İşte İkinci İddianamenin Özeti

Sadece başlıkları bile okusanız dehşete kapılacaksınız..

HURŞİT TOLON'UN EVİNDE BÜYÜKANIT VE EŞİNE AİT DOKTOR RAPORLARI BULUNDU

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 2. Ergenekon iddianamesinde, Emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un evinde yapılan aramalarda eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ve eşinin doktor raporlarının bulunduğu bilgisi yer alıyor.
Ergenekon soruşturması kapsamında 7 Temmuz 2008'de tutuklanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon, geçtiğimiz şubat ayında delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştı.

ASKERİ PERSONELİN DİLEDİĞİ MARKETE GİTMESİ YASAKLANMIŞ

Ergenekon Davası'nın 2. İddianamesi'nde şüpheli Hasan Atilla Uğur'la ilgili bölümde 5. Nolu CD'de yer alan bir bilgide, askeri personelin irtica ile ilişkilendirilen bazı firmalardan alışveriş yapmasının yasaklandığı aynı firmaların askeri ihalelere de sokulmamasının istendiği belirtiliyor.
Arşiv isimli klasör içerisinde; Şirketler emri arz kartı isimli, Yazan Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Şirket Kara Kuvvetleri Komutanlığı oluşturma tarihi 24.04.2002 12.31 olan word dosyası içerisinde, "24.04.2002 İrticayla İlişkili Ticari Kuruluşlar1. Genkur.Bşk.lığı 06 Mayıs 1997 tarihinde; irticanın amacı, faaliyetleri, kaynakları ve mücadele esaslarını içeren "Batı Harekat Konsepti" başlıklı bir emir yayımlamış.

Söz konusu emrin, 2'nci Madsinde; "İrticai trende ivme kazandıran Kombassan, İhlas, Asya, Ülker, Yimpaş, Beğendik vb. gibi holding ve finans kuruluşları ile büyük küçük bütün irticai ticari organların faaliyetleri dikkatle izlenecek bu kuruluşların askeri ihalelere girmesi, Ordu Pazarları, Ordu Evleri, Askeri Gazinolar ve Askeri Personelin bu merkezlerden alışveriş yapmaları önlenecektir." ifadesi yer alıyor. "5.K.K.K.lığı tarafından 21 Ocak 2002 tarihinde, Genkur. Bşk.lığının 06 Mayıs 1997 tarihli "Batı Harekat Konsepti" emri ile 20 Haziran 1997 tarihli "İslami Grupların Sermaye Sektörüne Yönelik Faaliyetleri" emrinin yeniden değerlendirilerek güncelleştirilmesi teklif edilmiştir." ibaresi ile biten 1 sayfalık yazı bulunduğu belirtiliyor.

ÖZDEN ÖRNEK: SİYASİ GELİŞMELERİ DAHA ÇOK TAKİP EDECEĞİZ

Ergenekon'un ikinci iddianamesinde, Özden Örnek'in günlüğünde kuvvet komutanları ile yaptığı görüşmenin ardından bahriye işlerinden çok siyasi gelişmeleri takip etme kararı aldığı anlaşılıyor. Örnek, komutanlarla yaptığı görüşmenin ardından "Anlaşılan bundan sonra siyasi gelişmeleri daha çok takip edeceğiz." diyor.
İddianamede yer alan "02 Eylül 2003" başlıklı notta Örnek, "Sabahleyin Kara Kuvvetleri Komutanını ziyarete gittim. Bu ziyarete Hava Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı da katıldı. Genelde bundan sonra ne gibi hareket etmemiz hakkında konuştuk. Ben kendilerine özel bir çalışma yaparak bir durum analizi ve öneriler hazırlamamızı önerdim. Kabul ettiler. Anlaşılan bundan sonra bahriye işlerine daha az zaman ayırıp siyasi gelişmeleri takip etmek zorundayız." diyor. Bundan sonraki notu "6 Eylül 2003" tarihinde alan Örnek, "Yapmakta olduğum özel çalışmayı tamamladım ve ilgililere gönderdim."

AK PARTİ'NİN BÖLÜNMESİ İÇİN PLANLAMALAR YAPILMIŞ

''Ergenekon'' soruşturmasının ikinci iddianamesinde, Kıvanç Değirmenci kod adlı İsmail Yıldız ile Levent Ersöz arasında yapılan görüşme metni çözümünde; AKP'nin bölünmesi ile ilgili konuşmalar yaptıkları belirtildi.
İddianamede şu ifadelere yer verildi; "İsmail Yıldız'ın AKP'nin bölünüp parçalanmasının çok kolay olduğunu söylediği, bu çerçevede "hadiseden milletvekillerinin hepsi bu şekilde tesir edecek hale geldiler. Orada 219 tane milletvekili AKP'den kopacak durumda, bu sayı 250 ye çıkabilir." dediği,

Görüşmenin devamında bu durumu Mehmet A.'a anlattığını ve AKP içerisinde sadece 55 tane DYP kökenli milletvekili olduğunu, 40 milletvekilinin MHP kökenli olduğunu, 60 milletvekilinin ise ANAP geçmişi olduğunu söylediğini, fakat bunun için gerginliğin tırmandırılması gerektiğini ifade ettiği, bunun üzerine Levent Ersöz'ün "gerilimi kim tırmandıracak, nasıl tırmandıracak" dediği, İsmail Yıldız'ın da "gerilimi de bir şekilde TSK tırmandırabilir. Stratejik olarak ama dini noktalar üzerine değil de milli noktalar, idari yapı ya da hukuk konularında sıkıştırabilir" "gerilimi orada tırmandırırsa, Ağar ılımlı mesajları vermeye devam ederse, hatta biraz daha yoğunlaştırırsa bunu, AKP nin milletvekillerinin DYP ye geçmesi için meşru bir zemin oluşur" dediği, Levent Ersöz'ün de "yani korkup kaçan mı olur" dediği, İsmail Yıldız'ın "hem korkup kaçan olur, hem de DYP böyle bir durumda en iyi adres galiba" dediği,

Görüşmenin devamında; İsmail Yıldız'ın Ali Müfit G.'nın AKP'den kopartılması gerektiğini öne sürerek "Ali Müfit Beyi mutlaka koparmamız lazım. Ali Müfit Bey, gelecekte Türkiye'deki Tayyip Beyin pozisyonunu doldurabilecek siyasi olarak görülüyor" dediği,

Görüşmenin devamında; Mehmet A.'ı ne şekilde yönlendirdiğini anlattığı, bu çerçevede Mehmet A.'a, Türkiye'deki işsizlik sorununu çözeceğini ve ekonomi ile ilgili vatandaşı ikna edebilecek söylemlerde bulunmasını tavsiye ettiğini, bundan sonraki süreçte de Meclise yöneleceklerini söylerken "Meclis içerisinde bazı milletvekillerinin hiç değilse milli ve dini duygularıyla bir şekilde oynayalım, oradan bir grubu DYP'ye angaje etmeye başlayalım" dediğini,

Görüşmenin sonlarına doğru İsmail Yıldız'ın yerel seçimlerde AKP nin ciddi anlamda oy almasının engellenmesinin gerektiğini söylediği anlaşılmıştır."
MÜTERCİMLER, ERGENEKON'LA İLGİLİ BELGELER YAYINLAMAMIŞ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde, Sanık Erol Mütercimler'in, 2005 yılında Ergenekon'la ilgili belge geldiği ancak yayınlamadığı belirtiliyor.
Savcılık beyanında Mütercimler, "Bir gün haber merkezine 3 yıl önce Ergenekon diye bir dosya geldiğini, o dosya içinde Ergenekon' a ait bir çok bilgi ve belge olduğunu, televizyondaki bir arkadaşının bunun yayınlanmasını söylediğini, kendisi de bunu yayınlamayalım, arşive atalım, demokrasi tarihine geçsin dediğini, daha sonra yayınlamadıklarını" dediği ortaya çıktı. Mütercimler'in ifadesi 4 Temmuz 2008 tarihli.

