Karısının arkasına saklanan

Merve Kavakçı

Bugünlerde hep korkaklarla karşılaşıyor Türkiye insanı. Düştükleri durum, 15 Temmuz’u 16’sına bağlayan gece ve akabinde destan yazan bir avuç Anadolu insanına nazaran acınacak bir durum. Darbeye dur diyen halkımız, bir işaretle hiç düşünmeden kendilerini tankların üzerine sürdüler. Biliyorum çoğu, din-i mübin adına sefere çıktılar. Burada istisnaların kaideyi bozmayacağını hatırlatalım. Yoksa vardır üç beş, HDP’li olmayan, DHKP-C’den de beri, marksist veya leninist solcu tayfasından. Ama hiç şüphesiz asl olan Allahü Ekber nidalarıyla düşmanın üzerine gidenlerdi o gece. Korku yok, ikilem yok. Mesaj açık, hedef seçik. Hiç tereddütsüz öne atılanlar şehidlikle de mükafatlandırılanlar oldu elbet. Üzerinde cilt cilt doktora tezi yazılacak bir zaman dilimi kaldı şimdi miras olarak geride...

Demokrasi şölenlerini sonlandırıp hayatı normale döndürme gayreti içindeyken FETÖ’cülerin kıskıvrak yakalanmalarında, itiraflarına ve FETÖ’ye umut bağlamış hainlerin çekip gidişlerine tanık oluyoruz bu günlerde. İster FETÖ’cü olsun ister FETÖ’ye çaput bağlamış liberalmişçesine Kemalist bozuntuları olsun bir taraftan arkalarına bakmadan kaçıyorlar, ama diğer taraftan da ‘yok canım, kaçmak ne kelime, işimiz var da ondan’a getiriyorlar. Böyle de cibiliyetsiz olabiliyorlar. Anadolu insanının aklı, zekası yetmez ya bu ikiyüzlülüğü, hem öyle hem böyleciliği görmeye güya, ona güveniyorlar zannedersem. CHP ve HDP’yle içtiği su ayrı gitmez Ekrem Dumanlı vardı bir ara, sonra kayboluverdi ortadan, Akın İpek denen kişi gibi onun da işi çıkıvermişti birden değil mi... Biz de inanmıştık bu hikayeye. Oysa hindi gibi kabarıyorlardı ekranlarda öncesinde. Gittiler de işleri bir türlü bitmedi ki dönemediler bir türlü, memleketlerine(!). Ne o korkaklık mı bu yoksa!

Şimdi de yeni modayla kapatıyorlar kaçtıkları gerçeğini. Neymiş, istifa ediyorlarmış genel yayın yönetmenliğinden. Şuna kaçarım ben, aranıyorum desene dobra dobra. Almanyalardan nasıl gazete yöneteyim ki mecburen bırakıyorum desene adamca... Yoook demez, diyemez. O yürek yok çünkü bunlarda. Sahi...mahkeme önünde kendine silahla saldırmaya çalışan adamı görünce, karısını marısını oracıkta bırakıp öte tarafa kaçan da o değil miydi birkaç ay önce...kadın olmuş adam sanki, boğazına sarılıvermişti saldırganın, kocası arkasına bakmadan kaçıp giderken... Bunlar böyle de “karakter” sahibi adamlardır işte(!)... tıpkı geçen gün bahsettiğim oram ağrıyo, buram sızlıyo, şu kadar çocuğum, bu kadar karım var diye ağlayan zavallı gibi (Anavatanım dediğin Pensilvanya’dan hocaefendin okuyuverir bişeyciğin kalmaz).

yeniakit