Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve eski Adalet Bakanı Şevket Kazan, "Kayıp Trilyon Davası" olarak adlandırılan davanın sürecini "Erbakan Nasıl Yargılandı" ismiyle kitap haline getirdi.
Şuçlamaya karşılık sunulan 900 çuval faturanın mahkeme ve bilirkişi tarafından incelenmediğini anlatan Kazan, "Karar, çuvalların ipleri bile çözülmeden verildi. Bu karar düzeltilmeli, dava yenilenmelidir" şeklinde konuştu.
Ebubekir Gülüm
Refahyol hükümetinin Adalet Bakanı Şevket Kazan, Refah Partisi'nin mali hesaplarıyla ilgili açılan davada verilen kararın adaletsizliğini ve haksızlığını 80'e yakın belge ile ortaya koyan 'Erbakan Nasıl Yargılandı' isimli kitabını kamuoyuna tanıttı.
Kitabı basan Keşif Yayıncılık tarafından İçkale Oteli'nde düzenlenen tanıtım toplantısına Şevket Kazan'ın yanı sıra davaya bakan avukatlardan Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak, Şeref Malkoç, Yaşar Gürkan, Mehmet Ener, İsmail Aydos, eski milletvekili Hüsamettin Korkutata ile Keşif Yayıncılık Yayın Danışmanı Yusuf Karadağ da katıldı. Kazan, basın toplantısı sonrası gazetecilere hediye ettiği kitabı, tek tek imzaladı.
4 sene önce hazırdı
Kitabın dört sene önce baskıya hazır hale getirildiğini ancak TCK, CMUK ve Ceza İnfaz Kanunu kanunlarında yapılan değişikliklerin ardından kararın düzelebileceği beklentisi üzerine bugüne kadar bekletildiğini söyleyen Kazan, "Ne var ki, bu yargı aşamasında da beklentiler olumlu sonuç vermeyince konuyu bu kitapla kamuoyunun bilgisine sunmak artık bir mecburiyet haline geldi" dedi.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın manevi ve maddi yönden kalkınmasına kendisini adadığını Kazan, "İdeallerinin gerçekleşmesi uğruna 1969 yılında başladığı siyasi yolculuğunda kurduğu partiler çeşitli bahanelerle kapatılmış, gerçekleri yansıtan konuşmaları nedeniyle sık sık mahkemelerin huzuruna çıkmış, yıllarca siyasi yasakların mağduru olmuş, bütün bunlara rağmen bu millete hizmet aşkı söndürülememiştir" eddi.
Kazan,"Erbakan Nasıl Yargılandı" başlığı altında yayınlanan kitap ile ilgili olarak şöyle konuştu: "Yıllarca Adalet Bakanlığı yapmış ve yargı erkinin her ihtiyacını karşılamak için büyük bir özveriyle hizmet etmiş bir siyasetçi olarak, bir adli hatanın düzeltilmesi amacıyla da olsa, böyle bir kitabı yazmış olmaktan gerçekten üzgünüm".
Benim için ahlâki vecibe
Adli hatalara düşülmemesi, düşülmüşse bu hataların düzeltilmesi için yıllarca uğraştıklarını ama sonuç alamadıklarını vurgulayan Şevket Kazan, "Sonuç alınamayınca da bu kitabın yazılması benim için bir adli ve ahlaki vecibe oldu. Umarım ki hem mağdur olanlara hem de bu konuda bilgi sahibi olmayanlara faydası olur" dedi. Şu anda kesinleşmiş gibi görünse bile bu davanın mutlaka bir çözüm bulunup ortaya koydukları deliller ışığından yenilenmesi gerektiğini söyleyen Kazan, "Erbakan ve arkadaşları hakkında verilen haksız mahkûmiyet kararları kaldırılmalıdır.