EMEKLİ ALBAY ATİLLA UĞUR, EVİNDE BULUNAN İSTİHBARAT BELGELERİNİ KURUMA VERMEYİ UNUTMUŞ

Ergenekon davasının ikinci iddianamesindeki tutuklu sanıklardan emekli Albay Hasan Atilla Uğur'un emniyette ve şüpheli olarak götürüldüğü savcılıkta susma hakkını kullandığı öğrenildi. Uğur'un evinde bulunan fişleme kayıtlarının görev icabı yaptığı çalışmalar olduğunu, ancak bunların kuruma vermeyi unuttuğu belgeler olduğunu savundu. Mustafa Balbay ile makamında yaptığı görüşmeleri gizlice kayıt altına aldığını da itiraf etti.
13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ikinci iddianamesinde, emekli Albay Uğur, silahlı terör örgütü yönetme, hukuka aykırı olarak kişilerin verilerini kaydetmek, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı silahlı isyana tahrik etme, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmekle suçlanıyor. Ergenekon davası savcılarına ifade veren Uğur'un, emniyet vek savcılık sorgusunda aynı branşta hizmet ettiği kişilerin yanında beyanda bulunmak istemediğini, savcılığa geldiğinde gösterilen evraklar kimi basın yayın organlarına da konu olduğu, bunun belli bir oyunun parçası olduğunu düşündüğü dokümanlar olduğunu, bu tür bir örgütlenme ile irtibatlı gösterilmenin ağrına gittiğinden dolayı ifade vermediğini analttı.

Yaptığı fişlemelerin yaptığı görevi ile ilgili olduğunu anlatan Uğur, Muvazzaf olduğu dönemde Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı Teknik İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yaptığını, bu dönemde doğal olarak kendisine yoğun bir şekilde istihbarat akışı olduğunu, bununla alakalı arşivlemesinin bulunduğunu, kişilerle alakalı fişleme olarak iddia edilen kayıtların da göreviyle alakalı yerine getirdiği işlemler olduğunu savundu. Emekli olduktan sonra bu bilgilerin çoğunu kurumuna iade ettiğini, ancak aramalar sırasında el konulan belgeler arasında çıkan bu tip belgeler ise tamamıyla gözden kaçtığı için iade edilmeyen belgeler olduğunu ileri sürdü.

Son bir senedir emekli olduğunu ve altı aydan beri merkezi Ankara'da olan savunma sanayi ile ilgili bir şirketinin olduğunu açıklayan emekli Albay Atilla Uğur, dosyada ismi geçen Bülent G.'yı, Minex danışmanlık şirketi sahibi olarak 4 yıldır tanıdığını, Bülent'in ticari birikiminden şirketi için bir yararı olacağını düşündüğü için yoğun bir diyalog içinde olduğunu, mesleki yönerge gereği muvazzaf subay olduğu dönemde kod adının Kürşat Bozkurt olduğunu, bu ismini bilenlerin zaman zaman bu isimle hitap ettiklerini, dosyanın şüphelilerinden Barbaros Hayrettin Altıntaş ile akrabası olan devre arkadaşı Ali Ergülmez vasıtasıyla tanıştığını ve muhtaç olduğundan işe yerleştirdiğini anlattı.

Şüpheli Sinan Aydın Aygün'ü ve Veli Küçük'ü tanımadığını, Ergun Poyraz'ı Ankara'da çalıştığı dönemde komutanları tarafından gönderilen bir kişi olarak tanıdığını, kendisinin korunmak için yardım talebinde bulunduğu, zaman zaman resmi makamında görüşmelerinin olduğunu anlattı.

BALBAY İLE GÖRÜŞMESİNİ GİZLİCE KAYDETMİŞ

Mustafa Balbay'ı tanıdığını, yaptıkları görüşmeye ilişkin gizli kayıtları da bir tape olsun diye bulundurduklarını, herhangi bir şekilde şantaj amaçlı olmadığını, böyle bir şey olsaydı bunun ortaya çıkmış olacağını, Eldiven, Yakamoz, Ay ışığı gibi kavramlarla uzaktan yakından bir ilişkisinin olmadığını bu yüzden de dosyadaki bu belgeleri de kabul etmediğini söyledi.

Genelkurmay'a ait gizli olduğu iddia edilen belgelerin şahsına ait mesleki, eğitim sırasında verilen belgeler olduğunu, evinde ele geçirildiği iddia edilen, ay ışığı ve yakamoz darbe planlarına ilişkin belgelerin internette dolaşan belgeler olduğunu, Nuray B. ve şüpheliler Tuncay Özkan ve Bedrettin Dalan ve ile yapılan görüşmelerin CD çözümlerinin daha önce aktardığı gerekçe sebebiyle kaydedildiğini önesürdü.

Yıllarca terör örgütlerine karşı nitelikli birimlerde görev yapan bir insan olarak Anayasal düzeni veya Hükümeti yıkmayı amaçlayacak böyle bir örgütlenmenin içerisinde yer almasının mümkün olmadığını anlatan emekli Albay, kendisine ait olduğu söylenen belgelerle hiçbir ilgisinin olmadığını, bazı eylemlerinin söz konusu olabileceğini yani bir kısım belgeleri gözden kaçtığı için kurumuna iade edemediğini bu yüzden pişmanlık duyduğunu, tutuksuz yargılanmak istediğini, Abdullah Öcalan'ı 8 ay boyunca sorgulayan ekibin içerisindeki tim komutanı olduğunu, bu yüzden üç ayrı örgütün ölüm listesinde bulunduğunu Ergenekon savcılarına anlattı.

BALBAY'A AİT HAFIZA KARTINDA GENELKURMAYI'IN GİZLİ BELGELERİ ÇIKTI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde, sanıklardan Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay'a ait bir hafıza kartında Genelkurmay Başkanlığı'na ait çok gizli belgelerin bulunduğu tespit edildi. İddianamedeki konuyla ilgili kısımda şu ifadeler yer alıyor:
"1 adet flas_canon_128 mb flash belleğin alınan imajında yapılan incelemede; '14.10.2007.doc' isimli Word belgesinde, TBMM tarafından alınan Sınırötesi Operasyon kararı sonrası Genel Kurmay Harekat Başkanlığı tarafından yapılan toplantının ve alınan kararın belirtildiği 2 sayfa doküman,

'dış isth.pdf' isimli pdf dosyasında 1 sayfa İrticai Unsur ve Risk Unsurları Aylık Faaliyet Raporu (Ağustos 2007) olduğu görülmüştür.

