Kemalist, Gülenist, Terörist kıskacındaki Türkiye’de kaos plânları!

Hasan Karakaya

Türkiye ne zaman “düze” çıkacak olsa, ülkede ne zaman “barış ve kardeşlik” rüzgârları esmeye başlasa ve ne zaman “ekonomide bahar”mevsimi başlasa, hemen “birileri” giriyor devreye ve ülkeyi “kaos ortamı”na sürüklüyor!..

Son 1-2 yılda Türkiye’nin atlattığı “badire”leri ve bunların“müsebbip”lerini biliyorsunuz...

Hepsi de bir “üst akıl” tarafından yönetilen ve yönlendirilen “3 grup”tan söz edebiliriz.

l 1- CHP’liler ve Ulusalcılar tarafından desteklenen, “Gezi Zekâlılar”ın da“piyon” olarak kullanıldığı 27 Mayıs’taki “Gezi kalkışması”nı organize eden “Kemalist”ler!..

l 2- “Yolsuzluk ve rüşvet” kılıfıyla, “Hükümet’i devirmek” amacıyla, 17-25 Aralık’ta “kirli operasyon” yapan “Gülenist”ler!..

l 3- PKK ve KCK ile onların siyasi koluHDP tarafından kışkırtılan veKobanibahanesiyle 6-8 Ekim’de “isyan”a kalkışarak, “50’ye yakın vatandaşımızın ölümüne” yol açan“terörist”ler!..

Evet, “Türkiye’nin huzuruna, barışına, kardeşliğine, siyasetine ve ekonomisine dinamit koyan” bu  3 grup; yani “Kemalist”ler, “Gülenist”ler ve “terörist”ler, çeşitli “algı operasyonları” ile, çeşitli “tuzak ve tezgâh”larla yürüttükleri “darbe girişimleri”ni hâlâ devam ettiriyorlar!..

YA BİZDENSİN, YA DÜŞMAN!

Bu arada, “milletin evlâtları”na kan kusturuyorlar, analarından emdikleri sütü burunlarından getiriyorlar, “zindanlarda çürütüyor”lar, bir kısmını da“zindanlara tıkmaya” uğraşıyorlar!..

Bunun birçok örneği var...

l 1997’de “Sigorta primleri”ni “Gülenist”lerin “Işık  Sigorta”sından alıp,“Dost Sigorta”ya yatırmak isteyen “MÜSİAD üyesi 20-25 işadamı”na operasyon yapıp, onları “kara para aklamak” suçlamasıyla içeri attılar!..

lSırf “Kimse Yok Mu” derneğine rakip olmasın diye, “Almanya ve CHP ile işbirliği” yapıp, “Deniz Feneri’ni bitirme” operasyonu düzenlediler!..

lMÜSİAD’a karşı TUSKON’u, Eğitim Bir-Sen’e karşı Aktif Eğitim Sen’i,“muhafazakâr medya”ya karşı, “alternatif gazete ve televizyonlar”kurmalar!..

lKendilerine “rakip” veya “karşıt” olan kişileri “itibarsızlaştırmak” için yürüttükleri “karalama” kampanyaları, bu da işe yaramazsa “dinleme”ler ve “kasetleme”lerle etkisizleştirme, “kafesleme” operasyonları!..

Örnekler, sayılamayacak kadar çok!.. Bu operasyonlar sonucu, gerek“itibar suikasti”ne maruz kalan, gerek “dinlerarası diyalog”a karşı çıktığı için halen “hapislerde çürüyen” o kadar çok insan var ki!..

22 YILDIR CEZAEVİNDE!

Meselâ, “22 yıldır hapis yatan ve halen Tokat T Tipi Kapalı Cezaevi”nde çile çeken Sabri Çeçan...

Yazdığı mektupta diyor ki;

“Biz, dindar insanlar olarak haksızlığa uğradığımızı, 90’lı yılların şartlarında PKK’nın katliamlarına, imha operasyonlarına, derin yapıların kumpaslarına ve iftiralarına maruz kaldığımızı haykırıyoruz, ancak duyan yok. 

Yirmi küsur senedir kesintisiz olarak cezaevinde yatan ve o dönemin acımasız sistemi içinde tutuklanıp, yargılandıktan sonra mahkemelerce cezalandırılan dindar kimliği ile tanınan kişiler bulunmaktadır. 

Ben yirmi iki senedir suçsuz bir şekilde cezaevinde tutuluyorum, ağır işkencelere uğrayarak ve aile fertlerimle tehdit edilerek bana suçlar yüklendi. Oysa ben, kendi halimde ailemi geçindirmeye çalışan bir insandım. Dindar kimliğimden dolayı bazılarının hedef tahtasına oturtuldum. Karanlık güçler, bölge insanını birbirine düşürmek için işledikleri bazı olayları üzerimize yükleyerek bizleri mağdur ettiler. Şimdi bütün bunlara rağmen ben suçsuzum desem, ‘Her cezaevine giren zaten suçsuz olduğunu söylüyor, kimse suçlu olduğunu kabul etmiyor’ denilecek.... Onun için bu konuya girmeyeceğim. Sadece o dönenim dosyaları tekrar incelensin ve yargılama tekrarlansın istiyorum.”

