Kardeşlik ve engelleri

İbrahim Küçük
Malum  sebeblerden  dolayı  bugün için İslâm hukukunun bir  çoğu yaşadığımız beldelerde yürürlülükten kaldırılmıştır. Bunun  yanında yürürlülükten kalkmış  başka bir hukukumuzda vardır  ki,  o da kardeşlik hukukudur. Bu  kaldırılmışlığın asıl müsebbibi  biz mü'minler olduğunu duymak,  ağır da olsa, acı bir gerçektir.  Kardeşlik hukuku bireysel takva dan başlayıp, toplumsal takva da  kemale ermedir. Somut dünyevî  ceza hukukunun olmaması, müeyyidenin (yaptırımın) ahirete bırakılması kardeşlik hukukuna riayetin, ciddi bir imtihan olduğunun  da habercisidir. Bunun içindir ki, kardeşlik hukukuna harici bir  müdahale olmasa da, dahili sebeblerden dolayı, kardeşlik hukukunun icra edilmeyişinde asıl  suçlu  mü'minlerdir"
 "Mü'minler  kardeştir"  " (1) ayetinin  metni ve meali avamdan havasa kadar herkesin  belleğinde iken, maalesef bu ayet-i  kerimeyi yeterince anlayamamış  ya da hazmedememiş bir toplum  içindeyiz. Kitap ve sünnetle önemi malum olan kardeşlik hukuku  niçin bir türlü yaygın hale gelememektedir? Dahili sebeblerin  çok olması yanında asıl sebeblerin alt yapısını şu başlıklarda sıralayabiliriz:
 Cahillik ve samimiyetsizliktir ; Kitap ve sünnetle vaaz edilen  emrin maksadını anlamadan,sadece bilgiyi metinsel bilgi olarak korumak,kişiyi cahillikten kurtarmayacaktır.( 2 )
 Zira hikmet olmaksızın bilgi, kişiyi bilginlikten alimliğe taşımayacaktır. "Kardeşiz "demenin kolay olduğu ama  kardeş olmanın o kadar da  kolay  olmadığına bir misâl verelim: " Bir kişi Ebu Hüreyre (r.a.)' ye gelerek, "Seninle  kardeş  olmak  istiyorum." Dedi. Ebu Hureyre: "  Kardeşlik hukukunun ne olduğunu biliyor musun?" diye sordu. Adamcağız, "Bilmiyorum, söyle  bakalım nedir?" deyince, Ebu  Hureyre: "Senin altın ve gümüş  gibi servetine benden fazla hak  sahibi olmaman demektir " dedi. " Ben bu dereceye yükselmedim " deyince Ebu Hureyre: "O halde  buyur git ! " dedi. Bir misâl daha  verelim: Ali b. el Hüseyin (r.a.) " Biz kardeşliğiz."Diyenlerden  birisine, "Nasıl, arkadaşlarınıza  sormadan, lazım olan parayı ceplerinden alabilir misiniz ?" deyince Adam: "Hayır !"diye cevap  verdi. Bunun üzerine Ali b.el- Hüseyin (r.a.): "O halde siz gerçek kardeşlik değilsiniz." dedi.( 3 )
 Bu misâllerden anlaşılacağı üzere, sahabi ve tabiinin kardeşlik  anlayışı günümüz anlayışına göre  çok farklı. Allah Rasulü (s.a.s.) 'nün sahabiyi kardeşlik kılmasının  hikmeti de bu analyışta olsa gerek. Abdurrahman ibni Avf ile  Sa'd b. Er Rafi (r.anhüm )"ün arasındaki kardeşlik meşhurdur. Hz. Sa'd, malının yarısı ve hanımlarından birisini boşayıp kardeşine  bağışlarken, Hz. Abdurrahman b. Avf kardeşine ve malına ailesine  dua ederek ticaret için pazarın  yolunu sorar" Kardeşlik bu iken, bugünkü kardeşlikten hangi şekilde bahsedilmeli? İtikadî olarak iman etmiş olmakla beraber, ameli  olarak ne haldeyiz? "Bizler kardeşiz " diyen  bir cemaatin fertlerine  bakıldığında birisi, henüz doğmamış torununun oturacağı dairesinin metrekaresini hesaplamaktadır. Diğer mü'min kardeş ise, oturduğu evin kirasını nasıl vereceğini hesaplamaktadır. Aynı  toplulukta bu iki örnek kardeşin kardeşliği, hangi ayıplar babına girer  dersiniz?