'Dış tehdit. pdf' isimli pdf dosyasında; ülke bilgi notları takdimi başlıklı ve gizli ibareli doküman ve

'Eylem Planı Metni.doc' isimli Word belgesi içerisinde aşağı şekilde başlayıp sona eren 7 sayfa hazırlanmış doküman olduğu görülmüştür."

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI, ERGENEKON'UN TSK İÇİNDE YER ALDIĞI İDDİALARINI REDDETTİ

Ergenekon'un 2. iddianamesi'ne göre soruşturmayı yürüten savcılar, Genelkurmay Başkanlığı'na, TSK bünyesinde "Ergenekon Silahlı Terör Örgütü" gibi bir yapılanma olup olmadığını sordu. Savcılar, böyle bir oluşumun TSK içinde yer almadığı yanıtını aldı.
İddianamenin "Ergenekon Silahlı Terör Örgütü" isimli başlıklı bölümünde hukuk devleti olan Türkiye'de kurumlar içerisinde "bilgi dâhilinde" Ergenekon türü bir yapılanma kurulamayacağının açık olduğu belirtilirken, bazı örgüt dokümanlarında "Ergenekon Silahlı Terör Örgütü"nün Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde faaliyet gösterdiğinin açıklıkla ifade edildiğine dikkat çekiliyor. Söz konusu durumun Genelkurmay Başkanlığı'na sorulduğuna değinilen iddianamede gelen cevap şekilde anlatılıyor: "Böyle bir oluşumun Türk Silahlı Kuvvetleri ve Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde bulunmadığı, bazı dokümanlarda Türk Silahlı Kuvvetlerine ait olduğu görüntüsü verecek emarelere rastlanıldığı, bu tür uygulama ve çalışmaların Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya yönelik planlı ve kasıtlı işlemler olduğu, söz konusu belgelerin; Türk Silahlı Kuvvetlerine ait belgelerin yazım teknikleri taklit edilerek veya bilgisayar teknikleriyle kurgulanarak oluşturulduğu, son zamanlarda bu tip olaylarla sıklıkla karşılaşıldığı, yapılan adli soruşturmalarda kendisine rütbeli şahıs görüntüsü veren kişilerin çeşitli oluşumlarda ve ticari kuruluşlarda Türk Silahlı Kuvvetleri ile yakın ilişki içinde olduğu yönünde izlenim yaratarak illegal yollarla menfaat temin etmeye çalıştıkları, bunlardan bazılarının geçmişte üniforma giymiş olmalarının Türk Silahlı Kuvvetleri ile halen bir ilişkileri olduğunu göstermeyeceği, bu tip faaliyetlerin gerek kamuoyunda gerekse Türk Silahlı Kuvvetlerinde esefle karşılanacağı"' bildirilmiştir."

UFUK MEHMET BÜYÜKÇELEBİ'NİN EVİNDE ÇOCUK PORNOSU GÖRÜNTÜLERİ ELE GEÇİRİLDİ

2. Ergenekon İddinamesinden: Ufuk Mehmet Büyükçelebi'nin evinde çocuk pornosu görüntüleri ele geçirildi
İSTANBUL (CİHAN) - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde,

"Şüphelinin (Ufuk Mehmet Büyükçelebi) ilimiz Büyükçekmece ilçesi Esenyurt Yenikent Mahallesi Bahçekent Sitesi Villa No:37, D:1 sayılı ikamette yapılan aramada elde edilen;

(8) Adet dip kısmında iğne izi olan Boş Kovan, (7) Adet 7 mm çaplı MKE yapımı Fişek, (45) Adet 9 mm çaplı MKE yapımı Fişek, (1) Adet 5789 seri numaralı 9 mm çaplı Browning marka Ruhsatsız Tabanca ve Şarjör


Büyükçekmece ilçesi Esenyurt Yenikent Mahallesi Bahçekent Sitesi Villa No:37, D:1 sayılı evde yapılan aramada el konulan Benq marka 9H01T21N146460506ZDHR502 seri numaralı diz üstü bilgisayar incelendiğinde;

(1) Adet 26 dakika 27 saniye süreli, 16-17 yaşlarında olduğu değerlendirilen bir kız çocuğunun çocuk pornosu görüntülerinin bulunduğu,

(1) Adet 07 dakika 52 saniye süreli 12-15 yaşlarında olduğu değerlendirilen bir kız çocuğu ile 12-15 yaşlarında olduğu değerlendirilen bir erkek çocuğun çocuk pornosu görüntülerinin bulunduğu,

(1) Adet 16 dakika 37 saniye süreli, 15-17 yaşlarında olduğu değerlendirilen bir kız çocuğunun çocuk pornosu görüntülerinin bulunduğu,

(1) Adet 03 dakika 26 saniye süreli, 12-13 yaşlarında olduğu değerlendirilen bir kız çocuğunun çocuk pornosu görüntülerinin bulunduğu,

(1) Adet 03 dakika 05 saniye süreli, 15-16 yaşlarında olduğu değerlendirilen bir kız çocuğunun çocuk pornosu görüntülerinin bulunduğu tespit edilmiştir.

Quantum 2G81401029_2.1GB seri numaralı hard disk içerisindeki yapılan incelemesinde;

(2) Adet 15-17 yaşlarında olduğu değerlendirilen iki erkek çocuğun cinsel ilişkilerini gösterir çocuk pornosu kapsamında fotoğraf bulunduğu tespit edilmiştir."

"ERGENEKON, 1983'TE İLK BAŞBAKANINI ÇIKARMAYA ÇOK YAKLAŞMIŞ"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde Erol Mütercimler'in bilgisayarında bulunan belgede yakın tarih ve Ergenekon ile ilgili ilginç detaylar yer alıyor. Söz konusu belgede Ergenekon örgütünün 1983 seçimlerinde "ilk başbakanını çıkarmaya" çok yaklaştığı; ancak halkın "Turgut Özal dediği" belirtiliyor.
Belgede Ergenekon ile ilgili ilk ciddi çalışmanın Can Dündar ve Celal Kazdağlı tarafından hazırlanan "40 dakika" belgeseli olduğu kaydediliyor. Ancak eserin, bilgi yanlışları olmamasına rağmen son derece ciddi değerlendirme eksikliğine sahip olduğu aktarılıyor ve Ergenekon'u Alparslan Türkeş, Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Korkut Eken, Mehmet Ağar gibi çoğu ülkücü kökenlilerin kurduğu bir mekanizma olarak ortaya koyduğuna değiniliyor. Ancak filmin perde arkası kahramanları çok iyi saklandığı dile getiriliyor. Bunun için de "Can Dündar, Ergenekon'un asıl unsurlarına hiç dokunmadan figüranlar üzerinden yorumlarla işi geçiştiriyor" ifadesi kullanılıyor.

