Kanayan vicdanlar ve Davutoğlu’nun çağrısı

Hakan Albayrak

Tutuklu 8 arkadaşlarının serbest bırakılması talebiyle Adana’da barışçıl gösteri düzenleyen Furkan Vakfı mensuplarına bazı polis memurları tarafından uygulanan amansız ve anlamsız şiddet, maşeri vicdanı derinden yaraladı.

Alparslan Kuytul liderliğindeki grubun AK Parti iktidarına muhalif olduğu malum ama maşeri vicdan taraftar-muhalif ayrımı yapmaz; tabii ki AK Partililerin de vicdanlarını kanattı bu zulüm.

Belki de herkesten evvel ve en çok onların vicdanını kanattı, “Zulme karşı mücadele üzerinde yükselen AK Parti’mizin iktidarında olacak şey miydi bu?” dedirterek.

AK Parti iktidarına yakıştıramadıkları başka şeyler de oldu ve oluyor, onları bir şekilde tevil ediyorlar veya ‘Beterin beteri var’ diyerek sineye çekiyorlar ama böyle tevili imkânsız ve beterin beteri apaçık bir zulüm olunca…

***

AK Partili Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada “Adana’da olup bitenler tek kelime ile vahşettir. Kimden gelirse gelsin, kime karşı işlenmiş olursa olsun. Bu vahşetin fotoğrafını tarihin ve toplumun hafızasından silecek tek şey tüm faillerin en etkin şekilde cezalandırılmasıdır” derken -ve AK Partili İstanbul Milletvekili Aziz Babuşçu bu mesajı sahiplenerek paylaşırken- AK Parti tabanının hissiyatına da tercüman oldu.

Şimdi gözler, konuyla ilgili soruşturma başlattığını duyuran Adana Valiliği’nde.

Ama ondan ziyade Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan’da.

***

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Bizim yöntemimiz bu olmamalıydı” deme gereğini duyması önemli.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in “Orantısız güç kabul edilemez” açıklaması da önemli.

Bunlar maşeri vicdanı bir nebze de olsa rahatlatmaya belki yetebilirdi ama iktidarla özdeşleşen ve “Yüzde 50 + 1” belâsı sayesinde iktidarın seyri üzerinde tayin edici rol oynayabilen MHP lideri Devlet Bahçeli’nin o zulme alkış mahiyetindeki sözlerinden sonra Erdoğan’ın bizzat vereceği hakkaniyet mesajından aşağısı kurtarmaz.

***

Erdoğan’ı “Bahçeli’nin vesayeti”ni kabul etmemeye, “açıkça işkenceyi, hukuksuzluğu ve gaddarlığı tebrik eden Bahçeli”nin aksine “vatandaşlarına sokak ortasında işkence edenlerden hesabın sorulacağını” söylemeye, yani “makamına, demokrasiye, hukuk devletine ve insan haklarına” sahip çıkmaya çağıran Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’na katılmamak, ehl-i vicdan için mümkün değil.