Karanlığa küfretmeyi bırak da!

Abdurrahman Dilipak

 

 

 


Akit, İHH ile birlikte yetim kampanyası başlattı.
 
Müslümanlar şikâyet makamında değil, çözüm makamındadır..
 
Unutmayalım ki, kenar-ı Dicle'de bir kurt, aşırsa bir koyunu, gelir adli ilahi sorar Ömer'den onu! Biz alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmetiyiz..
 
Mecazi anlamda Allah'ın yeryüzünde gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olmamız gerekir.. Zira, Allah (cc) bizim ellerimizle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek ister.. Yeryüzünün bütün açları ümmetin yetimidir aslında..
 
"Yıkık bir köprüden geçerken ayağı sürçen topal keçinin sorumluluğu bize ait" olduğuna göre, hiçbir Müslüman dünyada olup biten şeyleri görmezden, duymazdan, bilmezden gelme hakkına sahip değildir..
 
Yetim çocuklar misyonerlerin tuzağına düşüyor diye hayıflanıp duruyoruz da, peki o zaman neden biz bu çocuklara sahip çıkmıyoruz?..
 
Bunlar farzı kifaye sorumluluklarımızdır bizim.. Bu anlamda bizim vakıflarımız, derneklerimiz bu farzı kifaye sorumluluklarının gereğini yerine getirmek için örgütlenmişlerdir bir bakıma.. Bizim sivil sorumluluğumuz, farzı kifaye sorumluluğumuzdur bir bakıma..
 
Biz siville siyasalı birbirine karıştırdık. Her şeyi siyasete ciro ediyoruz. Bu doğru bir yaklaşım değil.. Bu görev bizim sorumluluğumuzda. Mesele, sadece yetime, yoksula yardım etmek değil, bu vesile ile arınmak ve olgunlaşmaktır. Burada yardım eden, yardım alandan daha değerli bir şey kazanıyor aslında..
 
"İnsani yardım"ı vicdani bir görev olarak algılamamamız lazım.. Bu bizim için dini bir görevdir. Bir kulluk görevidir. Dünyada 165 milyon yetim çocuk olduğu tahmin ediliyor.
 
Bütün çocuklar Müslümandır aslında.. Bu çocukların 2 milyonu kilise himayesindeymiş.. 10 milyona yakın çocuk da Katolik okullarında okuyormuş..
 
Akit'in desteklediği kampanyada hedef 5000 yetim.. Ne kurtarırsak o kadar, ama sorumluluğumuz çok büyük..
 
Bakın, "Bunlara nasıl kaynak bulacağız" diye düşünmeyin. Bunları siz değil Allah doyuracak.. Ama Allah sizin ellerinizle yapmak ister bu işi ki, sizi rızıklandırsın, size ikramda bulunsun ve sizi cennetine alsın.. Size yeryüzünü emanet etsin.. Sizi yeryüzünün varisi kılsın ki, siz mirasçılarınıza yardım edesiniz..
 
Çok fazla tekfirci, çok fazla dışlayıcı, çok fazla politik davranıyoruz.. Dinin kuşatıcı, kucaklayıcı yanını görmezden gelip hemen cezalandırmaya yöneliyoruz..
 
Hadi gelin bu kampanyada hedefleri aşalım. Özellikle kadınlar bu işe sahip çıksınlar..
 
Herkes yerel dernekleri ve yerel mediayı bu konuda seferber etsin. Gazeteler, radyolar, televizyonlar bu kampanyaya destek versinler..
 
Yetimlerle ilgili sorumluluğumuz keyfi bir sorumluluk değil.. Kur'an-ı Kerim'de bu konu ayrıca, özel olarak ele alınmıştır.
 
Allah kitabında "Vay o namaz kılanların haline ki, onlar yetimin hakkını yerler" buyurur.
 
Bilmem biliyor musunuz, İslam geleneğinde kamu malı yetim mülkü sayılır.. Vay o politikacıların ve bürokratların haline! Vay o maliyecilerin haline, vergi mükelleflerinin haline..
 
Yetimlere sahip çıkmak yetimlerden önce bizim için gerekli.. Bu bir borç, keyfimize kalmış bir iş değil.. Unutmayalım ki, bir sadaka, bin musibeti defeder..
 
Sadaka, Allah'ın dinini, O'nun bize yüklediği sorumluluğu tasdik etmek anlamına da gelir..
 
Vererek çoğaltacağız. İsraftan, saçıp savurmaktan uzaklaşarak sağlıklı olacağız ve olgunlaşacağız ve malımızı, ömrümüzü bereketli kılacağız. Şükrederek ruhi olgunluğa ereceğiz..
 
Demem o ki, karanlığa küfretmeyi bırakalım da, Allah rızası için kalkıp bir mum yakalım. Çünki karanlık aydınlığın yokluğudur. Şeytana lanet okumaktan, Resul'e salavat getirmek daha efdaldir. Selâm ve dua ile..
 
Not: 50 yıllık sendikacı Sağlık İş Sendikası eski Genel Başkanı Mustafa Başoğlu'nun, sabaha karşı saat 06.30 sıralarında Ankara'daki evinde vefat ettiği haberi geldi. İnna lillah, inna ileyhi raciun.. 28 Şubat günlerinde dik durdu, başörtüsü mücadelesinde kızlarımızın yanında yer aldı.. O artık geldiği yere geri döndü.. Allah rahmet eylesin.

yeniakit