Ergenekon'un tarifinin yapıldığı belgede örgütün teknik olarak faaliyet alanları yurt dışı ve yurt içi olmak üzere ikiye ayrıldığı anlatılıyor. Ergenekon'un, Türkiye'deki mevcut rejimin gerçek hâmisi olduğuna yürekten inandığı ve bu inanç güç ile birleşince belirlediği 'iç düşmanları' yok etmek, pasifize etmek hatta ortadan kaldırmak için yapmayacağı ve yapamayacağı hiçbir faaliyet olmadığı kaydediliyor. Devamında ise "Tertip, komplo, iftira, suikast vs...Onlara göre amaç meşru ise yöntemin legal ya da illegal olması önemli değil. Örneğin şimdiye kadar legal ve illegal karton İslami örgütler kurdurmakta, bunların legal olanını sokak hareketlerinde, illegal olanını da birtakım gizli operasyonlarda kullanmakta bir beis yok. Burada kilit nokta Ergenekon'un kimi, hangi kriterlere göre düşman ilan edeceği." deniliyor.

Devamında Ergenekon'un dünyada tek olmadığı, devletin olduğu yerde bir 'derin devlet'in öyle ya da böyle mutlaka var olduğu, birçok NATO ülkesinde Gladio, Rüzgar Gülü, Süper NATO, Gehlen Harekatı gibi isimlerle bulunduğu anlatılıyor. Örnek olarak da İtalyan Gladio'nun soğuk savaş döneminde NATO tarafından kurdurulmasının arkasında SSCB'nin sol fikir ihracına karşı milliyetçi unsurların savaş gücü olarak oluşturulmasının olduğu, ama İtalya'nın bu yapılanmayı meşru kabul etmediği ve büyük mücadelelerle tasfiye etti ya da tasfiye etmek zorunda bırakıldığı dile getiriliyor.

Aynı paralelde 1960'lı yıllarda Türkiye'de de benzeri bir yapılanmaya gidildiği aktarılarak "1983 seçimlerinde Ergenekon ilk başbakanını Türkiye'den çıkarmış olacaktı ki olmadı. Halk Turgut Özal demişti" ifadeleri kullanılıyor.

YAŞAR BÜYÜKANIT'IN KORUMA PLANLARI İŞÇİ PARTİSİ'NDEN ÇIKTI

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 2. Ergenekon iddianamesinde İşi Partisi Genel Merkezi'nde bulunan CD içerisinde emekli Genelkurmay Başkanı Orgenral Yaşar Büyükanıt'a yönelik suikast içerikli bilgiler ortaya çıktığı belirtiliyor. CD'nin içerisinde Büyükanıt'ın yapacağı ziyaretlerle ilgili koruma planlarının bulunduğu belitilen iddianemede, örgüt üyelerinin belirli tarihlerde amaçlarına aykırı hareket eden dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt'a suikast planladıkladıkları iddia ediliyor.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianemede dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı ve emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'a suikast planı hazırlandığı belirtiliyor. İşçi Partisi Genel Merkezi'nde yapılan aramalarda ele geçirilen CD'de "Hikmet Çiçek'e ulaşanlar" klasörü içerisindeki "Koruma Planı" isimli 08 Şubat 2005 tarihli ve "Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın koruma planı" başlıklı yazıda Büyükanıt'ın İzmir ve Balıkesir ziyaretlerindeki koruma planı olduğunun anlaşıldığı belirtildi. Büyükanıt'ın, örgütün amacına aykırı davandığını ve bu nedenle hakkında suikast planı hazırlandığı belirtilen iddianemede, "Belirli tarihte ve yine belirli yerlere olan ziyaretlerindeki koruma planının yetkisiz sivil kişilerin elinde bulunması, soruşturma genelinden örgüt amaçlarına aykırı davrandığı düşünüldüğünden dolayı hedef haline getirildiği anlaşılan dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt'a yönelik bir eylem hazırlığı yapıldığı şüphesini akla getirmekte ise de, bu eylemin hazırlık hareketlerinin tamamlanıp teşebbüs aşamasına geçtiğine dair delil elde edilemediğinden suç isnadına konu edilmemiştir." ifadeleri yer aldı.

M. KEMAL U., KÜRTÇE YAYINLARIN DURDURULMASI İÇİN DEMİREL'E MEKTUP YAZMIŞ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde, M. Kemal U.'nun televizyonlarda Kürtçe yayınların durdurulmasına ilişkin 61 adet mektup yazdığı belirtildi.
Org. Hilmi Ö., Hurşit Tolon, Şener Eruygur, Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Süleyman Demirel'e gönderilen mektupta "kangren olan bacağın vaktinde kesilmesi" talebinde bulunulduğu öne sürüldü.

ERGENEKON, DESTEKLEDİĞİ PARTİLERİ BİR ÇATI ALTINDA BİRLEŞTİRMEK İSTEMİŞ

Ergenekon soruşturması kapsamında mahkemece kabul edilen ikinci iddianamede, 2004 yılındaki mahalli idareler seçimleri öncesinde Ergenekon örgütünün bazı partileri destekleyerek bir çatı altında birleşmeleri için çalışma yaptığı yer aldı. Atatürkçü Düşünce Derneği'ndeki aramada bulunan 13 numaralı cd (ADD) ve Emekli Orgeneral Hurşit Tolon'dan ele geçirilen 3 numaralı cd içinde olduğu belirtilen "Cumhuriyet Çalışma Grubu" başlığı altındaki sunumda mahalli seçimler öncesinde ortamın şekillendirilmesi başlığı altında çalışmalar yapıldığı belirtildi. Bu çalışmalar kapsamında AK Parti'nin güç kazanmasının önüne geçmek için merkez sağda alternatif bir partinin oluşturulması ve DYP ile ANAP'ın DYP çatısı altında birleştirilmesi çalışmalarının yer aldığı belirtildi.
İddianamede, 2004 yılı Mart ayında yapılan Mahalli Genel Seçimler öncesinde ortamın şekillendirilmesi başlığı altında AKP'nin seçimlerden güç kazanarak çıkmaması için yapılması gerekenlerin anlatıldığı belirtildi. Buna göre "Merkez sağda alternatif bir partinin yaratılamaması halinde AKP'nin seçimden fazlasıyla güçlenerek çıkacağı, ANAP liderinin merkez sağ partilere ve gizli olarak DYP'ye birleşme talebinde bulunduğu, Bu yönde alınan bilgilere rağmen, taraflardan birinin desteklenmemesi halinde birleşmenin gerçekleşmeyeceği" belirtilmiştir, denildi.

Ayrıca Partilerin son 10 yılda yapılan seçimlerde aldıkları sonuçların ayrıntıları ile incelendiği, DYP, ANAP ve MHP'nin parti yönetiminde görev alan kadroları ve İl Başkanı seviyesine kadar tespit edildiği, partide söz sahibi kişilerin biyografik istihbaratlarının yapıldığı belirtilmiştir" denildi. Ele geçirilen CD'ler içindeki slaytlarda dönemin ANAP Genel Başkanı Ali Talip Özdemir ve Nesrin Nas hakkında da biyografik olarak istihbarat çalışmaları yer aldığı belirtildi. CD'nin son kısmında DYP ile ANAP'ın aynı çatı altında birleştirilme çalışmalarından bahsedildiği kaydedildi. Buna göre elde edilen biyografik istihbaratlar değerlendirilerek "Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı'nın daha güvenilir olduğu ve bu nedenle Mehmet Ağar'ın desteklenmesi gerektiği, Mahalli Genel Seçimlerden önce DYP ve ANAP'ın DYP çatısı altında birleşmeleri, birleşme kısa vadede mümkün olmaz ise Mahalli Genel Seçime ittifak ile girilmesinin sağlanması gerektiği, ayrıca kısa vadede, sayıları 55'i bulan DYP kökenli AKP milletvekillerinden mümkün olduğu kadar çoğunun Mahalli Genel Seçimden önce DYP'ye transfer edilmesi, bu sayede DYP'nin mecliste grup kurmasının sağlanması gerektiği belirtilmiştir" ifadelerinin yer aldığı açıklandı.