 Bir mü'min kardeş nezle olunca en teşekküllü özel hastanede  check-up yaptırırken, diğer mü' min kardeş, böbrek taşını nane  limon ile düşürmeye çalışıyor ise  kardeşlik hangi ahlâka sığar? Bir  mü'min  kardeş  parasının  hesabını bilmez iken, diğer mü'min kardeş, borçları yüzünden insan içine  çıkamamaktadır. Bu nice kardeşliktir?
 Kardeşlik,  ulvî  bir  makamdır. İslâm toplumunun binasının önemli direklerinden biridir. En  alt  seviyesi zekât ile başlar, İnfâk  ve  sadaka ile  büyür, sonrasında "Kendin için istediğini, kardeşin için istemedikçe mü'min olamazsınız " Nebevî  buyruğu ile  kemale erer.  İşte misallemeye çalıştığımız bu haller, mü'minlerin müsebbibi olduğu kardeşlik hukukunun icrâ edilemediği hallerdir" Dünyevî yaptırımı olan  İslâm hukuku maddesinin icrâsına, herhangi bir "izmin" kolluk kuvvetleri  kapıya dayanır gerekçesi ile icrâsından kaçınılması anlaşılır gibi değil. Hangi mü'min başka bir mü'minin  borcunu ödediğinde; ekmeğini bölüştüğünde; kapısına kolluk kuvvetleri dayanmıştır. Samimiyetsizlik ve  kardeşsizlik, güven ve paylaşım  duygusunu kazanmış ideal İslâm  toplumunun oluşumuna engeldir. Bu  da "Bir toplum, kendi durumunu  değiştirmedikçe, Allah da o toplumun  konumunu değiştirmez."(4) ayet-i kerimesinin başka bir tecellisidir.
 Kardeşizm; Kardeşlik  hukukunun  işleyişine engel diğer bir sebebtir.  Ameliyede icra etmek şöyle dursun,  İtikatta kardeşlik engellenmektedir. İslam akaid ölçülerine uygun olmasına rağmen, diğer mü'mini kardeşlik makamında görmek için, illâ ki kendi ideolojisinde, kendi mezhebinde, kendi meşrebinde, kendi tarikatinde olma şartını şart koşan bir  mantığa sahip olmaktır, kardeşizm" Kardeşizm saplantısı mensupları, kendisinin elde ettiği siyasi çıkarımları, felsefi ya da sufî yorumları diğeri de elde etmemiş ise asla o  mü'mine "Bizden" ifadesini kullanmamaktadır" Bizden demek için  Tevhid şuuru, şucuyum, bucuyum  "demesini şart  koşarcasına bir  mantığa bürünmedir" Muhatap olacak  mü'min"den sonrakini zikretmek ve  onaylamak  zorundadır. Yoksa tedavisi mümkün olmayan bir  başka cemaat üyesidir ve asla uğraşmaya  değmez. Başka bir fasığı  bizdenliğe  katmak daha kolaydır kardeşizm     için. İslam akaid  ölçülerine karıştırılan her türlü ideoloji, felsefe veyahut  hizipçilik anlayışı, kardeşliğin oluşumuna engel kardeşizm ekolüdur. Bu  ekolün nihayetinde tekfir çıkmazı  vardır. Halbuki dünyanın en günahkar mü'mini, dünyanın en insancıl, en iyiliksever kafirinden tasavvur  edilemeyecek  kadar faziletlidir, zira  mü'minin günahı rahmet ve bağışlanma ile; kafirin iyilikleri dahi gazap ile muhataptır (5). Bunun yanında  tekfir etmek ise o kadar basit bir olgu değildir. Hukukun üstünlüğüne   inanan mü'minler için, Hanefî fıkhının muteber kaynaklarından olan  İbni Abidin' in Reddü"l Muhtarında şu  ifadeleri aktarmakta fayda umulmaktadır: "Elfazı küfür (küfür kelimeleri) 'ne  ait  müstakil eserler  vardır. Kitaplarda zikredilen küfür kelimelerinden hiçbiri ile bir kimsenin  küfrüne fetva verilmez. Ancak alimlerin  küfrüne ittifak ettikleri surette onun küfrüyle hükmolunur. Ayet-i kerime  veya mütevatir haberin delaleti kesin  olmazsa, yahut  haber  mütevatir olmazsa, yahut haber  kesin  olup fakat  kendisinde şüphe bulunur ise, yahut  icması bütün müçtehidlerin icması  olmaz  ise, yahut  