ne olursa olsun, namaz vakti geldiğinde, ben yine “Allahu ekber” diyeceğim. Yine “Elhamdülillah” diye devam edeceğim. Ve yine zamana ve mekana şahidliğimin bana yüklediği sorumluluklar çerçevesinde gündelik hayatıma devam edeceğim.

Bilirim, “Allah servet ve iktidarı halklar ve ülkeler arasında evirir, çevirir”. Bilirim O, bizi, mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir.” Ve iman ettim ki, kimi zaman “Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz, Allah bilir.”

Siyasete heves edenlere bir çift sözüm var: “Bilmediğiniz şeyin peşine düşmeyin”. Bir insanın kendisi ve ailesi ile bile sorunlarını çözmekte acze düştüğünü gördüğü halde, bütün bir ülke halkının sorumluluğuna ısrarla talip olması size “akıllıca” geliyor mu? 

“Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar. Onu insanyüklendi. Şüphesiz o çok zalimdir, çok cahildir.” (Ahzab 72) Siyaset ve memuriyet, toplumsal  sorumluluklar üstlenmek konusunda çok istekli olanların da böyle bir ikazın muhatabı olduklarının farkında olup olmadıklarından çok emin değilim.

“Her ilâhî haberin, ilâhî cezanın kararlaştırılmış bir zamanı, gerçekleşeceği bir yeri vardır. Yakında siz de olacakları ve haber verdiğimiz şeylerin gerçekleştiğini öğreneceksiniz.” (Enam 67)

Yakında bazı gerçekleri görecek, duyacak, bileceksiniz. Ama o zaman pişmanlık için çok geç kalmış olabilirsiniz.

Allah’ım! Bizim ellerimizle cezalandır zalimleri ve bizim ellerimizle yardım et mazlumlara, bizi rızanın tecellisinin vesilesi kıl. Selâm ve dua ile.

NOT: Bu arada, bu pazartesi İTO seçimi var. Seçeceksiniz! Sandığa gitmezseniz, en kötüsüne razı olmuş olursunuz. Yanlış birini seçerseniz de onun yediği haltlardan da mesul olursunuz. Ya en iyisini seçin, ya aday olun. İyi yoksa en az kötü olanı. Zararın neresinden dönerseniz kârdır. Kafanızı ve reyinizi kiraya vermeyin.