- TURGUT ALTINOK, DYP'YE ANGAJE EDİLMEK İSTENMİŞ -

İddianamede, ele geçirilen CD'lerde eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in de isimleri yer aldı. 2004 yılı Mahalli Seçimleri'nde "Gürtuna'nın DYP'ye angaje edilmesi ve Ankara'da Gökçek ile Recep Tayyip Erdoğan'ın arasındaki güvensizlik ortamından istifade edilmesi" ifadeleri bulunduğu belirtildi. Gökçek'in saf dışı edilerek Turgut Altınok'un DYP'ye angaje edilmesi, diğer illerde de aday şahsiyetleri bazında benzer çalışmaların yapılması gerektiğinin anlatıldığı belirtildi.

- R.T.ERDOĞAN VE HÜKÜMETİNİN KAMUOYUNDA KÜÇÜK DÜŞÜRÜLMESİNİN ÖNEM ARZETTİĞİ... -

Ele geçirilen CD'lerde Başbakan Erdoğan ve hükümet ile ilgili çarpıcı bilgelerin de bulunduğu belirtildi. Buna göre "R.T. ERDOĞAN ve hükümetinin laiklik ve dinsel temelli argümanlar yerine; Kamu Yönetimi Yasa Tasarısının ulusal birliğimizi ve üniter yapımızı tehdit eden durumu, Irak, Kıbrıs, Yunanistan ve Ermenistan politikalarındaki gayri milli yaklaşımlar, Uzan grubuna yönelik tutumdaki sapmalar, Etnik köken ayrımcılığı yapması ve gayri ahlaki tutum ve davranışları kullanılarak kamuoyunda küçük düşürülmesinin önem arz ettiği" ifadelerinin yer aldığı belirtildi.

İddianamede Cumhuriyet Çalışma Grubu'nun (CÇG) faaliyet gösterdiği yer ile ilgili tespitlere de yer verildi. CÇG ile ilgili olarak "Mehmet Şener Eruygur'un genel başkanlığını yaptığı ADD Genel Merkezinde yapılan aramalarda ele geçirilen 13 nolu CD içersinde ve Ahmet Hurşit Tolon'dan ele geçirilen 3 nolu CD içerisinde, Cumhuriyet Çalışma Grubu başlıklı (9) adet power point sunumu olduğu görülmüş, bu sunumların yapılan incelemesinde ise, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde Cumhuriyet Çalışma Grubu adı altında illegal bir yapı oluşturulduğu ve bu oluşum adı altında, bir taraftan sözde "Yıkıcı, bölücü ve irticai unsurlar" ile mücadele adı altında ülkede "Darbe zemini" oluşturmak için birçok legal-illegal faaliyetler planladıkları, yapılan araştırmalarda da bu faaliyetlerin bir kısmının uygulamaya konulduğu görülmüştür" ifadeleri yer aldı.

SİNAN AYGÜN ÇANKAYA BELEDİYESİ'NİN İMAR İZİNLERİNDE ETKİLİ OLMUŞ

- 2. ergenekon iddinamesinden: Sinan Aygün çankaya belediyesi'nin imar izinlerinde etkili olmuş
- ANKARA TİCARET ODASI BAŞKANI SİNAN AYGÜN'ÜN TELEFON KONUŞMALARINDA ÇANKAYA BELEDİYESİ'NDE BEKLEYEN İMAR DOSYALARI İÇİN DEVREYE GİRDİĞİ ORTAYA ÇIKTI.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ün telefon konuşmalarında Çankaya Belediyesi'nde bekleyen imar dosyaları için devreye girdiği orta çıktı.İddanamedeki telefon katyıtlarında:


Tape no:4985' de kayıtlı 16.06.2008 tarihinde saat 19.46'da Adnan B. ile yaptığı görüşmede özetle; Sinan Aygün'ün: 10 dakika evvel Çankaya Belediye başkanı aradı dediği,

ADNAN B.'in: Ha dediği, Sinan Aygün'ün: Dedi ki senin o arkadaşının iki tane parseli vardı yeni imar değişikliği yapmış önümüze geldi. Şu an toplantıdayız ona itiraz etmedik bugün de son günüydü bilmem ne. Parsel bir iki parsel mi ne. Ona aç böyle yaptığımı delikanlı olduğumu söyle dedi kendisine dedi yeni yaptığı şeylere itiraz ederdik ama dedi bugün son günüymüş dedi yine itiraz etmedik dedi ona haber ver dedi ne deyim yani niye arayım sen ona öyle söyle dedi ben (bir kelime anlaşılmıyor) aldım söyledim üstündeki görevi at dediği,

"ERGENEKON HAYATTA KALMAK İÇİN KEMALİZMİ REDDEDEN İSLAMCILARI ÜRETTİ"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde Erol Mütercimler'in bilgisayarında bulunan belgede yakın tarih ve Ergenekon ile ilgili ilginç detaylar yer alıyor. Söz konusu belgede Ergenekon'un nasıl kurulduğu, geliştiği, yakın tarihte hangi sebeplerle ne gibi değişimlere gittiği anlatılıyor.
Ergenekon örgütünün bir benzeri olan İtalya'daki Gladio tasfiyesinin ardından Türkiye'de de benzeri bir tasfiyenin yaşanacağı, çünkü NATO'nun böyle bir örgüte ihtiyacı kalmadığı fikirleri savunuluyor. Ancak Ergenekon'un kendi dinamiklerini ve gücünü bulduktan sonra kendi kendisini yok etmeye yanaşmayacağı ve savunma refleksleri göstereceği, yaşamak istiyen Ergenekon'un da kendi hayatiyetini devam ettirebilmek için içeride tükenen sol fikriyatın yerine ikame edeceği yeni bir düşmana, yeni bir hayat eğrisine ihtiyaç duyduğu aktarılıyor. Ardından "Bu düşman kısa zamanda tespit edildi: Kemalizm'i reddeden İslamcı akımlar!" ifadesi kullanılıyor.

Söz konusu belgede ardından şu ifadeler yer alıyor: "1996 yılında kurulan Refahyol hükümeti döneminde şimdilerde sokakta özgürce gezen Ali Kalkancı, Emire Kalkancı, Fadime Şahin, Müslüm Gündüz ve Sincan olayları döneme damgasını vurmuş ve nerede ise 28 Şubat Süreci'nin gerekçeleri haline gelmişlerdi. Bu olaylar hep fare kaç-kedi tut oyunu idi. Şimdilerde Ali Kalkancı'nın tekstil işi ile uğraştığını, Emire Kalkancı'nın bambaşka bir yaşantı içinde olduğunu, Fadime Şahin'in de restorant işlettiğini söylersek ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır."