AKAİD KİTABI OKUDU DİYE!

Meselâ, 2010 yılında tutuklanan, serbest bırakılıp tekrar tutuklanan ve halen Ankara Sincan’daki 2 nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde yatmakta olanOsman Çolakoğlu’nun başına gelenler!..

Tek  suçu “Pratik Akaid Dersleri” adlı bir kitap okumak!..

Osman Çolakoğlu diyor ki;

“O kitabı okuduktan sonra hayatım değişti... 2010 yılında, sırf akidem yüzünden tutuklandım... Bir buçuk yıl sonra serbest bırakıldım... Bu defa da, 2014 yılında, Selefi ve El Kaide üyesi olmakla suçlandım ve 6 yıl 3 ay hapse mahkûm edildim!..

Gariban olduğum için avukat da tutamadım... Kimseye taş atmadım, hayatımda bırakın silah taşımayı, bıçak bile kullanmadım... Öğrendim ki, bizim kitap okumamız cinayet, hırsızlık ve tecavüz gibi suçlardan daha ağır bir suçmuş!..”

Hele söyleyin; “mesnetsiz bir suçlama” ile içeride tutulan bu insanların“yeniden yargılanmak” gibi bir hakları yok mu?.. Ergenekon ve Balyozsanıklarına “yeniden yargılanma hakkı” veriliyor da; çoğunluğu DGM veÖYM mağduru olan bu insanlar niye içeride çürütülüyor!?!..

Onların suçu “dindar” olmak mı?.. Onların arkasında “avukatlar ordusu”olmadığı, ya da “medyatik” olmadıkları için mi çürümeye terkedildiler?..

“Paralelci” arkadaşlar, bir de kalkmışlar, “adalet”ten, “vicdan”dan dem vuruyor!.. Bu yaptıkları bir “adaletsizlik”, bir “vicdansızlık” ve bir “zulüm”değil mi?..

Ne yani;

Herkes, sizin gibi “diyalog”tan bahsetmek zorunda mı?.. Herkes, sizin gibi düşünmek ve önünüzde “musalla taşındaki meyyid” gibi olmak zorunda mı?..

Yetmedi mi “zulüm”leriniz?..

EMEKLİ MÜFTÜ’YE KUMPAS!

“7 Şubat’taki MİT olayı”nı unutmuş değiliz... “Gezi kalkışmasındaki rolünüz” meçhulümüz değil!..17-25 Aralık’taki “darbe girişimi”nizi duymayan kalmadı!..  30 Mart ve 10 Nisan’daki “kirli ittifak”larınız da hafızalarımıza kazındı!..

Ama, hâlâ“kumpas”, hâlâ“tuzak” kuruyor ve hâlâ “tezgâh”peşinde koşuyorsunuz!..

İstihbarat Müdürümüz Murat Alan’ın, dünküAkit’te yer alan“Kur’an öğreten müftüye örgüt cezası” başlıklı haberini okumuş olmalısınız...

Haberde, özetle deniliyordu ki;

“Emekli olduktan sonra gençlere Kur’an ve Arapça ders veren 76 yaşındaki emekli müftüyle ilgili yargılama sürecinde yaşananlar, büyük bir skandalı açıkça ortaya çıkardı...

28 Şubat döneminde Müslümanlar üstünde baskı kurmak için gerçekleştirilen ve Vasat ismi verilen örgüte ilişkin soruşturma 2004 yılında yeniden canlandırıldı. Bir grup polis ve yargı mensubu tıpkı Selam Tevhit soruşturmasında olduğu gibi 28 Şubat’ın kurguladığı Vasat örgütü iddiasına ilişkin dosyayı 2004’te raftan indirdi. 21 Aralık 2004’te eş zamanlı operasyonlarla aralarında Hasan Hoca olarak bilinen emekli müftü Çetin Yıldırım’ın da bulunduğu 7 kişi gözaltına alındı.”

Tamam, “76 yaşındaki emekli müftü Çetin Yıldırım”ı gözaltına almışlar, tutuklamışlar da, suçu neymiş?..

Buyrun, haberi okuyalım:

“Dosyada Yıldırım hakkında somut hiçbir delil bulunamadığı adeta itiraf ediliyor. Mahkeme evrakında şüpheli Çetin Yıldırım liderliğindeki‘örgüt’(!)ün; ‘İzinsiz Kur’an kursu ve dergah açarak siyasi bir örgütlenmeye gittiği, dergah olarak kurdukları yerlere gelenlere Kur’an-ı Kerim ve din bilgisi eğitimi verdiği… Bu kapsamda da örgüt propagandası yaparak eleman kazanmaya çalıştıkları’ bir suçmuş gibi gösteriliyor!..”