Kitapta davanın safahatını öncesi ve sonrasıyla başından sonuna kadar anlattığını dile getiren Kazan, "Yazdıklarımın okuduktan ve gerçekliğini doğrulayan ve dava dosyasının münderecatı içinde bulunan ekteki belgeleri de gördükten ve hele hele Son Söz bölümünde "gerçeklerle ters düşen bu mahkeme kabulleri adaletse eğer bir diyeceğim yoktur, değilse bu dava yenilenmelidir" şeklinde ortaya koyduğum 21 maddeden oluşan haksızlık feryadımın kulaklarınızda ve vicdanlarınızda iz bırakmasını ümit ederim"diye konuştu.
80'e yakın belge
Kitabın sonuna eklediği takriben 80'e yakın belgenin içinden bu davanın yenilenmesini zaruri kılacak 25 belgeyi teker teker slâyt halinde basın toplantısında anlatan Kazan, Anayasa Mahkemesi dışında hiçbir organın siyasi partilerin mali hesaplarını inleyemeyeceğine ilişkin kararları naylon fatura iddialarını, olmadığı öne sürülen şirketleri, valilik ve kaymakamlık yazışmalarını, Refah Partisi'nin 1997'de iddiaların aksine nasıl hummalı faaliyetlerde bulunduğunun belgelerini, Maliye raporlarını delilleriyle ortaya koydu. Mahkeme tarafından dikkate alınmayan belgeleri kitaba aktaran Şevket Kazan, "Refah Partisi aleyhine tam bir komplo ile karşı karşıya kalınmıştır. Bütün bu belgelerle, bu davanın komplo olduğu açık seçik ortaya çıkmış oluyor" diye konuştu.
Kitaptaki bazı belgelerden örnekler göstererek, ''yargılama aşamasında bunların dikkate alınmadığını'' belirten Kazan, ''kayıp'' olduğu belirtilen 896 milyar liranın nerelere harcandığının bu belgelerle ortaya koymak istediklerini, ''karar verilmeden konuya ilişkin 900 çuval belge ve faturanın ne mahkeme ne de bilirkişi tarafından incelendiğini'' söyledi.
1997 yılında Anayasa Mahkemesinin 130 milletvekiline sahip ANAP'ın 1,3 trilyon tutarındaki 1997 yılı kesin hesabını ve 130 milletvekiline sahip Doğruyol Partisinin 1,5 trilyon tutarındaki kesin hesabını onayladığını kaydeden Kazan, "Refah Partisi'nin 160 milletvekili var. Orantıya göre, 2 trilyon harcaması lazım. Ama RP, 896 milyar harcamış. Fakat mahkeme bunu harcamadığı halde harcamış gibi gösteriyor diyor. Bu kadar parti binasının kirası, elektrik, telefon ve su faturaları nereden ödendi? İşte bu paralarla ödendi" dedi.
900 çuvalın ipi bile çözülmedi
Genel merkez ve illere ait 900 çuval harcama faturasının ipleri dahi çözülmeden bu kararın verildiğini ifade eden Şevket Kazan, "Oysa, bunların sahte olduğunu söyleyebilmek için bu çuvalların açılıp, Jandarma Genel Komutanlığı'nın grofoloji bölümünde incelenmesi gerekirdi. Hangi dünyada yaşıyoruz. Bu kadar olamaz. Bugüne kadar sustuysak efendiliğimizden sustuk. Erbakan hocamızın, rahmetli babası hakimdi. Bir hakim oğlu olduğu için mahkemelerin verdiği kararlara karşı feryat etme noktasında bütün avukat arkadaşlarımıza (Aman sakin olun demiştir. Bu yargı eninde sonunda adil bir karar verecektir) demişti. Ama verememiştir" dedi.
Kazan Trilyon davası"nı kitaplaştırdı
Şevket Kazan, Kayıp Trilyon Davası olarak adlandırılan davanın sürecini Erbakan Nasıl Yargılandı ismiyle kitap haline getirdi
Güncel Haberleri
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı
Bütçeyi festivale değil vatandaşa ayırın
İran'ın denizaltıları Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol ediyor?