AK PARTİ İKTİDARINI DÜŞÜRMEK İÇİN AYTAÇ YALMAN'I GETİRME PLANI YAPILMIŞ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde "TSK'da büyük operasyon" başlığında, AKP iktidarını düşürmek için Org. Hilmi Özkök istifa ettirilerek yerine Aytaç Yalman'ın getirileceği bilgisi yer alıyor.
İddianamede, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına, Orgeneral Hurşit Tolon, Fevzi Türkeri, Oktar A. ile E.Org. Çetin D. ile bazı korgeneral, tümgeneral ve tuğgenerallerin bulunduğu çok sayıda generalin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ü istifa ettirme çabasında içinde oldukları bilgisine yer verildi.

İddianamede, bunun için sivil toplum örgütleri, basının faaliyete geçirilmesi gibi bir takım eylem planı hazırlığında oldukları ve Org. Yaşar Büyükanıt'ın yerine Org. Eruygur'un, K.K.K olabilmesi için çaba harcanmasının kararlaştırıldığı ifade ediliyor.

EROL MÜTERCİMLER'DEN HEM MASON LOCASI ÜYESİ, HEM DE AJAN DİYE BAHSEDİLİYOR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde yer alan bazı belgelerde, sanıklardan Erol Mütercimler'in ajan olduğuna dair görüşler de yer alıyor. Şüphelilerden Bekir Öztürk'ün dijiyal incelemelerinde ele ortaya çıkarılan postalarda Nejat isimli bir kişi ile Güler Kömürcü arasında geçen bir diyalog yer alıyor. Güler Kömürcü, Nejat isimli şahıs ile görüşmesinde Erol Mütercimler'in 111 denilen bir mason locasına üye olduğunu söylüyor. Nejat isimli şahıs ise Mütercimler'in bir ajan olduğunu dile getiriyor.
İddianamede yer alan söz konusu kısım şu şekilde:

Tape :1484 28.12.2007 tarihinde Nejat "..? ile Güler Kömürcü 'nün görüşmesinden özetle; Nejat'ın "Şimdi size bir evrak yolladım" "CFR'nin 4 Aralık tarihli" "Bir politika teklifi kağıdı önemli bir kağıt" "Bu günkü bana özellikle sonunu okursanız Butto'nun ne için öldürüldüğünü anlayabilirsiniz" dediği ve Pakistan'ın enerji yolu üzerinde olması, Jeopolitik konumu ve Nükleer bombalarından dolayı Amerika' nın hedefinde olduğu, Amerika' nın nükleer bombaları Müşerref ile kontrol edemediği ve bu yüzden Müşerref' in gitmesini istediği, onun gitmesini sağlamak için de iç karışıklıklar çıkartılacağını anlattığı, ilerleyen konuşmada, Nejat'ın "Bakın şimdi Türkiye de Karadeniz de Kafkasya'dan gelenler Balkanlardan gelen şu etnik gruplar var" "" Boşnaklar" "..Çerkezler bakın Erol MÜTERCİMLER bir program yaptı Çerkezlerle ilgili" dediği, Güler Kömürcü'nün de Erol MÜTERCİMLER'in 111 denilen özgür mason locasında olduğunu anlattığı, Nejat'ın "Şimdi bakın Erol MÜTERCİMLER ajan" dediği, Erol MÜTERCİMLER'in ulusalcı geçinmesine rağmen, yazdığı kitapların kafa karıştırmak için yazdığını anlatarak ""bakın şimdi Çerkezlerle Türklerin arasını açma misyonu nu vermişler onu" "Çok kötü yani çok ajan var şuan" "". Erol MÜTERCİMLER' i deşifre etmek lazım" dediği, Güler Kömürcü' nün de "Aynı görüşteyim efendim" dediği..."
SANIKLAR, MAİLLERDE GÜÇ GÖSTERİSİ YAPMIŞ

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kabul ettiği 2. Ergenekon iddianamesinde, ilginç mailler dikkat çekiyor.
İddianamede, "acikistihbarat" adlı sanık Halil Behiç GÜRCİHAN'a ait siteden gönderilen mailde "PKK Terör Örgütünün Legalleşme Faaliyetleri - ÖZEL DOSYA -.msg" isimli bir dosya olduğu ifade edilerek, şu ifadelere yer veriliyor:

"İçeriğinde DSS & öZEL BüRO digi-security@estonya.net isimli e-posta adresinden gönderilmiş bir mesaj olduğu, tutuklu sanık Erkut ERSOY'un sitesiyle de irtibatlı olduğunu,

"Spam Anlayamadım Tercümanı.msg" isimli bir E-posta dosyası içeriğinde; k. s. drkemalsahin@yahoo.com.tr isimli e-posta adresinden aydin.candabak@tercuman.com.tr isimli e-posta adresine gönderilmiş bir mesaj da ise; K. Ş.'in "Sayın Candabak" ile başlayan yazısında N.K.Z.in bir yazısı hakkında yorumlarda bulunduğu ve yazıyı ekte gönderdiğinden bahsettiği,

N.K. Z.'e ait olduğu bahsedilen "IŞIĞA DOĞRU Direnişçiler... Güç Birliğine!.." başlıklı yazıda; Kuvâ-ı Milliye başlığı altında; VAKIFLARIMIZ var... Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı... Hoca Ahmet Yesevi Vakfı... Ahmet Yesevi Vakfı...Nihayet işte tek başına bir ordu gibi Mustafa Özbek ve TÜRK METAL... ART millet vicdanının sesi oldu. Kanal B, Kanal TÜRK cephemizde... Yarı kamu kuruluşlarında direnişçiler az değil... İşte Sinan Aygün... TÜRK-İŞ ve sendikalarımız var... şeklinde ifadelerin yer aldığı, Kemal ŞAHİN'e ait e posta'nın bulunmasından bu sanık ile irtibatlı olduğu,
Ekteki Sn N. K. Z. Bey'in yazısını okudum şok üstüne şok geçirdim. Birincisi kendisini muhafazakar olarak tanıdığım eski bir bakanın nasıl olurda ülkemizin kargaşaya çekilmeye çalışıldığı bir dönemde bu tür kelimeleri çok rahat kullanması, insanları sokağa dökme çabası. "

Kemal Şahin yazılı mesaj içeriğinde. N. K. Z.

BİRİNCİ Dünya Savaşı'nın sonundaki duruma çok benzeyen yıllar yaşıyoruz... Bir ayrımı varsa, o zaman yenilenlerin yanında olmuştuk. Şimdi ise sözde yenenlerin yanında idik.

Peki ne fark etti?

Batı ittifakı yine oyunlarını bizim üzerimizde oynuyor... Oyunun temeli AB'ye Giriş Süreci üzerine kurulmuş durumda... Halkımızın fedakârlıkları üzerinde yükselen büyük sermaye yeniden düzenlendi ve teslim alındı... Basın yayın dünyamız iktisat sistemine uyumlulaştırıldı, susturuldu ve yandaş durumuna getirildi. Siyaset, siyasette ve iktisatta ince düzenlemelerle denetim altına alındı. Cumhuriyet'in temel değerleri örselendikçe örselendi...Milliyetçilik, çağı geçmiş ilan edildi. Dinimiz ılımlılaştırılıp, direniş değil, teslimiyetin aracı yapılmaya çalışılıyor.