Buna rağmen, “15 yıl hapis cezası” verilmiş 76 yaşındaki emekli müftüye!..

YİNE BİLDİK HAKİMLER!

Olayla ilgili “fikri takip” yapan İstihbarat Müdürümüz Murat Alan, emekli müftüye “15 yıl ceza” veren “mahkeme” ile ilgili ilginç bilgilere ulaşmış... Bunları, bugünkü haber sayfalarımızda okuyacaksınız!..

Murat’ın haberi özetle şöyle:

“76 yaşındaki emekli müftü Çetin Yıldırım’a Vasat Örgütü(!) liderliğinden 15 yıl hapis cezası veren Mahkeme’nin Paralel bağlantısı deşifre oldu... Vasat örgütüne ilişkin skandal yargılamada Balyoz hakimi Ömer Diken ve Marmara Bölgesi’nde binlerce kişinin e postalarının takip edilmesi kararını veren Hakim Gökmen Demircan’ın görev aldığı ortaya çıktı. Tartışmalı kararları ile gündeme gelen Özel Yetkili 13. Ağır Ceza Mahkemesi, yapılan düzenleme ile lağvedilmiş, üyelerin özel yetkileri kaldırılıp başka adliyelere gönderilmişlerdi.”     

Buyur, burdan yak!..

“Mahkeme kaldırıldı” ama, o mahkemenin verdiği kararla, insanlar “zulüm görmeye” devam ediyor!..

Anlaşılan o ki;

Olmayan “Vasat”lar, “28 Şubatçı ve Paralelci Cunta”nın “hasat”larına engel olmuş!.. “Hasat”lara engel olunca da, “Vasat” demişler, “Tevhid-Selâm” demişler, dinlemişler, izlemişler ve bazılarını atmışlar içeri!..

Anlayacağınız;

“Paralel Devlet”e ve “Paralel Din”e kim ayak diretmişse, icabına bakmışlar!..

HRANT DİNK CİNAYETİ!

Ne ilginç değil mi;

Şimdi de “Hrant Dink Cinayeti”nde “Paralel parmağı” olup-olmadığı araştırılıyor... Malûm, “Paralel Yapı’ya yönelik operasyon”da tutuklanan dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer; önceki gün bu olayla ilgili ifade verdi ve “Ben, amirlerimden aldığım talimatı yerine getirdim” dedi...

“Amir”ler kimdi acaba?..

Yoksa, “abi”ler veya “emniyet imamları” mıydı?..

Öyle sanıyorum ki,Savcı Yusuf Doğantarafından yürütülen soruşturmanın sonunda; “19 Ocak 2007’de Şişli’de katledilen Hrant Dink”i kimlerin öldürttüğü herhalde ortaya çıkacaktır!..

Sadece bu“suikast” değil, Türkiye’nin üzerine bir “kâbus” gibi çöken diğer “karanlık cinayetler” ve “zindanlarda çürütülen” insanlara kimlerin “kumpas” kurduğu da aydınlatılacaktır!..

Ve görülecektir ki;

Bu ülkeyi “kaos”a sürüklemek isteyenler; ya “Kemalist”lerdir, ya“Gülenist”ler, ya da “terörist”ler!..

Halkımız, bunu iyi bilmeli!..

Atilla Özdür’e yakışan etkinlik

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire BaşkanlığıKültür Müdürlüğü’nce 10 Aralık’ta düzenlenecek “Bir Nesli Yoğuranlar” başlıklı etkinliğe, yazarımız Atilla Özdür konuk olacak.

Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’ndeki etkinlik, Atilla Özdür’ün hayatını anlatan videonun gösterimiyle başlayacak. 

Özdür’ü yakın dostlarının anlatacağı ve başkanlığını Abdurrahman Dilipak’ın yapacağı panelde, Sadık Albayrak, Yılmaz Yalçıner ve Zübeyir Yetik konuşacak.

Programın sonunda, Özdür’ün 1996 yılından 2013’e kadar kaleme aldığı makalelerinden derlenerek hazırlanan “Uçkursuz Potur” adlı kitabı katılımcılara hediye edilecek.

Bu haberi alınca, Atilla Özdür ağabey adına sevindim. 

Öyle ya; “38 yıllık beraberliğimiz var”

Bu panelde, “dost”larının neler anlatacağını merakla bekliyorum...

 Bu etkinlikten dolayı Kültür Müdürlüğü’nü tebrik ediyor, Atilla ağabeye de hayırlı bir ömür diliyorum..

yeniakit