Karadavi'nin Fetva Haberinde Çarpıtma Mı Yaptık..?

Nureddin Şirin

Uluslararası Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el Karadavi"nin, Suriye"ye yönelik dış müdahaleye cevaz veren fetvası ile ilgili yaptığımız haber üzerine, tepki gösteren bir kardeşimiz, haberi çarpıttığımızı belirterek, fetvanın aslını yayınlamamızı istedi.

"Tam orijinalini koy ve ona göre tevil etmeden yaz! Orada Nato'yu mu istiyor!" diye soran kardeşimiz, şu yargıya varıyor: aynı hainliği Galyun röportajında da diğer tüm haberlerde de yapıyorsun. Ne de olsa gariban bir takım millet bilmiyor güveniyor. bilmiyor ki ihanet şebekesinin dini tahrif eden düşüncenin ayeti bile çarpıttığı gözönüne alınsa böylesi haberleri hayli hayli yapar! ne yaparsanız yapın biiznillah zalim esed çökecek şer ekseni dağılacak."

Öncelikle, Bu fetvanın orijinal halini, Yusuf el Karadavi"nin kendi resmi sitesinden aktaralım:

قال العلامة الشيخ يوسف القرضاوى إنه ما لم تستطع الدول العربية وضع نهاية لذبح المدنيين في سوريا، فسيكون من حق السوريين أن يطلبوا تدخل الأمم المتحدة

Tercümesi:

"Arap devletleri, Suriye'deki sivil katliamı durduramazsa, Suriyelilerin Birleşmiş Milletler'in müdahalesini isteme hakkı olacaktır."

Site aynı haberin devamında ise şu ifadelere yer veriyor:

وتقول فاينانشيال تايمز، إن الكثير من العرب ينظرون إلى الشيخ القرضاوى باعتباره المرشد الروحى لثوراتهم. فقد كان دوما واحداً من أكثر السلطات الدينية نفوذا فى الإسلام السنى.

ورأت الصحيفة أن تأييد القرضاوى لحملة الناتو في ليبيا قد أضفى الشرعية على مهمة أثارت الجدل، كما ساعد هجومة على النظام السورى فى حشد الدول العربية لممارسة الضغط على دمشق، وهو الآن يقول إنه ما لم تستطع الدول العربية وضع نهاية لذبح المدنيين، فسيكون من حق السوريين أن يطلبوا تدخل الأمم المتحدة.

Tercümesi:

Gazeteye (Financial Times) göre, tartışmalara yol açan NATO'nun Libya saldırısı, Kardavi'nin desteğiyle meşrulaştı. Kardavi ayrıca Suriye rejimine yönelik saldırılarıyla Arap Devletleri'nin Şam'a baskı uygulamasına katkı sağladı. Şimdi o "Arap Devletleri, sivil katliamı durduramazsa, Suriyelilerin Birleşmiş Milletler'den müdahale haklarının olacağını" söylemekte""

Bu durumda, lafız üzerinden itiraz eden kardeşimiz, fetvanın içeriğinde "NATO" kelimesinin değil de, "BM" kelimesi geçmiş olmasından dolayı, bizim "NATO müdahalesine onay" şeklindeki ifadelerimizin haberi çarpıtmak olduğunu belirtiyor.

Yusuf al Karadavi"nin bu fetvasının birçok haber ajansındaki karşılığı, "NATO"nun müdahalesine onay" şeklinde yer aldı. Bunlardan biri de almasryalyoum"un haberi veriş biçimi:

O da şöyle:

وفي تصريحات لافتة، أفتى الشيخ يوسف القرضاوي بجواز أن يطلب السوريون تدخل حلف شمال الأطلنطي «الناتو» لمساندتهم في مواجهة المذابح، التي يرتكبها النظام بحق المدنيين، خاصة مع عجز الدول العربية عن التدخل حتى الآن، مضيفا في تصريحات لصحيفة «فاينانشيال تايمز» البريطانية الجمعة، أنه سبق أن أيد تدخل الناتو للإطاحة بالقذافي من حكم ليبيا

Tercümesi:

"Şeyh Yusuf el Karadawi yayınladığı fetvada, rejimin katliamlarının devam etmesi ve Arap ülkelerinin bu duruma müdahalesinin başarısız kalması durumunda Suriyelilerin NATO"dan müdahale isteğinde bulunmasına cevaz verdi. O, önceden de NATO"nun Libya"da Kaddafi"nin devrilmesi için NATO müdahalesine de destek vermişti."

İtiraz eden kardeşimiz, Karadavi"nin kendi sitesine bakmamızı istemişti; biz de o sitede yer alan haberi aslıyla ve tercümeleriyle verdik.

Peki, Karadavi'nin b fetvası nasıl okundu, nasıl anlaşıldı ve nasıl yankı buldu?

Buna da şimdilik küçük bir örnek verelim.

Suriye eski dışişleri bakanı ve devlet başkan yardımcısı Abdulhalim Haddam'ın en yakın adamı ve Suriye'ye askeri müdahaleyi ısrarla savunanlardan Eşref Miktad, Facebook'taki sayfasında, Karadavi'nin bu fetvasından duyduğu heyecanı şu şekilde dile getiriyor:

"Şeyh Kardavi, NATO'nun müdahalesi için fetva verdi. Suriye Ulusal Konseyi neyi bekliyor?"