Teslimiyet ittifakı

EVET... Söylenen söz doğru... Birbiriyle bağdaşması düşünülemeyecek kümeler bir araya getirildi... Menkıbeci din satıcıları, mukaddesat vergisi toplayıcıları, eski Maocu ateistler, eski dogmatik Marksistler, kapitallerinden başka dünyaları olmayan kapitalistler... Bunlara eskiden milliyetçi olan şimdilerde teslimiyet şarkılarının bülbülü kesilenler de eklenince manzara tamam...

Bu işler nasıl oluyor böyle? Ata'nın bir sözünü hatırlıyorum ve açıklamayı o sözde buluyorum: İstiklal benim karakterimdir. Evet... Evet... İş sanırım bu karakter sözünde... Karakteri teslim olup korunmak, güçlüye sığınıp rahat etmek olanlarla, bağımsızlığa değer veren karakter sahipleri arasında bölünme yaşanıyor.

Kuvâ-ı Milliye

NE demiştik? Mütareke ve Sevr dönemi şartlarındayız... Türkiye'yi ortadan kaldırmak isteyen güçlere sığınanlar ve onların şarkılarını çığıranlar bir yanda... Öte yanda milli kuvvetler de ayakta... Karakterlerinde bağımsızlık olanlar da az değil...

Nereden başlamalı, siyasetten mi? Milliyetçi Hareket Partisi kadroları milli duyarlılığın en keskin temsilcileri... Gözleri alev alev... Yüreklerinde yangınlar var... Saadet Partisi milli direniş söylemleri ortaya koyuyor. Basında 1950 öncesinin Milliyetçiler Derneği üyesi deneyimli bir siyasetçi var: R. K.... M. Y.'nun BBP'sini ve kadrolarını MHP kadrolarından ayrı düşünmek olabilir mi? İşte Bağımsız Türkiye Partisi ve başında H. B.... Partisi, iki TV kanalı, gazeteleriyle ve düzgün kadrolarıyla bağımsız Türkiye yolunda atak halinde... Y.O., çocukluğundan beri ülkücü ve aldığı bilincin hakkını veren çabalar içinde... Bir de partisi var... Adı, Hür Parti... Y. N. Ö., keskin zekâsı ve derin bilgi birikimiyle cephede... Partisi, HYP... AKP'de, CHP'de, DSP'de ve öteki partilerde de direnişçi ruhuna sahip çok sayıda siyasetçi var... Türk Ocakları Derneği, Aydınlar Ocağı, Ülkü Ocakları, Atatürkçü Düşünce Dernekleri ve daha birçok dernek, bağımsızlık davası yolunda uğraşlarda...

Daha nelerimiz var...

VAKIFLARIMIZ var... Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı... Hoca Ahmet Yesevi Vakfı... Ahmet Yesevi Vakfı...Nihayet işte tek başına bir ordu gibi Mustafa Özbek ve TÜRK METAL... ART millet vicdanının sesi oldu. Kanal B, Kanal TÜRK cephemizde... Yarı kamu kuruluşlarında direnişçiler az değil... İşte Sinan Aygün... TÜRK-İŞ ve sendikalarımız var...

M. B. ve Sağlık İş, her an hazır ve mücadele içinde... Nitelikli dergilerimiz, gazetelerimiz var...Yazarlarımız var... Direnişçi aydınlarımız ve halkımız var... Her şeye karşılık yüzde sekseni AB'ye giriş sürecine karşı olan halkımız... Eksiğimiz ne, Mustafa Kemal Atatürk mü? Hayır, o da var... Düşünceleriyle, mücadelesiyle ve hayat çizgisiyle içimizde... Yeter ki Ata'yı anlayalım ve içimizde yaşatalım. Onda birleşelim ve onunla birlikte direnelim. İşte yeniden diriliş yolu... Direnişçiler birleşmeli ve dirilişe ulaşılmalı..." şeklinde ifadelerin yer aldığı,

Yazı içeriğinden ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN son yıllarda etki altına aldığı ve soruşturmamıza konu birçok kişi ve kurumun irtibatlarını göstermektedir."

TURHAN ÇÖMEZ'İN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBEP HAPSİ İSTENİYOR

İngiltere'de bulunan Ergenekon sanıklarından Turhan Çömez'in, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi isteniyor.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kabul ettiği 2. Ergenekon iddianamesinde sanık Turhan Çömez, " Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak"la suçlanıyor. Çömez'in, TCK'nın 312/1. maddesine göre ağırlaştırılmış müebbet hapsi isteniyor.

Sanık Ferda Paksüt ise, "Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek"le suçlanıyor.

FERDA PAKSÜT, MAHKEME ÜYELERİNİN AİLELERİ VE ŞAHSI HAKKINDA GERÇEK DIŞI BİLGİ AKTARDI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde,
"Yapılan teknik takipler sonucunda, Anayasa Mahkemesi Başkanvekilinin eşi olan şüpheli Ferda Paksüt'ün Akşam Gazetesi Ankara haber müdürü Ersin BAL ile irtibata geçerek, özellikle bazı Anayasa Mahkemesi üyelerinin şahsı, aileleri ve yaşam tarzları hakkında gerçek dışı bilgileri aktarıp, bu hususlarda yazılı ve görsel medyada haber yapılması için adı geçene baskı yaptığı, böylece yargılama sürecini etkilemeye çalıştığı, örgüt üyesi Turhan Çömez ile irtibatının olduğu tespit edilmiştir.

03.04.2008 günü Ahmet Hurşit Tolon ile görüşen Turhan Çömez'in, onun talimatı ile Ferda Paksüt'ü aradığı ve ondan aldığı bilgileri bilahare Hurşit Tolon'a aktardığı iletişim tespit tutanakları ile anlaşıldığı, şüphelinin savunmasında, Turhan Çömez'in "Cumhurbaşkanı ile görüşeceğini biliyordum" şeklindeki açıklamasının, Hurşit Tolon'un kimliğinin deşifre edilmesini engelleme veya örgütsel konumunu bildiği Tolon'la irtibatının tespit edilmesini önlemeye yönelik olduğunu ortaya koymaktadır. Kaldı ki, şüphelinin telefonda emekli bir generalden söz ederken "o abi nasıl görüyor" şeklinde isim kullanmadan görüşme yapması, şüpheliler Hurşit Tolon ile Turan Çömez arasındaki örgütsel irtibatı bildiğini göstermektedir."

İLHAN SELÇUK: TURGAY(CİNER) HİÇ BENİ ALDATMADI NE DEDİMSE YAPTI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ile görüşen İlhan Selçuk'un vasiyeti yer alıyor. Diyelim ki ben bir gün bir karının üzerinde çöküp kaldım, öldüm. O gün ne olacak. Karar verin. O gün gazetede herkes bir tarafa gidecektir. Benim yaşardıklarım, tecrübem, en güvenilir olarak Turgay'ı (Ciner) gösteriyor.
İddianamede, ILSEL.TXT" isimli metin belgesi içerisinde İlhan Selçuk'a ait olduğu bildirilen ifadeler şöyle: Diyelim ki ben bir gün bir karının üzerinde çöküp kaldım, öldüm. O gün ne olacak. Karar verin. O gün gazetede herkes bir tarafa gidecektir. Kimi, Koç'a Sabancı'ya gidecektir. Kimi, Çapan'a zaten gazete içinde adamları var. Benim yaşardıklarım, tecrübem, en güvenilir olarak Turgay'ı gösteriyor. Hiç beni aldatmadı. Ne dedimse yaptı. Gözü kara, dediğini yapıyor. Bana Sabah'ın bilânçolarını gösterdi hep karda

Reklâm işini de halledeceğiz. Biraz zaman istiyor, o kadar sen, İbrahim, Alev, alın götürün Çukurova'yı biraz isteksiz buluyorum. Onların eli kolu bağlı gibi duruyor.