bütün  müçtehidlerin icması olup fakat sahabenin icması olmaz ise, yahut  sahabenin icması olup fakat bütün sahabenin icması olmaz ise, yahut bütün sahabenin icması olup fakat tevatür yolu ile sabit olmadığı için kesin olmaz ise, yahut kesin olup sukuti icması olur ise, bu suretlerin her birinde inkâr   eden kafir olmaz. Bu usulu fıkıh kitaplarını okuyan bilir. Bu kaideyi ezberle. Fıkıh meselelerini çıkarmada sana fayda verir. Hatta fıkıh  kitaplarında'' şunu söyleyen veya işleyen kafir olur; şunu  söyleyen  veya işleyen kafir olmaz '' diye zikredilenlerden hangisinin sahih olup olmadığını bilirsin."(6)
 Kardeşlik hukukunun işleyişini  engelleyen bir diğer sebeb de; kardeşlik  ve  hoşgörü  hastalığıdır. Kardeşizmin zıddına bir de  "İslam  kardeşlik ve hoşgörü dinidir " gibi başlıklarla önüne  geleni  kardeş  ilan eden bir anlayış son  zamanlarda  bolca ortalıkta gezinmektedir. Kardeşlik  hukukunun ciddiyetini ve önemini  zedeleyen bu anlayışı anlamak ta  cidden zordur. Kendi  hizmet  ve din  anlayışını makul görmeyen bir mümine "kardeşim," diyemeyen bu yapı  ne hikmet ise, bazen Yahudi ve Hıristiyanlara kucağını sonuna kadar  açabilmektedir. Tebliğ, hizmet ve  hoşgörü adına kafire gösterilen sıcak  ilginin onda birini mü'mine gösteremeyen bu yapı, "Sen dinlerine  uymadıkça ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar senden razı olmayacaklardır. De ki: "Asıl doğru yol Allah'ın hidayetidir." Sana gelen vahiyden sonra  eğer onların arzularına uyarsan, senin için Allah tarafından ne bir dost, ne de bir yardımcı bulunur."(7) ayeti kerimesinin  maksadını çözememiştir. İslamî kardeşliğin unutulup,hümanist kardeşliği esas alıp dinler arası diyalogdan dem vurmak  esef  vericidir. İslam coğrafyasındaki  cemaatler arasında diyalog sağlanamamışlığın sancısını duymayıp işgalci Yahudi ve hırıstiyan milletlere, Allah'ın ayetlerini hiçe sayan kafirlere "Bize hangi zulmü görürseniz reva görün! Size direnen teröristtir, sizin zulmünüze rağmen biz kardeşiz,  çünkü bizler semavi din mensuplarıyız, Adem ve Havva'nın çocuklarıyız."Mesajını vermek, İslâm coğrafyasındaki müminlerin birbirine olan  güven ve kardeşlik unsurunu engellemektedir. Bediîüzzaman (r.aleyh): "Zulüm canavarına boyun eğersen, bir de döner diş kirasını ister." Sözü  kulaklarda olması gereken bir küpedir.
 Kardeşlik hukukunu, sahte kardeşlik oyunu, kardeşizm siyaseti ve  akaid sınırlarında olmayan kişileri  kardeş görerek kardeşperestlik zaafiyetleri ile kirletmeden dahili illetleri  teşhis ve tedavi ederek ayağa kaldırmak ehli Tevhid'in boynuna borçtur.
 Dipnotlar: 1-Hucurat  / 10.  2 " Nitekim içinizden size peygamber  gönderdik, O, size ayetlerimizi okuyor, sizi arındırıyor, size kitab'ı ve  hikmeti öğretiyor ve size bilmediğiniz şeyleri bildiriyor. Bakara/151. 3-İhya"u- Ulumiddin İmam Gazali Cild 2 sah.28 Bedir  yayınları. 4-Rad /11. 5- "De ki: Ey  kendilerine karşı  aşırılığa sapmış kullarım! Allah'ın  rahmetinden ümit kesmeyiniz, Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayan merhamet edendir." Zümer/53. "Ayetlerimizi ve ahiret gününe kavuşmayı inkar edenlerin bütün yaptıkları boşa  çıkmıştır. Onlar ancak kendi yaptıklarının cezasını çekeceklerdir." Araf/147. 6- İbni Abidin Cilt 9, sh.57 Şamil yayınları Tercüme: Ahmet Davudoğlu. 7- Bakara/120

vuslat