Sözkonusu kardeşimiz bizi ayrıca, Suriye Ulusal Konseyi Başkanı Burhan Ghalyor'un Wall Street Journal Gazetesine verdiği röportajı da çarpıtarak aktardığımızı belirtiyor.

Şimdi onu da Wall Street Journal'dan aktaralım:

By JAY SOLOMON and NOUR MALAS

PARIS—A Syrian government run by the country's main opposition group would cut Damascus's military relationship to Iran and end arms supplies to Middle East militant groups such as Hezbollah and Hamas, the group's leader said,

Tercümesi:

Suriye'nin ana muhalefeti, iktidara gelmeleri durumunda Şam'ın İran ile askeri ilişkilerini keseceğini, Ortadoğudaki Hizbullah ve Hamas gibi militan gruplara silah desteğine son vereceğini söyledi."

Şimdi bu kardeşimize şu noktada hak veriyoruz.

Açıklamalar öylesine dikkatlice ve kurnazca yapılıyor ki, bu açıklamaları takip edenler, sözün lafızlarına takılıp kalabiliyor.

Süleyman Demirel'in taktiğiydi bu. O zamanında, Adalet Partisi başkanlığını yaptığı sırada "biz teokratik devlete şiddetle karşıyız" dediğinde, bunu dinleyenler, hatta kendisine oy veren birtakım dindar insanlar bile, bu ifadenin "biz İslam devletine, veya Şeriat devletine şiddetle karşıyız" demek olduğunu anlamazdı.

Burhan Ghalyun bunu röportajında kendisi açıkça itiraf ediyor; diyor ki, "bazı kelimeler Arap dünyasında tepki gördüğü için sekülarizm yerine "sivil" kelimesini kullanmayı tercih ediyoruz."

All parties are calling for a civil, democratic pluralistic state treats its citizens as equal in front of the law. Civil is a version of secular -- secular in the way that it assures it is neutral towards religions and sects, and assures the separation of state and society. The exact term "secularism" has a negative connotation in the Arab world, so we prefer use the term "civil."

Ghalyon açıkça "Biz sivil ve demokratik bir devlet istiyoruz, diyorsak siz onu "laik ve demokratik devlet" şeklinde anlayacaksınız" diyor.

Yine aynı şekilde "uluslararası toplum" ifadesi ilk bakışta normal ve nötr bir tanımlama gibi görünüyor. Ama bu deyimin siyasal literatürdeki karşılığı "ABD ve Batı'nın başını çektiği dünyaya egemen devletler"dir.

Kısacası, Yusuf El Kardavi'nin çağrısı, BM Güvenlik Konseyi'nedir; BM Güvenlik Konseyi'ndeki Rusya ve Çin'in Suriye'ye müdahale konusundaki tavrı bellidir; geriye kalan Amerika, İngiltere ve Fransa'dır. Zaten "Suriye Ulusal Konseyi" de, "Özgür Suriye Ordusu" da bu devletlerle hem askeri, hem de siyasi alanda işbirliği içindedir.

Nitekim Suriye İhvan-ı Müslimin Hareketi İcra Kurulu Üyesi Tayfur, bunu İstanbul Reşadiye otelinde yaptıkları basın açıklamasında açıkça dile getirmiştir.

Sonuçta Kardavi'nin fetvasının birebir karşılığı şudur:

"Libya örneğini Suriye için de tekrarlayabilirsiniz!"

Zaten bugüne kadar da adım adım uygulanan strateji de budur. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Arap Birliği ülkeleri ve Türkiye.

Önce "sivil gösterilere saldırı", ardından "ülkede askerden kaçanların kurduğu Özgür Suriye ordusu ile suriye güvenlik güçleri arasında silahlı çatışmalar", son olarak da, artık akan kanı durdurmanın son seçeneği olarak "BM destekli askeri müdahale".

Sayın Kardavi de Suriye muhaliflerinin bazen kısık sesle, bazen dolaylı ifadelerle, bazen de açıktan dile getirdikleri "dış müdahale seçeneği"ne "şer'i bir kılıf" getirmiş oldu.

Dolayısıyla Karadavi bu fetvasıyla, Suriye'ye yönelik bir NATO müdahalesine katalizör-tetikleyici dol üslenmiştir. Bizim itirazımız, İslam Ümmeti arasında saygın bir yeri bulunan bir İslam aliminin böylesi bir rol üslenmesi v böylesi bir yolun kapısını açmasıdır.

Bizim bir zamanlar Beyazıt'larımız vardı ve en çok attığımız sloganlardan biri "Katil Amerika Ortadoğu'den defol" sloganı idi. Artık onun yerine "şe'i güvenceli" bir sloganımız doğdu:

"Dostum Amerika Ortadoğu'ya gel..!"

Kimse bu slogana itiraz etmesin; Yusuf el Karadavi'nin fetvası var...!

Eğer yanlış düşünüyor isek Allah bizleri affetsin; demek ki bir İslam alimine büyük bir iftira ve töhmet etmiş oluyoruz; yok eğer doğru düşünüyor isek, o zaman Allah Karadavi'yi affetsin, bütür ömrü ilim ve irşad ile geçen saygın bir alim, artık Batılı güçlerin müdahalesine şer'an onay vermiş oldu...

Tarih her şeye şahitlik edecektir.

nureddin@velfecr.com