SOYSAL'A "ŞEREFSİZ" HAKARETİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde, sanıklardan Erol Mütercimler, üniversitelerdeki rektörlük seçimleri ile ilgili ilginç değerlendirmelerde bulunuyor. İddianamede yer alan ve "X Erken Şahıs" diye belirtilen birisiyle yaptığı telefon görüşmesinde Mütercimler, Boğaziçi Üniversitesi eski Rektörü Ayşe Soysal'ın üniversitedeki rektörlük seçimlerinde ikinci olmasına çok sevindiğini belirtiyor. Mütercimler, Soysal için "Şerefsiz o türbanlı kızları soktu ya ilk gün kaybetmesine inanılmaz mutluyum şerefsiz" ifadelerini kullanıyor. Devamında da konuştuğu kişi "Ve ee sana başka bişey söyliyim boğaziçinde yapılan rezilliklerin hadi hesabı yok" ifadelerini kullanıyor.
İki isim rektörlük seçimleri hakkında görüşmeye devam ederken, Mütercimler, Kocaeli Üniversitesi'ndeki seçimlerde birinci olan Sezer Komsuoğlu için de "Ona da çok mutlu oldum inanın eğer Kocaeli'ndeki kadın da gerçi bu yıl değil tabi onu da o da abi kaybederse varya nasıl sevinicem bilemezsin çok mutlu oldum" diye konuşuyor. Mütercimler, Akdeniz Üniversitesi'nde de Mustafa Akaydın'ın birinci seçilmesine çok sevindiğini dile getiriyor.

Görüşmenin bir ilginç yanı ise, Mütercimlerin yaptığı görüşmenin, rektörlük seçim sonuçlarından birgün önce gerçekleşmesi. YÖK, sonuçları 19 Haziran'da duyurmuştu.

Erol Mütercimler ve söz konusu şahsın 18 Haziran 2008'de yaptıkları görüşmenin, iddianamede yer alan metni şu şekilde:

"Tape No:4911'de, 18.06.2008 günü saat 19.42'de X ERKEK ŞAHIS ile yaptığı görüşmede özetle; X ERKEK ŞAHIS' ın "Efendim hocam" dediği, EROL M.' in "Selam sevgi abi rektörlük belli olmuş seçimler" dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "İki yüz on bir ben aldım benden sonra yüz otuz yedi var" dediği, EROL M.' in "Süper süper şimdi şeye umarımki şeye ee köşke gittiği zaman ikinci üçüncü tercihleri kullanmayacak bu adam umarız" dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "Hı Boğaz içinde Ayşe hanım kaybetti" dediği, EROL M.' in "Ona nasıl mutluyum biliyor musun o kadının kaybetmesine" dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "Evet yani bişey söyleyimmi içten içe bende sevindim" dediği, EROL M.' in "Hayır abi ben sana söyliyim şerefsiz o türbanlı kızları soktuya ilk gün kaybetmesine inanılmaz mutluyum şerefsiz" dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "Ve ee sana başka bişey söyliyim boğaziçinde yapılan rezilliklerin hadi hesabı yok" dediği, "" Dökümanlarla götürüyo sekretere veriyo hepsi çöp şeye atıyorlar çöpe atıyorlar" dediği, EROL M.' in "Allah kahretsin" dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "İnternetten adam ulaşamıyo bizde her şey ulaştı neler küfürler bile geldi" dediği, EROL M.' in "Şerefsizler ya" dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "Evet evet" dediği, EROL M.' in "Ona da çok mutlu oldum inanın eğer Kocaeli'ndeki kadın da gerçi bu yıl değil tabi onu da o da abi kaybederse varya nasıl sevinicem bilemezsin çok mutlu oldum" dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "Onun yalnız bi senesi var onun bi senesi var" dediği, EROL M.' in "Evet ben onu diyorum ya ağabeycim" dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "Evet" dediği, EROL M.' in "Bi senesi var" dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "Akdenizde de şey aymış Mustafa ee" dediği, EROL M.' in "Yine Mustafa hocamı almış" dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "Evet" dediği, EROL M.' in "İyi iyi iyi" dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "Doksan altı oy farkla" dediği, EROL M.' in "Süper iyi dur bakalım abi tercihler nolcak sizde umuyorumki yukarıda bi oyun oynamıycak ama bu duruma geldikten sonra memleket oralarda oyun ayabileceğini artık o cesareti göstereceklerini zannetmiyorum dediği, X ERKEK ŞAHIS' ın "Öyle sanıyorum öyle sanıyorum" dediği, EROL M'in "Abi yüz yüze geliyoruz görüşmek üzere" dediği,"

DARBE PLANLARI AYRINTILI OLARAK YER ALIYOR

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli Oramiral Özden Örnek ve Mustafa Balbay'ın günlüklerindeki notlara Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde geniş yer veriliyor.

İddianamede, Özden Örnek'e ait günlüklerle ilgili şu bilgilere yer veriliyor: "2003-2005 yıllarına ait günlükler incelendiğinde, her gün olmasa da 3-5 gün aralıklarla notlar tuttuğu, bu notlar içerisinde o yıllarda yapmayı tasarladıkları darbenin planları ve darbe sürecini anlatır notlar olduğu görülmüştür."

Özden Örnek'in 2003-2005 yıllarına ait notların 1004 sayfa olduğu ve notlarda darbe planı ve hükümetin devrilmesi ile ilgili bölümlerin detaylı bir şekilde yer aldığı belirtiliyor. Günlüklerin "19- 25 Mayıs 2003" başlıklı notunda şöyle deniliyor; "23 Mayıs günü PBS denetleme sonuçlarını tartıştık Çok önemli sonuçlar çıkarılmış, bazı engeller var" Akşam Sevil ile beraber Sarıyer'de I. Ordu Komutanı ve eşi tarafından Genelkurmay Başkanı ve komutanlar onuruna verilen akşam yemeğine gittik. Bizimki ve havacı yoktu. Kara Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanı ile yaptığımız görüşmelerden anladığım, Genelkurmay Başkanı'na karşı tam bir tavır oluşmuş vaziyete. Kendisini yumuşak ve korkak buluyorlar. Ayrıca AKP ile ilişki içinde olduğundan şüpheleniyorlar. Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Mustafa Balbay, Jandarma Genel Komutanı'na gelerek 'Bildiklerimi bir yazarsam kaçacak delik bulamaz' demiş. Bugün ayrıca Cumhuriyet gazetesinde 'Genç subaylar AKP'den tedirgin' başlıklı bir haber yayınlandı."

Ajanslar

Güncel Haberleri

Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı
Bütçeyi festivale değil vatandaşa ayırın
İran'ın denizaltıları Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol ediyor?