Kusura bakmayın ben şu Mekke sözleşmesinden henüz bir şey anlamış değilim, kuşkularımı bir türlü gideremedim, inşaallah ben yanılmış olurum, sonu hayra dönüşür.
Mekke’yi, Kâbe’yi, Medine’yi korumak hepimizin görevidir, kim itiraz edebilir. Hem bunun için hiçbir sözleşmeye de gerek yoktur.
Fakat bugün Kâbe ne kadar tehlikede, Mekke ne kadar saldırıya maruz kalmıştır, iyice düşünülmeli ve araştırılmalıdır. Eğer böyle bir ihtimal varsa bu ümmet bunu asla karşılıksız bırakmaz ve anında hesabını görür.
Diyorum ki sakın tehlikede olan Kâbe değil de Kral olmasın, Suud hanedanı olmasın?
Hani Firavunlar hedef saptırma konusunda üstlerine gelecek yoktur ya. Hani Hz. Musa için Firavun insanlara “sizi sihiriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor” diye insanları kışkırtmıştı ya. Halbuki Hz. Musa’nın kesinlikle böyle bir niyeti yoktu yani Mısır halkını yurtlarından çıkarıp oraya el koyma düşüncesinde değildi, sadece onları Allah’a kulluğa çağırıyordu. Ama bu durumda Firavun uluhiyet iddiasını kaybedeceği için “sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor” yalanını uydurmuştu.
Diyorum ki, Suud Kralı da kraliyetini kaybetme ihtimaline karşı “ey ahali, Kâbe, Mekke, Medine tehlike altında!” diye bizi çağırıyor olmasın?
Bu ümmetin böyle bir hanedanı koruma görevi var mıdır? Özellikle Gazze konusunda hiç de iyi bir imtihan vermeyen bir hanedanın saltanatını savunmak ne demek oluyor?
Suud sarayının kaybetmesi Kâbe’nin kaybetmesi midir?
Lütfen birileri bizi bu konuda tatmin etsin; Kâbe eşittir Kral mı? Mekke eşittir Suud Sarayı mı?
Hocalarımıza da soruyoruz; Kral Selman ve oğlunun ayakta kalması için canını verenler şehid sayılacak mı?
Bu düşüncelerle herkesin cumasını tebrik ediyorum.